Turkish Forum

İSTİHBARAT DOSYASI : YABANCI İSTİHBARAT SERVİSLERİ HAKKINDA KISA BİLGİLER /// SISMI-SISDE-BND-DGSE-M I5-MI6

İTALYAN – JAPON – ALMAN – FEDERAL ALMAN VE DOĞU ALMAN – İNGİLİZ – FRANSIZ İSTİHBARAT SERVİSLERİ HAKKINDA KISA BİLGİLER

İTALYAN İSTİHBARAT SERVİSLERİ

Dünya gizli servislerinin atak yılı İkinci Dünya Savaşı olmuştur. Gizli servisler kuşkularından uyanmış ve hiper aktif hale gelmişlerdir. Bu gelişmelerden etkilenen İtaylan gizli servisi de küçük ataklara başlar. Birinci Dünya Savaşı sonunda İtalyanların ana istihbaratları diplomatık kanallardır. 30 kişiyi geçmeyen Deniz kuvvetleri ikinci bürosu istihbarata bakmaktadır. Ama aralarında casus olmayan 30 kadar personele sahiptirler. Daha sonra bu büro eleman takviyesiyle genişletilirken İstanbul, Madrit ve Şanghay’da öncü bürolar, ardından da Amerika, Portekiz ve diğer ülkelerde genişleme büroları oluşturulur.

Bu ikinci şubenin 4 ana birimi vardır.

B: Dinleme ve kripto ile görevli olan birim. Diğer adı karanlık odadır.

D: İstihbarat ile görevli birimdır.

C: Koordinasyon , tahlil ve değerlendirme birimidir.

E: İstihbarata ve casusluğa karşı koymayla görevli birimdir.

1960 da yapılan bir tahmine göre Berlin’den sonra en çok casus barındıran kent Roma olmuştur. Roma da tam 39 gizli servisin faaliyet gösterdiği ve 15 bin civarında casusun bulunduğu sanılmaktadır. Buna karşı İtalyanlar bir gizli servis reorganizasyonu gerçekleştirmişler ve bu alanda başarılı olmuşlardır.

İtalyan gizli servisi askeri unsurlarla birlikte çalışmıştır. SIFAR adlı birim İtalyan gizli servisini, CS adlı birim İtalyan güvenlik birimi Garabinieri içinde oluşturulmuş ve karşı casusluk alanında örgütlenmiştir. Bu birim 1961 yılının Ocak ayında Puglia’daki NATO üssünün planlarını Arnavut diplomatı Koko’ya veren İtalyan yüzbaşı Spada’yı suçüstü yakalamıştır. Ayrıca Centro Cina ajansının binasında aramaları sonucu 6 Çinli casusu yakalayıp sınır dışı etmeyi başarmışlardır. Ayrıca 1964 yılında Mordehay Luki veya Josef Dahan adlı İsrail casusunu ele geçirerek bir sandık içinde Mısır uçağı ile Roma’dan kaçırmak isteyen Mısırlı diplomat casus Salim Osman el Sayid ile Mohammed Moneim el Neklavi’nin planlarını alt üst etmişlerdir. Bugün de dünyanın önemli gizli servisleri arasında sayılmaktadırlar.

1967 yılında adını SİD olarak değiştiren SIFAR, daha sonra 1977 yılında politize olduğu için yeniden yapılandırılıp adı da SISMI ( Servizio İnformazioni e Sicurezze Militare) olarak yenilemiştir. Daha sonra 09.05.1978 de bugün faaliyette olan SİSDE adlı Demokratik İstihbarat ve Güvenlik Servisi kurulmuştur. Bunun ardından da CESİS adlı Güvenlik ve İstihbarat Servisleri İcra Komitesi, SİSMİ ve SİSDE arasında koordinasyonu sağlamak amacıyla oluşturulup faaliyete geçirildi

JAPON GİZLİ SERVİSLERİ

1911 yılında İçişleri Bakanlığına bağlı olarak kurulan Japon özel polis servisi TOKKO ( Tokubetsu Koto Keisatsu) solcu akımlarla mücadele amacıyla yani iç isitihbarat işi ön planda olmak üzere kurumuştur.

1920’den itibaren Japonlar Amerika’da casusluk yapmak için harekete geçtiler. Bu casusluk faaliyeti 1935’de deniz ateşesi Yamaguşi zamanında son derece etkin bir noktaya ulaşır. Yamaguşi bazı Amerikalıları ajan olarak kullanmak ister. William Thompson, John Farnsworth gibi iki askerle bir sivil ‘e hizmet teklif eder. Ama bunda başarı sağlayamamıştır. Özel polis ( TOKKO) 1932’de organize edilir. TOKKO başlıca 4 daireden oluşur.

1- Aşırı akımları izler

2- Japonya’daki yabancıları takip eder.

3- Japonya’daki Korelileri izler

4- Sansür işlerini yürütür.

Şanghay, Londra, Berlin’de bürolar açmış olan TOKKO idarecileri iç istihbarat yanında dış istihbarata da önem vererek Milli Savunma konularında sıkı güvenlik tedbirleri almışlardır. Görev ve yetki alanında dış istihbarat servisi KEMPEİ ( İkinci büro) ile birlikte çılışmalar yaparlar. İkinci Dünya Savaşı öncesinde Japonya’da gizli servisler, bağımsız daireler olarak çalışan, başlıca 4 oluşumdan ibarettir:

A- Dışişleri Merkezi İstihbarat Bürosu: İstihbarat daha ziyade diplomatlarca yapılır ajanlara yazılı emirleri diplomatlar verir; yabancı ülkelerdeki bölge ajanlarını dışişleri tayin eder , elçiliklerde bunlara bürolar tahsis eder , muhaberelerini sağlar, maaşlarını öder. Mesela Washington’daki Japon ikinci katibi TERASAKİ , Amerika kıtasındaki japon istihbarat servisinin başkanlığını yapar.

Ancak istihbarat servislerinin sefaretlerde bulunmasının sakıncaları barışta meydana çıkmıştır. Savaşta ise durum feci olmuştur. Zira 1941 de Amerika’daki Japon elçiliği kapatılınca buradaki şebeke de dağılıvermiştir.

B- Donanma ikinci bürosu: Japon istihbaratının önemli bir servisidir, Pearl Harbor ‘un hazırlanmasında büyük rol oynamıştır.

C- Kara Kuvvetleri İstihbarat Servisi: ( Genelkurmay Şube 3) Bu servisin Japon anavatanı dışında, mesala Kuantung ( Mançurya) da adeta bağımsız kolları vardır.

D- Kontrespiyonaj ile görevi 4. büro: Bunun da KEMPEİ TAİ ( Kara Ordusu Gizli Polisi) TOKKOKA ( Anavatan polis siyasi kısmı) adlı iki şubesi vardır.

Yukarda sayılan bu servislere ek olarak Japonya’da 1970 lere kadar Tokyo Sanayi Koruma Enstütüsü adını taşıyan bir ekonomik kontrespiyonaj okulu da oluşturulmuştur. Enstitünün başkanlığını yapanlar arasında Japonya’nın eski Ankara Büyükelçilerinden Tadaşi Kurihara da vardır.

Rivayetlere göre yalnız Tokyo’da 380 özel müesse, bütün Japonya’da ise 1970 rakamlarıyla ekonomik ve endüstriyel alanlarda 10 bin kişi casusluk yapmaktadır. Japon yasaları imalatçıyı sanayi erbabını ekonomik ve endüstriyel casusluğa karşı koruyacak hükümleri ihtiva etmediği için böyle bir okul veya enstütünün kurulması kaçınılmaz olmuştur. Enstitüye çalışmalarında bir çok japon istihbarat uzmanı yardım etmektedir. Japon istihbaratında ana unsur ekonomi ve teknoloji alanlarındaki istihbarat faaliyetleridir.

ALMAN İSTİHBARAT SERVİSLERİ

Prusya’yı,Avrupa’nın büyük devletleri arasına sokan Kral Büyük Frederik (1712-1786) bir devletin iç ve dış güvenliğinin istihbarat olmadan olmayacağını o zamanlardan anlamış ve önlemler almıştır. Özellikle de askeri istihbarata çok önem vermiştir. Dönemin kusursuz örgütleri arasında sayılan istihbarat servisini özenle oluşturmuştur. Alman Birliğinin kurucusu ve Avrupa’nın şekillenmesinin mimarlarından Bismark’da ( 1815-1898) Frederik in yolundan yürümüş, ayrıca siyasi istihbarat açığını da bu alana verdiği büyük önem sayesinde kapatmayı bilmiştir. Yani Hitler’in iktidara gelişine kadar Almanya’da güçlü ve kusursuz çalışan iki büyük istihbarat oluşumu gerçekleştirilmiştir. Bunlardan birisi Genelkurmay istihbaratı ( Abwehr), diğeri siyasi istihbaratı yönlendiren Alman Dışişleri Bakanlığı İstihbarat Servisi’dir. Bu iki kuruluş organize halde ve beraberce çalışmışlardır.

Hitler’de istihbarata son derece önem vermiştir. Abwehr onun döneminde 5 şube olarak şöyle organize olmuştur:

1- Geheimer Meldedienst adı verilen organizasyon. Bu şube espiyonaj ve kontrespiyonaj ( casusluk ve karşı casusluk) ile görevliydiler. Bu şubenin emrinde kara, hava ve deniz birlikleri ve olanakları vardır. Ayrıca bu alanlarda uzmanlaşmış çok sayıda personele sahiptiler.

2- Sabotaj işleri: Bu şubece yerine getirilmiştir. Bu alanda uzman bombacılar, özellikle elde tutulur bunların rahat kullanabilecekleri ve değerlendirecekleri bomba türleri geliştirmişlerdir. Özelikle bomba patlatma ve yerleştirme konusunda bu şube uzmandırlar. 1960 dan sonra Almanların bu konudaki uzmanlıklarından Türk asker ve sivil istihbaratçıları da eğitimler yoluyla yararlandırılmışlardır.

3- Güvenlik olarak adlandırılan bu şube Almanlara karşı girişilecek sabotaj ve diğer casusluk faaliyetlerinin eylemlerine karşı organize olmuştur.

4- Dış ülkelerdeki faaliyetlerle bu şube ilgilidir. Bunlar adam kaçırma, elde etme ve organizasyonları sağlamakla görevlidiler.

5- Bu şubenin görevi ise merkez koordinasyonunu sağlamak ve eşgüdüm içinde sorunsuz çalışılmasını gerçekleştirmektir.

Almanlar istihbaratı hep çok önemsemiştirler. 1939 yılında yalnız Berlin’de Abwehr’de ünlü casus şefi Canaris’in emrinde çalışan ajan sayısı ( Bunlara V= Vertrauen= mutemet denirdi)10 binin üzerindeydi. Bunlara hizmet veren teknik uzman kadrosunun sayısı ise 18 bini aşıyordu. Ajan V ler ünlü Majino hattı planlarını ele geçirmişlerdir. Canaris’in emrindeki bu kadro ayrıca 1937-1939 yılları arasında İngiliz, kara, deniz ve hava kuvvetlerine ait çok önemli planları , bilgileri, savaş düzenlerini öğrenip bu güçlerin hareket ve idari yapılarına kadar bütün bilinmeyenleri çözmüşlerdir.

Hitler Abwehr’e ilaveten 1933 yılında saldığı dehşetiyle ünlü olan Gestapo ( Geheime Staatspolizei) adlı devlet gizli polis teşkilatını kurmuş ve 1939 da bütün polis servislerini merkezileştirme yoluna giderek bu yapıyı dev bir organizasyon haline getirmiştir. Buna da RSHA ( Reichsicherheitshauptamt) adı verimiştir.Ancak Abwehr de çalışmalarına devam etmiştir. Alman Güvenlik Yüksek Dairesi olarak adlandırılabilecek olan RSHA veya Alman casusluk ve mukabil casusluk teşkilatı başlıca 7 daireden oluşmuştur. Bunlar:

1. Daire: Personel

2. Daire: İdari ve ekonomik işler

3. Daire: Parti işleri

4. Daire: Gestapo ( rejim düşmanları, kilise ve yahudilerle mücadele ve yurda girip çıkanları kontrol)

5. Daire: Kripto- cinayet polisi, devlet organizmasıyla ilgili işler

6. Daire: Dış istihbarat espiyonaj

7. Daire: Dini ve ideolojik çalışmalar-belgeler, biyografiler, arşiv.

Hitler ordularının 2. Dünya Savaşında yenilmelerinin ardından Almanya’nın ikiye bölünmesi üzerine zafer kazanan devletler öncelikle RSHA’yı dağıtmışlardır. Ortadan kalkan RSHA’nın yerine ikiye bölünen Almanya’da Doğu ve Federal Alman istihbarat teşkilatları yeniden örgütlenmiştir. İki Alman istihbaratı artık iki düşmandır.

FEDERAL ALMAN İSTİHBARAT TEŞKİLATI

BUNDESNACHRİCHTENDİENST ( BND) = Federal Almanya İstihbarat Servisi= Gehlen teşkilatı.

Münih’e bağlı Pullach’da, General Von Gehlen’in idaresinde kurulan Federal İstihbarat Servisinin emrinde 10 bin uzman ve ajan çalışıyordu ve bütçesi de 40 milyon markın üzerindeydi. General Gehlen’in çok kısa bir süre önce teşkilattan ayrılmasına rağmen Gehlen Teşkilatı adıyla da anılan Federal Alman’ya İstihbarat Servisi, küçük hücreler şeklinde örgütlenip çalışmıştır. Dost veya düşman ayırd etmeden aynı titizlikle çalışan teşkilat Almanya’nın özel statüsü gereği bu yıllarda CIA ile de büyük paslaşmalar ve dayanışmalar içinde çalışmıştır.

Almanlar iç istihbarat konusunda ise özel olarak oluşturdukları “ Batı Almanya Anayasasını Koruma Ajansı”ndan yararlanmaktadırlar. Bu kuruluş aynı zamanda karşı casusuluk örgütü olarak da faaliyet göstermektedir.Amerika’daki FBI’ya denk olan kuruluşun karargahı Köln’e bağlı Ehrenfeld’de çalışmalara başlamıştır. Merkez teşkilatında bine yakın görevlinin bulunduğu kuruluşa o zamanlar polis teşkilatı ile askeri istihbarat da yardım vermiştir.

Alman istihbaratında askeri bölüm çok önemlidir. Çünkü burada oluşturulan ve FOİ ( Field Operations İntelligence) adı ile anılan grup vurucu güçtür ve eylemleri yapar. Eylemlerinde ünlü ve acımasızlığıyla bilinen bir güçtür.

Karargahı Bonn’da bulunan BUNDESKRİMİNİLAMT da casusulukla mücadele eder. Bu birimin çok ünlü laboratuvar ve teknik olanakları vardır.

Almanya’nın savaş sonrası statüsü gereği CIA Frankfurtta, Berlinde, Stuttgart’da bürolar açmıştır. Frankfurt’taki CIA bürosu DAD (Department of Army Detachment), Münih’teki büro SD (Special Detachment) adını, Stuttgart ve Berlin gibi yerlerdeki bürolararı ise US Mission ( ABD Misyonu) adını alırlar. Bunların ana amaçları komünizme karşı mücade etmektir. Bu kapsamda Narodno Turudoyoz Soyuz adlı anti komünist Rus müyteci teşkilatına öğretmen verirler.Bu dönemde Almanlar ile CIA nın işbirliği sonucu 1949 da Hür Hukukçular Birliği kurulur. Bu birlik Batıya ilticaları teşvik eden bir istihbarat yan kuruluşudur.

Alman makamları 1968 yılında yaptıkları bir açıklamada ülkelerinde 15-16 bin kadar casusun Doğu Bloku lehine çalıştığını sandıklarını, 1967 yılında bunlardan 167 , 1968 de de 350 kişinin yakalanarak mahkemeye sevkedildiğini belirtmişlerdir.

BND’nin kuruluş yasası bulunmamaktadır. 12 Temmuz 1955 tarihli Bakanlar Kurulu Kararına dayanılarak kurulmuştur. BND içinde yaklaşık 7 bin personel görev yapmaktadır. 1995 de BND’nin Başkanlık koltuğunu Başbakan Kohl, muhalefet partisinden bir milletvekiline vermiştir. BND değerlendirmelerinde Almanya’yı bir süper güç olarak yorumlayıp ona göre analizler ve eylemler planlamaktadır.

BND bugün askeri istihbarat, siyasi istihbarat, teknolojik ve bilimsel istihbarat, dış istihbarat, terörizm, uluslararası kaçakçılık, illegal geçişler ve Almanyaya sığınmalar konusunda istihbarat çalışmaları yapmaktadır. İnsan, teknoloji, değerlendirme, idari işler, güvenlik, merkezi faaliyetler olarak yapılanan BND etkinliği çok güçlü bir istihbarat örgütü konumunda bulunmaktadır.

Almanya’da önemli bir kurluşta Federal Anayasayı Koruma Teşkiltı (BfV) dir. 3 bini aşkın personeli ile çalışan kurum, 27 Eylül 1950 de kurulmuştur. Teşkilatın iç yapılanmasında her ana ünite, toplama ve kıymetlendirme olarak iki bölümde konumlanmıştır. Toplama bölümleri operasyonları yürütmektedir. Eyaletlerin teşkilatları ile işbirliği bu bölümlerde esasdır.

1. daire arşiv işleri ve üniteler arası koordinasyon,

2. daire sağ terör ve radikal sağcı örgütlenmelerle ilgilenir,

3. daire sol terör ve radikal sol örgütlenmelerle ilgilenir,

4. daire kontr espiyonaj ile ilgidir

5. daire araştırma ve güvenlik ile ilgili işleri yürütür

6. daire idari işlerle sorumludur.

16 eyalette örgütlenmiş durumda bulunan BfV demokratik yapının korunmasından da sorumludur. Eyaletlerde örgütlü bulunan LfV adınrdaki servisler ise bağımsız hareket etmekle birlikte , aralarındaki koordinasyonu BfV gerçekleştirmektedir.

DOĞU ALMANYA İSTİHBARAT SERVİSLERİ

MFS = Doğu Almanya Devlet Güvenlik Bakanlığı.

Almanların ayrılmasının sonunda Sovyet nüfuz alanında kalan Doğu Almanya casusluğun adeta yüreği olmuştur. Öyküleringerçeklerle karıştığı olaylar yaşanmıştır casusluk adına Doğu ve Batı Almanya arasında. Doğu Almanya’da gizli servis geleneğini geliştiren ve burasını Avrupa yani Batı dünyası içinde bir ileri karakol gibi kullanan Moskovadır.

1950 yılında mevcut oluşumların tek çatı altında toplanmasıyla Doğu Almanya Devlet Güvenlik Bakanlığı kurulmuştur. KGB bu bakanlığı oluşturduğu bir konseyle kontrol altında tutmuştur. Bakanlığın emrinde 22 bin subay, 5 bin polis, 3 bin komünist partili memur çalışmıştır. karargahı Doğu Belirlin’de Normannenstrasse’de bulunan MFS’in Batı Almanya ‘da adam kaçırma ve öldürme , yıkıcı faaliyet ve propaganda işlerinde kullandığı 16 bini aşkın ajanının bulunduğu bilinmektedir. İstihbarat bakanlığının başlıca daireleri ve görevleri şunlar olmuştur:

1. Daire : Doğu Almanya ordusu içinde iç istihbarat yapmak, askerlerin rejime sadakatini sağlamak.

2. Daire : Batılı ülkelerde casusluk faaliyetlerinde bulunmak.

3. Daire : Sovyet işgal bölgesinde her türlü ekonomik faaliyet sahasında casusuluk çalışması yapmak.

4. Daire : Din ile mücadele müesselere ortadan kaldırma.

“R” Dairesi : Berlindeki müttefik askeri misyonların faaliyetlerini izlemek.

MFS ayrıca idarecilerin güvenliğini sağlamak amacıyla 6300 kişilik bir muhafız kıtası da oluşturmuştur.

Ayrıca HVA= Ana İstihbarat Dairesi adı altında Doğu Almanya Komünist İstihbarat Teşkilatı adı altında Batılı ülkelerde casus şebekeleri kurmak ve istihbarat işleriyle görevli bir birim daha vardır. HVA MFS’e bağlı bir birimdir ama ayrıca bir casusuluk okulu da vardır. Bu teşkilatların koordinasyonundan ise VFK = Koordinasyon Dairesi adı verilen birim sorumludur. Bu da bir gizli servis gibi çalışır. Elbe nehri üzerindeki Klietz’de bir casus okulları faaliyet göstermiştir. Bunların teknik laboratuvarlarında gizli mürekkepler ve sahte belgeler üretimi gerçekleştirilmiştir. Doğu Alman gizli servisi belge üretiminde oldukça başarılı ve ünlü bir servis olmuştur. Bu konu gizli servislerde büyük önem taşımaktadır.

Ancak bu iki servisin kanlı bıçaklı günleri Doğu ve Batı Almanya’nın birleşme kararının ardından tek çatı altında ortak çalışmaya dönmüştür. Bu birleşme sırasında Doğu Alman casuslarla Batı Alman muhbirler büyük sıkıntılar çekmişler ama Batı Alman istihbarat çatısı altında birleşmeyi başarmışlardır. Çok geniş bir arşivi bulunan MfS ile 1991 birleşmesinden sonra çıkan durum sonucunda Alman Anayasayı Koruma Teşkilatı sorumlu kılınmıştır. Arşiv bilgilerinin incelenmesi görevi bu teşkilata verilmiştir.

Bu birleşmeden ortaya çıkan bilgi ve ilişkiler ağı dünyanın en büyük istihbarat arşivini ortaya çıkarmıştır. Önümüzdeki dönemde Almanların bundan kaynaklanan güçlerini diğer ülkeler üzerinde kullanacaklarından hiç şüphe yoktur. Arşiv bulgileri içinde Türklere ait bilgilerin çokça olması da doğaldır. Yani önümüzdeki günlerde Almanya hesabına casusluk yapacak Türklerin sayısında bir artışın olması da doğaldır

İNGİLİZ İSTİHBARAT SERVİSLERİ

İngiliz gizli servislerinin temeli Kral 8. Henri’nin Adalet BakanıThomas Cromwell tarafından 1530 da atılmıştır. Daha sonra gelen Kral 3. George’un Başmüşaviri Wıllıma Pıtt oluşturulan servisi yeniden düzenlemiş ve eksiklerini gidermiştir. Bu krallık geleneğinin devamını Birinci Dünya Savaşı’na kadar getirirsek, 1914 öncesi İngiliz istihbaratının temelini oluşturan gizli servisleri şöyle sıralamak mümkündür.

a) Özellikle siyasi istihbarata önem veren Dışişleri Bakanlığı istihbarat servisi( Foreign Office İntelligence Service)

b) Askeri istihbarat çalışmalarını yürüten Milli Savunma istihbarat servisi ( War office İntelligence Service)

c) Sömürgelerin İngiltere’ye karşı tavırlarını, tasavvur ve gayelerini, orlardaki aleyhte gelişmeleri , milliyetçilik hareketlerini ve buralardaki karşı sabotaj hareketlerini organize eden Sömürgeler Bakanlığı isitihbarat servisi ( Colonial İntelligence Service)

d) Ekonomik , endüstriyel ve ticari istihbaratı yürüten, devlet organizasyonu içindeki olumsuz akımları saptayan da Ticaret Bakanlığı istihbarat servisidir: ( Board of Trade İntelligence Service).

Bu servise bağlı olarak bir de “Heyecanlı Haberler Bürosu” bulunmaktadır odönemde. Bu büro 1916 yılında Alman ve İngiliz donanmaları arasında Sakarejak’da yapılan savaşı İngilizler kazandığı halde , Amerikalılara savaşı İngilizlerin kaybettiği , Almanların kazandığı şeklinde duyurmuştur. Buun üzerine İngiliz hisse senetlerinin değeri borsada müthiş bir şekilde düşmüştür. İngiliz ajanları bunun üzerine borsada çok düşük fiyattan İngiliz senetlerini toplamışlar, ertesi gün İngilizlerin savaşı kazandıkları ortaya çıkınca İngiltere bu iki günlük kazancını o dönemin 600 bin liraya kadar çıkartma olanağına kavuşmuştur.

Ancak İngiltere’de Dıoşişlerine bağlı gizli servis uzunca bir süre eleştirilmiş ve bunun sonucunda da Dışişleri Siyasi İstihbarat Servisi dağıtılmıştır. Ancak Çek buhranının ardından tekrar oluşturulmuştur. 1938’de İngiltere’nin istihbaratına ayırdığı para 400.000 Sterlindir. Bu paranın büyük bir kısmı da ajanlarla mücadeleye ayrılmıştır.

1970 lerde yeniden yapılandırılan İngiliz gizli servisleri şöyle sıralanmaktadır:

1- Askeri İstihbarat servisleri:

Mİ: ( Military İntelligence) Kara Ordusu istihbarat servisidir Mİ-1 den Mİ-12 kadar uzanan şubeleri bulunmaktadır. Mİ-11 gizli siyah propaganda ile görevlidir.

Nİ: Deniz Kuvvetlerinin istihbarat servisidir. Amerikalıların ONİ adlı kuruluşunun karşılığıdır. Deniz Kuvvetlerini ilgilendiren alanlarda casusluğa karşı savaşır. Güvenlik tedbirlerini alır ve şifreleri korur.

Aİ: Hava Kuvvetlerinin istihbarat servisidir.

İngilizlerin en önemli istihbarat oluşumları ise Special Branch ya da Special İntelligence adını verdikleri özel istihbarat birimidir. Bu birim 1829’da Robert Peel’in çıkarttığı bir yasayla kurulmuş olan Scotland Yard adlı Londra polis teşkilatının ilgili birimlerinden oluşturulmuşturulmuştur. Bu birimler iç güvenlik ile yabancıları kontrol gibi görevlerin yanısıra bir de Kraliyet ailesini korurlar. Bu teşkilatın casusulkula ilgili birimleri karşı casusluk ile ilgili denetimleri de yaparlar. 1961 yılında Portland’da faaliyetteki ünlü Rus casus şebekesini ortaya çıkartarak bu alandaki ünlerini pekiştirmişlerdir.

İngiliz istihbaratında önemli bir birim de Mİ-5 adı verilen ve doğrudan doğruya Başbakan’a bağlı olarak çalışan casusluk servisidir. Bu birim casusulukta her alanda etkinlik gösterir ve Başbakanın korunmasından sorumludur. British Counterintelligence olarak da adlandırılır. Karşı casusluk alanındaki ünü ile tanınır.

İngiliz Dışişleri Bakanlığı binasında çalışmalarını yürüten ve MI-6 olarak adlandırılan istihbarat servisi ise sadece pozitif espiyonaj konusu ile uğraşır.

İngilizler ayrıca Supply Mınıstry Security Service olarak adlandırdıkları ve İaşe Bakanlığı bünyesinde bulundurdukları bir gizli servis ile de Atom enerjisi ve füze teknolojileri konusunda casusluğa karşı mücadele verirler. Ayrıca oluşturdutkları çok ileri teknolojiyle donattıkları bakteriyolojik ve kimya laboratuvarlarını da bir kimsyasal savaşa karşı hazırlık için kullanırlar.

Bütün bu birimlerin birbirleriyle ilişkilerini üçler konseyi adı verilen ve İkinci Dünya Savaşı sırasında oluşturulan bir koordinasyon ünitesi sağlar. Bu koordinasyon ünitesi aslında bizdeki Milli İstihbarat Koordinasyon Kurulu’na benzeridir. Bütün bunlara ilaveten İngilizlerin dünyanın her yerindeki ekonomik, siyasi ve askeri elemanları da ayrı ayrı birer gizli servis elemanı gibi çalışır ve bilgi toplarlar.

İngilizler ekonomik casusluk alanında da önemli yollar katetmişlerdir. 1968 yılı sonunda Edward Boyle adlı muhafazakar bir mebus İngiliz Avam Kamarasına endüstriyel casuslukla ilgili bir yasa teklifi vermiştir. Bu nedenle yapılan açıklamalara göre İngiltere ‘de endüstri alanında casusuluğu önleyici bir yasanın mevcut olmaması yüzünden 1970 li yılarda yılda 70 milyon sterlin kayıp verilmiştir. Endüstriyel sırların gizli tutulması için yapılan bu masraflara rağmen yine de casusluk önlenememekte endüstriyel casuslar, telefon dinlemek, gizli seçikler yapmak ve adamlar satın almak, çalmak yollarıyla rakiplerinin geliştirdiği ürünlerin teknolojilerini çalmaktadırlar.

Bunlar arasında bir ünlü kuruluş da dünyada çok saygın bir yeri bulunan yayın organı BBC’dir. BBC’nin dinleme servisi İngiliz istihbaratında çok önemli bir yer tutmaktadır. Örneğin 1958 Lübnan iç savaşı sonunda Amerikalıların Lübnan’a, İngilizlerin Ürdün’e çıkartmalarına karsı Sovyet lideri Kuruçev’in batıya salladığı tehditların blöf olduğunu BBC ortaya çıkarmıştır. BBC yaygın dinleme ve tahlil markezleri sayesinde Kuruçef’in Sovyetlerdeki konuşmalarının tamamını dinlemiş, bunlarda savaşa dair hiç bir ışık bulunmadığını anlayınca, halkın pisikolojik olarak savaşa değil tahıl üretimini arttırmaya davet edildiğini ortaya çıkartarak batıyı rahatlatmıştır.

Bugün İngiliz istihbarat yapılanmasında J.I.C olarak tanımlanan Birleşik İstihbarat Komitesi en etkin konumdadır. Bu teşiklat bütün kamu kesiminin uyacağı günlük raporları hazırlar. “Kırmızı Kitap” olarak adlandırılan bu raporlar ulusal istihbarat bilgilerinin analiz edilmiş halini oluştur.

Bunun dışında İngiltere de şu servisler de bulunmaktadır:

1- İstihbarata Karşı Koyma ve Güvenlik Servisi (M.I.5)

İçişleri Bakanına bağlı olarak çalışmakta ve sıkı bir denetim mekanizması işletilmeye çalışılmaktadır.

2- Özel İstihbarat Servisi S.I.S (M.I.6)

Askeri istihbarat servisidir. 1985 den sonra terör için özel eğitimli timleriyle tanınmıştır.Hazırladığı terör ve uyuşturucu kaçakçılğı raporları ünlüdür.

3- Hükümet Muhabere Karargahı ( G.C.HQ.)

İstihbarat Komitesinin saptadığı ihtiyaçlar doğrultusunda haberleşme istihbaratını yapmakla görevli birimdir. Şifreler ve çözümleri bu burumun en tecrübeli olduğu daldır.

4- Savunma İstihbarat Servisi (D.I. S)

Bütün askeri yapının istihbaratını üreten bu kuruluş dört temel bölümden oluşmaktadır

FRANSIZ İSTİHBARAT SERVİSLERİ

Dünyada etkin bir istihbarat servisi de Fransızlara aittir. Fransızların istihbarat servisinin kurucusu XII. Louis’in başmüşaviri Kardinal Rıchelıeu dur. Richelieu’nun attığı temeller XIV. Louis zamanında Kardinal Mazarın tarafından tamamlanıp geliştirilmiştir. Bunların ardından askeri casuslukta büyük başarı sağlayan ve Fransız gizli servisini sağlamlaştıran kişi Napolyon olmuştur.Ancak bu dönemlerin ardından İkinci Dünya Savaşına kadar Fransız gizli servisinin çok büyük başarılarının olduğunu söylemek mümkün değildir. Fransızların istihbarat çalışmalarını Genelkurmay yürütmektedir. Bu istihbarat anlayışında 4 servis çalışmalarını sürdürmektedir. İkinci Dünya Savaşı öncesinde Fransız istihbaratı dağınık, tembel ve değerlendirmelerden yoksun çalışmıştır. Ancak İkinci Dünya Savaşı sonrasında bu durum değişmiştir. Fransızlar bütün istihbarat alanlarında ilgili birimler oluşturmuşlar ayrıca bir Milli Emniyet ( Surete Nationale) adlı genel istihbarat örgütü kurmuşlardır.İçişleri Bakanlığına bağlı olan bu kuruluş, ayrı birimler yerine tek merkezden yönetim esasına göre oluşturulmuştur. Kuruluş beş kısımdan oluşmuştur. Bunlar şöyle sıralanmaktadır:

1- Adli polis. 1970 lerde 17 bölgede iki bine yakın kadrosuyla hizmet vermiştir.

2- Kırpolisi. bu kadrolar taşrada görev yapmışlardır ve jandarma ile birlikte çalışmışlardır

3- Ulusal Gözleme Müdürlüğü DST ( Direction de la Surveillance du Territoire) bir karşı casusluk servisidir.

1942 yılında işgal zamanı lağvedilmiş, fakat 1945’de yeniden faaliyete geçirilmiştir. 1970’lerde 1200 memur çalıştıran DST sert, etkili bir servistir. DST’nin 1947-1961 yılları arasında 473 kişiyi mahkemeye sevkettiği, 1300 kişiyi sınırdışı ettiği, 75 diplomatın Fransa’dan geri çağrılmasına yolaçtığı, şüpheli 2700 yabancının Fransaya girmesine mani olduğu, 30 Fransızı vatandaşlıktan attırdığı,120 gazete ve dergiyi kapattırdığı, 140 cemiyetin kapısını mühürlettiği açıklanmıştır. Bu rakamlar servisin çalışmaları hakkında bir fikir verse gerektir.

4- Genel İstihbarat (RG- Renseignements Generaux) teşkilatı ise politik ve ekonomik haberler başta olmak üzere bütün istihbarat değerleri ilgi alınana girer ve ülkedeki yabancıları kontrol eder.

Fransada faal durumdaki ajanların saptanmasına çalışır. RG arşivlerinde 1970 yılların başında 400 binden fazla kişi hakkında arşiv bilgisi bulunduğu bilinmektedir. Aynı yıllar içinde Fransız polisinin arşivlerindeki fiş sayısı da 10 milyonun üzerindedir. Fransız gizli polisi sendikacılardan, işadamlarına,yabancı gazetecilerden devlet ve bilim adamlarına kadar herkesin fişini tutmaktadır.

5- CRS olarak adlandırılan (Compagnies Republicanıes de Securite) seyyar polis teşkilatıda olaylara müdahale için hazır güç olarak çalışır.

Fransızlarca da itiraf edilmektedir ki teknik açıdan çok üstün olmamakla birlikte merkezi sistemi ve kulandığı yöntemler açısından Frarsız servisi dünya istihbarat servisleri arasında ön sıralarda yeralabilmektedir.

Fransız istihbarat sisteminde en önemli şey muhbir veya haber kaynağı için getirilen olanaklardır. Fransızlar bu iki unsuru teminat altına alan ve

koruyan bir sistem kullanmaktadırlar. Onların suçlarını affeder ve korurlar. Oysa diğer ülkelerde bu durum genellikle az bir ceza veya en hafif yoluyla göz hapsi olarak uygulanmaktadır.

Fransa’da bugün iki ana istihbarat yapılanması gözlenmektedir. Bunlardan biri Dış Güvenlik Genel Müdürlüğü olarak adlandırılan DGSE’dir. 2 nisan 1982 tarih ve 82?306 sayılı kararname ile kurulan birim Savunma bakanlığı çatısı altında örgütlenmiştir. Bilgilerini Milli Savunma Sekreteryası (SGDN), Cumhurbaşkanı Özel Genel Kurmayı ve Başbakan ile direkt bağlı olarak , bütün istihbari birimlerle koordineli çalışmak zorulluğundadır DGSE’de 5 bine yakın eleman görev yapmaktadır. Casus avcılığı bu birimin görevleri arasındadır. DGSE bir Genel müdür, ve ona bağlı istihbarat, teknik, strateji, operasyon ve idari işler birimleri tarafından çalıştırılmaktadır.

Fransız istihbarat yapısının temel ikinci yapılanması ise 22 Aralık 1982 yılında 82/1100 sayılı kararname ile yeniden düzenlenen DST dir. Bu köklerini çok eskilere götürebileceğimiz istihbarat yapılanması Fransa içinde her türlü operasyonda en etkin kurumdur. Son dönemde ekonomik istihbarata karşı koyma ve teknolojik casusluk konusunda da uzmanlaşmaktadır.