ABD Başkanı Donald Trump’ın 1915 olayları hakkında “soykırım” ifadesini kullanmaması, ABD’deki Ermeni lobisi Amerika Ermeni Ulusal Komitesi’ni (ANCA) rahatsız etmiş, Ermeni lobisi Donald Trump’ı “Türk tehdidine boyun eğmekle“ suçlamıştır. ANCA’nın internet sitesinden yapılan açıklamada, Trump’ın sözde “soykırım” ifadesine yer verilmemesi kınanmıştır. ANCA yöneticisi Aram Suren Hamparian, Trump’ı geri adım atmak ve Türkiye’nin baskısına boyun eğmekle suçlamıştır. Trump, 1915 olayları için önceki yönetimden farklı bir söyleme yönelmiştir.

Trump, dün eski Başkan Joe Biden’ın 1915 olaylarıyla ilgili söylemini değiştirerek, önceki döneminde olduğu gibi yeniden “Büyük Felaket” (Meds Yeghern) ifadesini kullanmıştır. Eski ABD Başkanı Biden, 2021-2024 yılları arasında 1915 olaylarına ilişkin açıklamalarında sözde “soykırım” demişti.
Türk Dışişleri Bakanlığı, Beyaz Saray’ınkinden hemen önce yaptığı yazılı açıklamada, geçmişteki acıları siyasi saiklerle istismar etmeyi amaçlayan bazı ülkelerin yetkililerince 1915 olaylarına ilişkin yapılan beyanlar ve girişimlerin hiçbir hükmü olmadığını vurgulamıştır. Yapılan açıklamada, “Radikal çevrelerin tarihten husumet çıkarma yönündeki çabalarının teşvik edilmemesi gerektiğini hatırlatıyor ve Türkiye ile Ermenistan arasında devam eden normalleşme sürecinin desteklenmesi çağrımızı yineliyoruz” vurgusu yapılmıştır.
ABD’deki en büyük Ermeni lobisi olan Amerika Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA), 1915 olaylarına ilişkin yaptığı açıklamada Başkan Trump’a tepki göstermiştir. ANCA, Trump’ın “soykırım” ifadesini kullanmamasını kınayarak, Türkiye’nin baskılarına boyun eğdiğini savunmuştur. Lobinin internet sitesinden yapılan açıklamada, Trump’ın 1915 olaylarıyla ilgili kullandığı “Büyük Felaket” (Meds Yeghern) ifadesi yetersiz bularak eleştirmiştir. ANCA Yöneticisi Aram Suren Hamparian, Trump’ı geri adım atmakla suçlamış, ABD yönetimini Türkiye ve Güney Kafkasya politikasını gözden geçirmeye çağırmıştır..
Trump, Başkanlığı döneminde olduğu gibi bu yıl da 1915 olayları için “soykırım” (genocide) ifadesini kullanmamıştır. Eski Başkan Joe Biden ise 2021’den itibaren bu ifadeyi resmi açıklamalarda kullanarak Ermeni lobisinin taleplerine destek vermişti. ABD Başkanı’nın açıklamasından hemen önce bir değerlendirme yayımlayan Türk Dışişleri Bakanlığı, bazı ülkelerin 1915 olaylarını siyasi çıkar aracı olarak kullanma çabalarına tepki göstermiştir. Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Radikal çevrelerin tarihten husumet çıkarma yönündeki çabalarının teşvik edilmemesi gerektiğini hatırlatıyor, Türkiye ile Ermenistan arasında devam eden normalleşme sürecinin desteklenmesi çağrımızı yineliyoruz” denilmiştir.

Önceki Başkan Joe Biden sözde “Ermeni Soykırımını” tanıdığını açıklamıştır. Almanya’nın yanında Birinci Dünya Savaşı’na giren İttihatçıların (İttihat ve Terakki Cemiyeti) Anadolu’daki Ermenilere karşı kitlesel tutuklamaları başlattıkları 24 Nisan 1915, Ermeni Soykırımı’nın başlangıç tarihi olarak kabul edilmektedir. İttihatçılar’ın iç cepheyi sağlamlaştırma adına Osmanlı vatandaşı olan Ermenileri tehcire (zorunlu göç) tabi tutmuş, bu zorunlu göç nedeniyle binlerce Ermeni hayatını kaybetmiştir. Ermeniler; çocuk, yaşlı, kadın, hasta demeden göçe zorlanmış, Suriye sınırları içindeki Deyrizor’a sürgün edilmişlerdir.
Bazı Batılı ülkeler, günümüzde Ermeni tehcirini kendi siyasi hesapları için gündeme getirmektedirler. ABD Başkanları 1993 yılından bu yana “soykırım” yerine “büyük felaket” anlamına gelen “Meds Yeghern” kavramını kullanmışlardır. Biden’ın Trump ile ABD başkanlığı için yarıştığı dönemde Erdoğan iktidarına yönelik sert mesajlar verdiği biliniyordu. Ancak Biden göreve başladıktan sonra Erdoğan’ı üç ay aramamış olsa da Türkiye’ye yönelik yeni bir yaptırım kararı almamıştır. Aksine Mart ayında Brüksel’de yapılan NATO Dışişleri Bakanları toplantısında ABD Dışişleri Bakanı Blinken, Türkiye ile sorunlar yaşamalarına rağmen “Türkiye’nin NATO’da demirli kalması”nın önemine dikkat çekmişti.
ABD yönetiminin telkiniyle AB’nin liderler zirvesinde Türkiye’ye karşı alınması beklenen yaptırım kararı ertelenmiştir. Çünkü batılı ülkeler (ABD ve AB) Rusya ve Çin’e karşı Ortadoğu’dan Doğu Akdeniz’e, Karadeniz ve Kafkasya’dan Hint-Pasifik’e kadar egemenlik mücadelesinde Türkiye’nin kendi yanlarında saf tutmasına ihtiyaç duyuyorlar. 2019 yılında hem ABD Senatosu ve hem de ABD Temsilciler Meclisi’nin soykırımı tanıyan kararlar almışlardır. Seçim sürecinde soykırımı tanıma sözü veren Biden soykırım ifadesini kullanarak ABD iç kamuoyunun beklentisini yerine getirmiştir.

ABD’de 1981-1989 döneminde başkanlık yapan Ronald Reagan’dan sonra, 1915’i açıkça “soykırım” diye niteleyen başka bir Başkan yoktur. Barack Obama, seçim kampanyasında söz vermesine rağmen 24 Nisan açıklamalarında Ermenice “Büyük Felaket” anlamına gelen “Meds Yeghern” ifadesini kullanmıştır. 2019 yılında ABD Kongresi’nin iki kanadı Temsilciler Meclisi ve Senato ayrı ayrısözde Ermeni soykırımını tanıyan tasarıları geçirmiş, dönemin başkanı Donald Trump ise “soykırım” ifadesini kullanmamıştır.
Ermeni tehciri, (Ermenistan’a göre soykırım) BM’nin kabul ettiği uluslararası soykırım tanımına uymamaktadır. Eğer Ermenistan’ın tanımını esas alırsak, Anzak askerlerinin 250 bin Türk askerini katletmesi de bir soykırımdır. Çünkü BM’nin “İnsanın (Türklerin) ortak varoluşlarına son vermek amacıyla örgütlü bir şekilde öldürülmesi” tanımına uymaktadır. Avustralya ve Yeni Zelanda askerleri, binlerce kilometre uzaktan gelerek 250 bin Türkü Gelibolu’da örgütlü bir şekilde öldürmüştür.
18 Mayıs 1944 tarihinde 300 bin Kırım Türkü anavatanları Kırım’dan sürülerek “ortak varoluşlarına son vermek amacıyla örgütlü bir şekilde” öldürülmüştür. Bu da bir anlamda soykırım sayılır Ermenistan, Hocalı’da BM’nin tanımına uyan bir soykırım gerçekleştirmiştir. Türkler ve Ermeniler bin yıl aynı coğrafyada huzur ve barış içinde birlikte yaşamışlardır. Prof. Dr. Daron Acemoğlu Ermeni kökenlidir. Eşi eski bakanlardan İsmail Özdağlar’ın kızıdır.
Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşme’ye göre 1948 yılı öncesindeki eylemlerle ilgili olarak soykırım suçu işlendiği hükmü verilemez. Soykırım suçu, 1948 yılında Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ile kabul edilmiştir. 1948 yılı öncesinde “soykırım” diye bir suç tanımı yoktur. ABD mahkemeleri, Amerikan yönetiminin soykırımı tanımadığı için şimdiye kadar Ermenilerin davalarını kabul etmemiştir.
Uluslararası hukuk açısından AİHM İkinci Dairesi, AİHM Büyük Dairesi ve İsviçre Federal Mahkemesi Ermeni tehcirinin soykırım olmadığına karar vermiştir. BM 1948 Soykırım Sözleşmesi’ne göre, ancak suçun işlendiği ülkenin mahkemesi veya yetkili Uluslararası Ceza Mahkemesi, soykırım suçunun işlendiğine hükmedebilir. Soykırım suçunu, ülkeler veya uluslar (tüzel kişiler ve topluluklar) işlemez, bu suçu kişiler işler.

“Ermeni soykırımı” yalanı, AİHM’nin “Perinçek-İsviçre” Kararı ile bu yalana nokta konmuştur. Buna rağmen ABD geçmişte Türkiye’ye Ermeni soykırımını tanıma çağrısı yapabiliyorsa bu, AİHM kararının değerlendirilmediğini gösterir. (https://dergipark.org.tr/tr/download/issue-file/17488) “Today we commemorate the Meds Yeghern, and honor the memories of those wonderful souls who suffered in one of the worst disasters of the 20th century. As we honor the memory of those lost, my Administration remains committed to safeguarding religious freedom and protecting vulnerable minorities.” ABD Başkanlarını, “soykırım” (genocide) ifadesini kullanmayarak bir yalana ortak olmama kararı aldıkları için tebrik etmek gerekir. “AİHM PERİNÇEK-İSVİÇRE DAVASI KARARI GAYRİ RESMİ TÜRKÇE ÇEVİRİ (ECHR PERİNÇEK v. SWITZERLAND JUDGEMENT UNOFFICIAL TURKISH TRANSLATION)” https://dergipark.org.tr/tr/download/issue-file/17488



Bir yanıt yazın