Turkish Forum

Yoksulların Mutsuzluğu Üzerine Kurulan Düzen… Nereye Kadar?

İslam’ın 5 şartında yalan söylemek, aldatmak var mıdır?

Yalanla yatıp, yalanla kalkmak var mıdır?

Neymiş efendim?  Türkiye son sürat kalkınıyormuş… Hızla ilerliyormuş…

Ekonomimiz çok iyi durumdaymış… Maliye Bakanı, Türkiye ekonomisini öve öve bitiremiyor.

Başbakana göre, dünyada bizden daha fazla büyüyen iki ülke var; “Biri Çin, biri Hindistan… Üçüncü Türkiye geliyor. Gelecekte Türkiye, gelişmiş 20 ülke içinde en fazla büyüyen birinci ülke olacakmış…”

Ne ile? Hangi sanayi, hangi para, hangi tarımla? Borç gırtlağa gelip dayanmış…

Cumhurbaşkanı, “Türkiye’de yerli otomobil yapılacağı” müjdesini veriyor… Üretimi gerçekleştirecek “Babayiğit” iş adamlarını topluma tanıtıyor…

Bu tanıtımdan sonra, tüm gazeteler sözbirliği etmişçesine hepsi de aynı şeyleri yazıyor ve beş yiğit patronu manşete taşıyorlar. Gazetelerin 1. Sayfaları sanki fotokopi gibi… Birbirinin tıpatıp benzeri… Şunları söylüyorlar:

Star: “Yolunuz açık olsun babayiğitler.”

Milliyet: “İşte beş babayiğit.”

Vatan: “Yola çıktılar. Erdoğan aradığı babayiğitleri buldu. Vb.”

Babayiğitler millete tanıtılırken, bir taraftan da başta akaryakıt olmak üzere her şeye zam geliyor.

Çünkü dolar başını almış, gidiyor, Türk lirası perişan…

Halk perişan…

Bir tek gazete “Yeter artık, bu zamlar dursun” demiyor… Varsa yoksa babayiğitler…

Babayiğitler mutlu. Çünkü yakında onlara araziler verilir, ucuz krediler sağlanır.

Ama garibanlar geçim derdinde…

Daha dün, benzinin litresi 3 lira 90 kuruştu… Sonra 4 lira 90 kuruş oldu… Ve bugün de 5.50 kuruşa yükseldi…

Ne demektir bu?

Şu demektir: İğneden ipliğe her şeye zam gelecek…

Ekmek, peynir, domates, şeker, giysi, dolmuş ücreti, kiralar, yakıt masrafı artacak… Yoksul ailelerin sıkıntısı daha da büyüyecek… Maaş daha da küçülecek… Ücretlere yapılan zamlar fazlasıyla geri alınacak… Vergiler yükselecek…

Önümüz ise kış…

Yani altta kalanın canı çıkacak…

2002’de AKP iktidara geçtiğinde Türkiye’nin dış borcu 129 milyar, 601 milyondu. Bugün 423 milyar, 352 milyon…

15 yılda nereden nereye geldik… Üretim geriledi, tüketim arttı.

Bakanların, başbakanların, Cumhurbaşkanının masrafları doruğa çıktı. Yazlık – kışlık saraylar yaptırdılar. Uçaklar, helikopterler aldılar. Bunun için devlet, vatandaştan daha çok vergi kesti ve dışarıya daha çok borçlandı.

Bakanlar bir yerden bir yere uçaklarla gidiyorlar şimdi. Gerekirse uçak kiralıyorlar… Masraf, lüks hayat… Har vurup harman savurma almış balını gitmiş…

Halk perişan ve aç… Açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor. Borçlar ödenmiyor… Çek, senetler geri dönüyor…

İcra daireleri son sürat çalışıyor… Her şey icrada… Evler, fabrikalar, otomobiller, otobüsler, bahçeler, tarlalar… Say sayabildiğin kadar…

Bugün ülkemizde milyonlarca insan yoksulluk ve açlık sınırının altında yaşamakta, çile çekmekte…

Yeni fabrikalar, üretim merkezleri kurulmadığı için İşsizlik, enflasyon hızla, doruğa doğru ilerlemekte…

Bir taraftan tüm işletmeleri, kamu mallarını, limanları, ormanları yok pahasına satacaksın, bir taraftan da “Yerli otomobil üretimi”nden söz edeceksin…

Adama demezler mi, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu…”

15 yıldan bu yana ülkeye tek çivi çakılmadı. Ama hep büyümekten, gelişmekten söz ettiler. Hep “büyüme” şarkıları söylediler… Toplumu büyüme ninnileri ile uyuttular…

Aslında büyüyen bir avuç yandaş, şirket sahibi, dost, akraba takımıydı.

ONLAR, MUTLULUKLARINI YOKSULLARIN MUTSUZLUKLARI ÜZERİNE KURDULAR…

Onlar, servetine servet katıp zenginleşirlerken, halk yoksullaştı. Suçlar ve suçlular çoğaldı. Hapishaneler dolup dolup taştı… Almaz oldu…

Yeni yeni hapishaneler inşa edildi… Hapishaneler okulları ve fabrika yapımını solladı. Okul ve fabrika yerine hapishane yaptılar… Eserleri ile övündüler. Sevindiler… Ama yine de yetmedi.

Çünkü 15 yılda, suç ve suçlu sayısı tepelere tırmandı… 2002 yılında 34 bin 808 hükümlü, 24 bin 621 tutuklu vardı. 2017 yılına gelindiğinde toplam sayı 224 bin 878 kişiye ulaştı.

Bu bir rekordu ve darbe dönemlerinde bile bu kadar insan cezaevlerine atılmamıştı?

Mutluluklarını yoksulların mutsuzlukları üzerine kuranlara şimdi soruyorum:

Memnun musunuz bu durumdan? Yeni Türkiye ile övünüyor musunuz?

Geceleri başınızı yastığa koyduğunuzda uyuyabiliyor musunuz? Yani vicdanınız rahat mı?

(alieralp37@gmail.com)