İRAN TÜRKLERİ – 8

Okuma Süresi:

2–4 dakika
❤️

Araz. Güney Azerbaycan: 18 Mart 1921’de Moskova Antlaşması imzalanır. Kars ve Ardahan alınır. Ancak Misak-ı Millî dâhilinde olduğu hâlde antlaşmanın yapılabilmesi için Batum ödün
olarak Ruslara (Gürcistan’a) bırakılır (Oran 2005: I/173).

Şeyh Muhammed Hiyabanî liderliğinde İran Türklerinin 7 Nisan 1920 günü Tebriz’de Tahran hükümetine karşı ayaklanmaları ve bunun neticesinde 15 Nisan 1920 günü “Azadistan” (Özgürlük Ülkesi) adı altında bağımsız bir cumhuriyet kurmaları (Swietochowski 1988: 246), tam anlamıyla millî bir hareket olmuştur.

Hiyabanî’nin başlattığı bu hareket ve kurduğu “Azadistan” devletinin ömrü bir yıl bile sürmediği hâlde İran Türklerine çok şey kazandırmıştır. İran Türklüğüne bağımsızlık mücadelesi zevki tattırmıştır. Kısa sürede bütün köylerde Türkçe eğitim öğretim veren okullar açılmış, Türkçe yayın yapılmaya başlanmış, Türkiye ve Kuzey Azerbaycan’dan ilim adamları ve eğitimciler getirtilerek, Tebriz’de bir Yüksek Ticaret Mektebi açılmış, tiyatrolar, kütüphaneler, hastaneler kurulmuş (Togan 1979:
II/117), 12 bin kişilik bir ordu oluşturulmuştur.

Diğer yandan, Kasım 1917’de kurulan Hokand merkezli Bağımsız Türkistan Hükümeti, Rus birlikleri tarafından 6 Şubat 1918 günü Hokand şehri yerle bir edilerek ortadan kaldırılır. Ahmet Zeki Velidi Togan başkanlığında kurulan Orenburg merkezli Başkurt Millî Hükümeti Şubat 1918’de ortadan kaldırılır. Yine Alihan Bukeyhanulı başkanlığında Kazakistan’da 17 Kasım 1917’de kurulan Semey
merkezli Alaş-Orda Millî Devleti, Temmuz 1919’da Sovyet güçleri tarafından dağıtılır.

O yıllarda siyasî durum İslâm âlemi için çok uygun değildir. İngilizler,
Fransızlar, İtalyanlar, Yunanlılar, Ermeniler ve Ruslar Anadolu’yu dört bir yandan işgal etmişler. İstanbul hükümeti esir durumundadır. Mustafa Kemal ve arkadaşları Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’ni oluşturmaktadır. O güne kadar Türk dünyasının ve İslâm âleminin önderi durumunda olan Osmanlı Devleti yok edilmek istenmektedir. Anadolu Türk devletini yok etmek isteyen emperyalist güçler, aynı zamanda yeni kurulan diğer Türk devletlerine de hayat hakkı tanımayacaktır. Atatürk’ün liderliğinde kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Azerbaycan’ın varlığını koruyamayacak, Rusya’dan yardım alıp diğer emperyalist güçlerle savaşmak için Azerbaycan’ın Sovyetleşmesine bile göz yummak mecburiyetinde kalacaktır (Sarıhan 1995: III/213 vd.).

29 Ekim 1923’te Osmanlı Hanedanının saltanatına son verilip, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasını müteakip İran’da da Kaçar Türk Hanedanının saltanatına son verilmesi tesadüf olmasa gerek. Son zamanlarda Osmanlı Devleti’ni, Osmanlı Hanedanı adına genellikle gayri Türk unsurların, “dönmelerin” yönettiği; İran’da ise Kaçar Türk Hanedanı adına emperyalist güçlerin iktidarı elinde
bulundurdukları bir gerçektir. Büyük güçler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile birlikte, İran Kaçar Türk Hükümetinin etkileneceği, hatta işbirliği yapacakları korkusuyla, iki komşu Türk devletinin varlığına tahammül edememiş, derhal İran’daki Kaçar Türk Hanedanını iktidardan uzaklaştırmışlardır.

İngilizler, kendilerini pek dinlemeyen Şah Ahmet Kaçar’ı cezalandırmak, Kaçar Türk hanedanını yönetimden uzaklaştırmak ve azınlık durumunda olan Farsları yönetime getirerek İran’ı “Farsistan” ve sömürgeleri yapmak niyetindedirler.

Rusların kurdukları İran Kazak kıtasında görev yapan Rıza Han’a (1878-1944) 21 Şubat 1921 günü darbe yaptırılır (Blaga 1997: 21). Rıza Han, 25 Nisan 1921 günü harbiye nazırlığına, 23 Eylül 1923 günü de başbakanlığa getirilir (Furon 1943: 173).

1925 yılının sonunda toplatılan İran meclisinde aldırılan bir kararla Kaçar Türk Hanedanı’nın saltanatına son verilir. Kısa süre devlet başkanlığında tutulan Seyid Ziyaeddin, Kudüs’e “geri hizmete” çekilir, Rıza Han, “Şah Rıza Pehlevi” unvanıyla şah ilan edilir12 (Bala 1977a: 6/37; Üstün 2000: 402; ACE 1984: VIII/143).

İşte Şah Rıza Peylevî, 1925’te diktatör olunca, onu şah makamına çıkarıp diktatör yapan İngilizlere vefa borcunu ödemek için olsa gerek, İran coğrafyasında Türk gücünü kırmak için yapmadığını bırakmaz13.

II. Dünya Savaşı arifesinde, Almanlarla yakın ilişki içerisinde olan Rıza Şah Pehlevî, Ruslar’a yardım etmek isteyen İngiliz ve Amerikalılara ülkesinden geçiş izni vermez. Bunun üzerine kuzeyden Ruslar, güneyden de İngilizler 25 Ağustos 1941 günü İran’ı işgal eder. Ruslar 11 Eylül 1941 günü Tebriz’e girer (Togan 1979: II/118). Rıza Şah Pehlevî, tahttan indirilip bir İngiliz zırhlısı ile Morris adasına sürgüne gönderilir ve 21 yaşındaki oğlu Muhammed Rıza Pehlevî tahta oturtulur.

Ruslar, yeni bir strateji geliştirirler. Siyasî tutuklular serbest bırakılır. 11 yıldır zindanda bulunan Mir Cefer Pişeverî bu aftan faydalanarak Kâşan zindanından çıkar ve siyasî faaliyetlere başlar.

[13:14, 24.12.2024] Araz. Güney Azerbaycan:
Prof. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar