KÜFÜR AKIL VE ZEKAYI TOPLUMDA KULLANMA SANATIDIR

Okuma Süresi:

4–6 dakika
❤️

Sefa Yürükel

Küfür, insanlık tarihinin en eski ve en evrensel dilsel ifadelerinden biridir. Görünürde sıradan ya da kaba bir dil kullanımı gibi algılansa da, küfürün felsefi, sosyolojik, antropolojik ve politik boyutları; bireyin varoluşsal sıkışmışlığını, öfkesini, başkaldırısını ve toplumsal çelişkilerle yüzleşme biçimini anlamamıza katkı sunar.

  1. Küfürün Antropolojik ve Tarihsel Kökenleri

1.1. Küfürün Ritüelistik Kökeni

Küfür, birçok kültürde kutsal olanın tersine çevrilmesiyle ilişkilendirilir. İlkel toplumlarda küfür, tabu ihlali olarak görülmüş ve ritüelistik bir işlev taşımıştır. Claude Lévi-Strauss’un yapısalcı yaklaşımına göre, tabu ve küfür aynı sistemin iki kutbudur: biri yasak koyar, diğeri yasağı ihlal eder.

1.2. Küfürün Toplumsal İşlevi

Küfür, sadece bireysel bir ifade biçimi değil, aynı zamanda toplumsal bir işlev taşır. Toplumun normlarına, değer yargılarına ve otorite figürlerine karşı bir başkaldırı aracı olarak kullanılır. Bu bağlamda, küfür, bireyin toplumla olan ilişkisini yeniden tanımlamasına yardımcı olur.

  1. Küfürün Felsefi ve Dilbilimsel Boyutları

2.1. Wittgenstein ve Dilin Sınırları

Ludwig Wittgenstein, “Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır” diyerek, dilin düşünceyi şekillendirdiğini belirtir. Küfür, bu sınırların ötesine geçme çabasıdır; düşünceyle dile gelmeyenin, bastırılanın, söylenemez olanın söze dökülme zorlamasıdır.

2.2. Bataille ve Aşırılık

Georges Bataille, kutsal olanı aşma arzusunu küfürle ilişkilendirir. Küfür, hem kutsala dokunur hem onu tahrip eder; hem bir ibadet biçimidir hem bir aykırılık. Bu bağlamda, küfür, bireyin içsel çatışmalarının ve toplumla olan gerilimlerinin bir dışavurumudur.

  1. Küfürün Sosyolojik ve Siyasal İşlevleri

3.1. Küfür ve Sınıf Mücadelesi

Pierre Bourdieu’nün “habitus” kavramı üzerinden, küfür, alt sınıfların hegemonik dile karşı geliştirdiği bir karşı-söylemdir. Sınıfsal eşitsizliklerin görünürlük kazandığı yerlerde küfür, ötekileştirilenlerin sesidir. Bu bağlamda, küfür, sınıf mücadelesinin bir aracı olarak değerlendirilir.

3.2. Küfür ve Politik Direniş

Michel Foucault’nun “iktidar-söylem ilişkisi” teorisi bağlamında, küfür, susturulmuşların kendini var etme biçimidir. Bu anlamda küfür, söylemin merkezine değil, periferisine yerleşir; ama merkezi tehdit eder. Küfür, politik bir eylem olarak, egemen söyleme karşı bir direniş biçimidir.

  1. Türk Edebiyatında Küfür: Şair Eşref, Neyzen Tevfik ve Can Yücel

4.1. Şair Eşref: Hiciv ve Küfür

Şair Eşref, II. Abdülhamid istibdadına karşı, hiciv geleneğini küfürle harmanlamış bir şairdir. Onun küfürleri, ahlaksızlık değil, ahlak adına konuşmaktır. Eşref’in dili, halkın dili, sokağın sesidir.

4.2. Neyzen Tevfik: Mistisizm ve Küfür

Neyzen Tevfik, küfrü bir derviş mizacıyla ele alır. Onun küfürleri, meyhane filozofisinin içinden yükselir. Alkol, müzik ve metafizik arasında salınan bu ifadeler, bireysel bir varoluşun sancılı iç dökümüdür. Örneğin, Neyzen Tevfik’e atfedilen ancak ona ait olmayan bir şiirde şu dizeler yer alır:

“Ben sana bok demem, boklar duyar ar eder.
Bir zerren düşse boka, onu da mundar eder.” 

Bu şiir, toplumun ikiyüzlülüğüne ve yozlaşmasına karşı bir tepki olarak değerlendirilebilir.

4.3. Can Yücel: Modern Küfür Estetiği

Can Yücel’in şiirleri, tabulara, siyasi ikiyüzlülüğe ve entelektüel maskelere karşı yönelmiş bir başkaldırıdır. Küfür, burada estetik bir biçim, politik bir tutumdur. Yücel’in dili, halkçı bir ironiyle beslenir ve tabulara karşı bilinçli bir karşı duruştur.

  1. Dünya Edebiyatında ve Düşünce Tarihinde Küfürle Direniş

5.1. Diogenes: Kinik Felsefe ve Küfür

Antik Yunan’da Diogenes, toplumsal normları küçümseyen, alaycı ve kaba diliyle tanınan bir filozoftur. Küfür yerine geçen aşağılamaları, o dönemin entelektüel küfür biçimidir.

5.2. Charles Bukowski: Küfürle Amerikan Rüyasının Yıkımı

Charles Bukowski, küfürlü dilini estetik bir araç olarak değil, doğrudan hayatın kendisini temsil eden bir gerçeklik biçimi olarak kullanır. Onun yazınındaki küfür, orta sınıf ikiyüzlülüğüne, kapitalist sistemin yozlaştırıcılığına ve bireysel yalnızlığa bir tepkidir. Bukowski’nin karakterleri; işçi sınıfının, alkoliklerin, seks işçilerinin ve kaybedenlerin dünyasında küfrü, varoluşsal bir iç çekiş olarak dillendirir:

“The people walk with their heads down and their asses up.”
(Bukowski, Post Office, 1971)

Bu tür ifadelerde küfür, yalnızca kaba bir söylem değil, sistemin içyüzünü deşifre eden bir metafordur.

5.3. George Carlin ve Lenny Bruce: Sansüre Karşı Küfürle Mizah

George Carlin ve Lenny Bruce, 20. yüzyılın ikinci yarısında Amerika’da ifade özgürlüğü mücadelesinde küfrü sahneye taşıyan iki önemli figürdür. Carlin’in meşhur “Seven Words You Can’t Say on Television” (1972) skeci, küfrün neyin sansürlenip neyin serbest bırakılacağına dair politik bir çerçeve sunduğunu gösterir.

Lenny Bruce ise, küfür kullandığı için defalarca gözaltına alınmış, mahkemeye çıkartılmıştır. Bruce’un duruşu, küfrün yalnızca dilsel değil, ideolojik bir tehdit olarak görüldüğünü ortaya koyar:

“Take away the right to say ‘fuck’ and you take away the right to say ‘fuck the government.’”
(Lenny Bruce, How to Talk Dirty and Influence People, 1965)

Bu bağlamda, Carlin ve Bruce küfrü ifade özgürlüğünün sınırlarını zorlayan bir söylem aracı haline getirir.

  1. Küfür ve Sanat: Estetik Bir Deşifrasyon

Küfür yalnızca sokak dilinin değil, aynı zamanda sanatın da bir parçasıdır. Hem sinema hem tiyatro hem de çağdaş görsel sanatlarda küfür, politik iktidarın ve ahlaki normların çözümlemesini yapmak için kullanılır.
• Lars von Trier’in filmleri,
• John Waters’ın queer sineması,
• Ai Weiwei’nin kavramsal işleri

gibi örneklerde küfür, yalnızca dilsel değil, görsel ve biçimsel bir protesto haline gelir.

  1. Sonuç: Küfür Bir Hakikatin Sözüdür

Küfür, suskunluğun çığlığıdır. Küfür, bastırılmış olanın, marjinalize edilenin ve susturulmak istenenin sesidir. Küfürü anlamak, yalnızca dili değil; toplumun ikiyüzlülüğünü, bireyin iç çatışmalarını ve iktidarın söylemini çözümlemek anlamına gelir.

Bugün küfür, yalnızca öfke boşaltımı değil; toplumsal belleğin, politik direnişin ve bireysel özdeşleşmenin bir dili olarak karşımızda durmaktadır. Bu nedenle, küfürü sansürle değil, analizle karşılamak gereklidir.

Kaynakça (Genişletilmiş, APA Stilinde)
• Bataille, G. (1986). Erotism: Death and Sensuality. City Lights Publishers.
• Bourdieu, P. (1991). Language and Symbolic Power. Harvard University Press.
• Bruce, L. (1965). How to Talk Dirty and Influence People. Playboy Press.
• Bukowski, C. (1971). Post Office. Black Sparrow Press.
• Carlin, G. (1972). Seven Dirty Words. In Class Clown [LP]. Atlantic Records.
• Foucault, M. (1978). The History of Sexuality, Vol. 1: An Introduction. Pantheon Books.
• Lévi-Strauss, C. (1963). Structural Anthropology. Basic Books.
• Wittgenstein, L. (1921). Tractatus Logico-Philosophicus. Routledge & Kegan Paul.
• Yücel, C. (1999). Canfeda. Adam Yayınları.
• Tevfik, N. (2001). Divân-ı Neyzen. İnkılap Kitabevi.
• Şair Eşref (2015). Hicivler. Haz: S. Küçük, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Erdoğan Özgenç avatarı
    Erdoğan Özgenç

    Kimse kusura bakmasın…
    ***
    Aklı başında zeki olan, efendi olan, eğitim alan biri,
    Neden küfürü över ve bilimsel bir yaklaşım sergiler ki?
    ***
    Küfür kişinin cehaletinin (okumuş yada okumamış)
    Kelime haznesinin, aile terbiyesinin,
    kültürünün
    Yetersiz hatta hiç olmayışının ürünüdür…
    ***
    Cahil ve korkak insanlar küfürün…
    Kinin…
    Şiddetin..
    Ve
    Nefretin arkasına sığınırlar…
    Çoğunlukla
    Aşağılık kompleksine sahiptirler…
    ***
    Eğer bir duygu küfür kullanmadan ifade edilemiyorsa;
    Tamamı düzmecedir, yalandır ve samimi değildir…
    ***
    Bakın anadilimiz Türkçe son derece zengin
    Ve gerçekten çok saygın bir dildir…
    Hakaret etmeden…
    Küfür kullanmadan, nezaket ve saygı çerçevesinde;
    Her türlü duygu ve düşünceyi ifade edecek yapıya sahiptir…
    ***
    Sosyal yaşamda, sanatın her dalında, siyasette,
    Küfür odaklı tüm yaklaşımlar toplumun
    Bir kesimini güldürebilir, hatta mutlu edebilir…
    Ama arkasında yatan gerçek; kültürel ve ahlaki çöküştür…
    ***
    Evet, hepimiz az veya çok küfürlü konuşmayı,
    Küfürlü konuşanlara katlanmayı biliyoruz…
    Ama ne hikmetse küfürün toplumu karanlığı
    Çaresizliğe ve korkuya sürüklediğini bilmiyoruz.
    ***
    Küfürün iyisi kötüsü olmaz.
    Şarkıya, türküye…
    Şiire..
    Sanata…
    Siyasette ve insanca yaşamaya zerre kadar faydası olmaz…
    ***
    Geçmişte küfürle bir yere gelmiş sevilmiş
    Kabul görmüşler olabilir ama asla örnek olamazlar…
    ***
    Küfürün bilimsel tek bir açıklaması vardır;
    O da: “Ahlaksızlıktır…”
    Ve!..
    Tümü kullanılmayan
    Beynin gizlemekte zorlandığı toplum hastalığıdır…
    Övülecek, övünülecek yanı yoktur.,,

    İyi tatiller…

    Erdoğan Özgenç
    17,46

  2. Rehan Gündoğmuş avatarı
    Rehan Gündoğmuş

    Değerli Dostum Sefa Yürükel bey merhaba.

    KÜFÜR AKIL VE ZEKAYI TOPLUMDA KULLANMA SANATIDIR,

    konulu güzel ve aklı olan için manidar yazınız için çok teşekkür
    ederim.

    Şair Eşref’in oğlu bildiğiniz gibi Kurtuluş harbinin başladığı esnada,
    Mustafa Kemal’in vermiş olduğu emri verilen süre içerisinde yerine
    getiremediği için intihar eden Reşat bey ve Mustafa Kemal’in ağladığı
    Kahramanımız…

    https://www.yenicaggazetesi.com.tr
    /ataturku-aglatan-kurtulus-savasi-komutani-onu-hic-unutmadi-57-tumen-komutani-albay-resat-cigiltepenin-onurlu-hikayesini-biliyor-musunuz-574233h.htm

    Vatan şairimiz Mehmet Akif;
    şair Eşref’i Abdülhamid’e en güzel sözeden adam diye sever ve bu kıt’asına bayılırdı:

    Besmele güş eyliyen Şeytan gibi,

    Korkuyorsun <> dese bir ecnebi.

    Padişahım öyle alçaksın ki sen,

    İzzet-i nefsin Arap İzzet gibi!

    Nevyork Başşehbenderi (Başkonsolosu) rahmertli İzmir’li Şefik;

    Eşrefin namına bir heykeli kim çok görüyor?

    Şairin yaptığı ömrünce muazzam iştir.

    Vatanın zulm ile maruz-helak olduğunu

    Kelle koltukta ahaliye haber vermiştir.

    Değerli dostum, makalenizle birlikte günümüzdeki istibdat yönetimi için önemli bir hatırlatma yapmışsınız.

    Rahmetli Şair Eşref’in dizelerini hatırlamalıyız hatırlatmalıyız…

    Kalın sağlıcakla
    Rehan Gündoğmuş

  3. Sefa Yürükel avatarı
    Sefa Yürükel

    Garip : siz Neyzen Teyfik, Şair Eşref , Bukowski ve Can Yücel e cahilmi diyorsunuz.? Bu insanların kim olduğunu ve filızof olduğunu herkes bilir ve taktir eder. Ayrıca küfür üzerine bilimsel
    çalışmalar var. Galiba sizden başka akıllı yok. Başkaları değil. Hele Neyzen Teyfik, Can Yücel, , Bukowski, Şair Eşref hiç değil.. sizsiniz terbiyeli ve akıllı olan ..şimdi bu yazınıza Can Yücel, Neyzen Teyfik, Bukowski ve Şair Eşref ne derdi bunu bence siz bir düşünün ..

  4. Bektaşi Sultanı avatarı
    Bektaşi Sultanı

    Neyzen dedi’ ki, iki sözüm bugünün özeti;
    Ekmek herkese yetecekti aslında, tarlaya karga dadandı, ambara fare, fırına hırsız, memlekete harami.

    Geldikleri gibi gitmediler kimi itini, kimi bitini, kimi de picini bıraktı.
    Yoksa bu kadar ŞEREFSİZİN bizden olması mümkün değil.

    Neyzen Tevfik

  5. Erdoğan Özgenç avatarı
    Erdoğan Özgenç

    Sefa Bey!..
    Bir yazarın yada bir kitabın okunması demek
    Onun düşüncesine ve fikrine katılmak değildir…
    ***
    Ülkede yüzbinlerce şair ve yazar varken ve kalemlerinden
    Bir tek küfür ve hakaret çıkmazken küfrü ve hakareti
    Tercih edenleri filozof saymanız gerçekten çok manidar…
    ***
    Yazıda okumuş yada okumamış cahiller tümcesini
    Bilerek parantez içine almıştım..
    Görmemeniz ilginç…
    ***
    Neyse!
    Diplomalarıma güvenerek yada binlerce makale yazarak
    Ben kendimi hiç akıllı filozof saymadım…
    Ama!
    Aldığım Türk kültürü ve aile terbiyem konusunda
    Zerre kadar kuşkum olmadı ve hiç kimseyi utandırmadım…
    ***
    Kültürümüz ve aile terbiyem en büyük servetimdir…
    Kimseninkine de gereksinimim olmadı…
    ***
    Benim sizin akıllı mı zeki mi terbiyeli mi terbiyesiz mi?
    Konularında bir ölçüm hakkım ve haddim yok…
    Terbiyeli akıllı ve zekiyseniz kutlarım…
    Değilseniz…
    Sizin sorununuz…

    Türkiye de
    Cehalet eğitimle yok olmuyor…
    35 yılda
    Üniversite mezunu öğrenci sayısı 12 milyonu geçti…
    Bir tek buluşun-icadın olmaması sizi üzmüyor mu?

    Hoşça kalın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar