
Gündemimiz küfür.
İddialara göre, CHP Genel Başkanı Özgür Özel,
CHP’li seçmenin oylarıyla seçilip
AKP’ye geçmek üzere istifa eden
Keçiören Belediye Başkanına
WhatsApp üzerinden küfür etti.
Söylenenler ağır.
“Alçak, köpek, p.ç, s…r git”
“Karaktersiz, yalaka, şarlatan”
“Seni doğuran ana senden utanır”
“Yalaka, karakterin olsaydı Mansur Yavaş’ı satmazdın.
Yolsuz olduğunu, hırsız olduğunu itiraf ettin.”
“Bizim hırsızlarla işimiz yok.”
Eğer bu iddialar doğruysa,
bunlar bir parti genel başkanına yakışmaz.
Etik değildir.
Savunulamaz.
Küfür,
hangi gerekçeyle edilirse edilsin,
yanlıştır.
Aynı eleştiri,
aynı öfke,
aynı itiraz
küfürsüz de dile getirilebilirdi.
Ama burada durup
sadece kelimelere bakarsak
asıl meseleyi kaçırırız.
Çünkü mesele sadece küfür değildir.
Mesele duruştur.
Bu ülkede kimin ne söylediğinden çok,
kimin neyi yaptığına bakmak gerekir.
Bir yanda,
öfkesini kontrol edemeyen,
kaba,
bağıran bir genel başkan var.
Diğer yanda ise
kısık bir ses,
korkak, ürkek bir ton.
“Paraları sıfırladın mı?” diye oğlunu arayıp
fısıldayan bir baba.
Biri bağırıyor.
Biri fısıldıyor.
Biri çirkin konuşuyor.
Diğeri çirkin bir düzen kuruyor.
Evet.
Küfür yanlıştır.
Kınanmalıdır.
Ama her şeye rağmen,
açık bir öfke patlaması
örtülü bir hırsızlık ahlâkından,
gizli bir çürümeden
daha fazla saygıyı hak eder.
Çünkü sorun küfür değildir.
Sorun,
küfre gösterilen hassasiyetin
fısıltıyla işlenen suçlara gösterilmemesidir.
Sorun,
küfredene kızıp
hırsıza susmak,
bağırana ahlâk dersi verip
fısıldayana dokunmamaktır.
Ve bazen bazı şeyler
küfürsüz anlatılamaz.
Can Yücel’e atfedilen o dizelerde olduğu gibi:
“Şiirlerinde küfür etme diyorlar usulsüz,
lan bu kadar orospu çocuğunu,
nasıl anlatayım küfürsüz!”




Bir yanıt yazın