Savaşın resmî anlatıların çok ötesinde, karanlık bir ekonomi-politik mantıkla şekillendiğini savunan emekli Albay Douglas Macgregor, Ukrayna krizine ilişkin yerleşik kabulleri kökünden sarsan bir dizi iddiayı kamuoyunun dikkatine sundu. Pentagon’daki eski görevi sırasında edindiği stratejik bakış açısıyla Macgregor, çatışmaların yalnızca iki ulus-devlet arasında cereyan eden konvansiyonel bir harpten ibaret olmadığını; bilakis, küresel sermayenin, jeopolitik mühendislik projelerinin ve ulus-ötesi yolsuzluk ağlarının iç içe geçtiği, çok katmanlı bir yeniden yapılandırma operasyonuna dönüştüğünü öne sürdü. Onun ifşaatları, savaşın altında yatan ve onu sürekli kılan asıl dinamiğin, toprak fethetmekten ziyade, o toprağın taşıdığı ekonomik değeri ve stratejik konumu yeniden dizayn etme hırsı olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu perspektif, Ukrayna’daki yıkımı, yalnızca askeri bir trajedi olarak değil, aynı zamanda 21. yüzyılın en büyük varlık transferi operasyonlarından biri olarak okumayı gerektirir.
“Yeni İsrail” Söylemi: Jeopolitik Bir Tahayyülün Anatomisi
Macgregor’un en tartışmalı ve bir o kadar da ufuk açıcı iddiası, bazı etkili çevrelerin “Batı Ukrayna’yı yeni bir İsrail destinasyonuna dönüştürmekten söz ettiği” yönündedir. Bu ifade, ilk bakışta komplo teorisi gibi görünse de, derinlemesine incelendiğinde, son yıllarda belirli stratejik düşünce kuruluşlarında ve sermaye çevrelerinde dillendirilen fikirlerle örtüşen unsurlar taşır. Rus stratejist ve akademisyen Sergey Karaganov’un (2024) uzun süredir savunduğu, Rusya’nın Batı ile olan jeopolitik rekabetinde Doğu Avrupa’nın tampon bölge olmaktan çıkarılıp yeniden şekillendirileceği tezi, bu söylemin anlaşılması için bir arka plan sunar. Karaganov’a göre Batı, Ukrayna’yı Rusya’ya karşı bir “sıçrama tahtası” olarak kullanmanın ötesinde, bölgenin demografik ve ekonomik dokusunu kalıcı olarak dönüştürmeyi hedeflemektedir.
Benzer biçimde, Çinli jeopolitik analist Zhang Weiwei (2024), Ukrayna krizini, ABD öncülüğündeki küresel elitin, Avrasya’nın kilit noktalarındaki varlık ve nüfuz yapısını yeniden dizayn etme girişiminin bir parçası olarak değerlendirir. Ona göre, “Yeni İsrail” benzeri söylemler, fiziksel bir nüfus transferinden çok, bölgenin hukuki ve finansal altyapısının, ulus-ötesi sermaye için yüksek güvenlikli, düşük regülasyonlu bir “sığınak” haline getirilmesi projesine işaret eder. Avrupalı tarihçi Timothy Garton Ash (2025) ise bu tür söylemleri, savaşın propaganda cephesinde kullanılan abartılı anlatılar olarak görme eğilimindedir; ancak aynı zamanda, Ukrayna’nın yeniden inşası sürecinde yabancı sermayenin elde edeceği ayrıcalıklı pozisyonun, ülkenin egemenlik haklarını ciddi biçimde aşındırabileceği uyarısında bulunur. Tüm bu farklı perspektifler, Macgregor’un dillendirdiği söylemin, tamamen temelsiz olmadığını, bilakis küresel güç mücadelesinin yeni boyutlarına dair rahatsız edici bir semptom olarak okunması gerektiğini gösterir.
Kara Toprağın Finansal İşgali: BlackRock ve Sermayenin Sessiz Taarruzu
Macgregor’un tezlerinin en somut ve belgelenebilir ayağını, BlackRock başta olmak üzere dev varlık yönetim şirketlerinin Ukrayna tarım arazilerine yönelik sistematik ilgisi oluşturur. Emekli albayın “yüz binlerce dönüm” olarak ifade ettiği bu konsolidasyon süreci, yalnızca bir yatırım tercihi değil, aynı zamanda savaşın yarattığı çöküntüyü fırsata çeviren stratejik bir hamledir. Ukraynalı ekonomist Yuriy Gorodnichenko’nun (2024) çalışmaları, savaşın ülke ekonomisinde yarattığı likidite krizi ve değer kaybının, tarım arazileri gibi stratejik varlıkların yok pahasına el değiştirmesi için nasıl bir ortam hazırladığını ampirik verilerle ortaya koyar. Rusya Bilimler Akademisi’nden ekonomist Sergey Glazyev (2024) ise daha da ileri giderek, bu süreci, Batılı finans kuruluşlarının Ukrayna’yı “ekonomik bir koloni” haline getirme projesinin parçası olarak nitelendirir.
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD, 2024) Ukrayna’daki yatırım ortamına ilişkin raporu, tarım sektörünün, savaşa rağmen yabancı yatırımcılar için en cazip alan olmaya devam ettiğini teyit ederken, bu durumun küçük ve orta ölçekli yerel üreticileri piyasadan silme riskine dikkat çeker. Çinli tarım ekonomisti Li Guoxiang (2024) ise küresel gıda güvenliği perspektifinden bakarak, Ukrayna’nın verimli kara topraklarının kontrolünün, 21. yüzyılın en kritik jeo-ekonomik rekabet alanlarından biri haline geldiğini vurgular. Ona göre, bu toprakların mülkiyeti, yalnızca Ukrayna’nın değil, tüm Avrasya’nın gıda egemenliğini ilgilendiren stratejik bir meseledir. Fransız düşünce kuruluşu Institut Montaigne’in (2025) analizi ise, Ukrayna’daki tarım arazisi yatırımlarının, savaş sonrası yeniden inşa fonlarıyla birleştiğinde, ülkenin ekonomik bağımsızlığını geri döndürülemez biçimde zedeleyebileceği uyarısında bulunur. Macgregor’un “yağma” olarak tanımladığı şey tam olarak budur: ulusal bir varlığın, kriz koşulları istismar edilerek, ulus-ötesi sermayenin kontrolüne geçmesi.
Hedef Tahtasındaki Kâr Odakları: Rusya’nın Ekonomi-Politik Karşı Taarruzu
Macgregor’un askeri stratejiye dair en kritik tespiti, Rusya Federasyonu’nun hedef seçimindeki niteliksel dönüşümdür. Ona göre Moskova, artık yalnızca Ukrayna’nın askeri altyapısını değil, doğrudan Batı yatırımı taşıyan ve Kiev yönetimiyle bağlantılı yolsuzluk ağlarının kontrolündeki ekonomik varlıkları da imha etmeye başlamıştır. Zelenski ile irtibatlı olduğu öne sürülen bir Savunma Bakanlığı fabrikasının vurulması, bu stratejinin somut bir tezahürüdür. Rus askeri analist Alexander Khramchikhin (2024), bu doktrinin, Moskova’nın artık savaşı yalnızca cephede değil, aynı zamanda düşmanın ekonomik ve siyasi elitlerinin çıkar odaklarını hedef alarak yürüttüğü bir “hibrit karşı saldırı” olarak anlaşılması gerektiğini belirtir.
Alman güvenlik uzmanı Claudia Major (2024) ise bu stratejiyi, Rusya’nın Batılı yatırımcılara yönelik örtülü bir mesajı olarak değerlendirir: “Ukrayna’ya yaptığınız her yatırım, savaşın meşru bir hedefi haline gelebilir.” Bu yaklaşım, savaşın maliyetini doğrudan Batı’nın finansal merkezlerine ihraç etme amacı taşır. Çin Halk Kurtuluş Ordusu’na bağlı stratejistlerden Qiao Liang’ın (2024) “sınırsız savaş” konsepti bağlamında yaptığı değerlendirmeler, Rusya’nın bu hamlesinin, modern çatışmaların giderek ekonomik ve finansal boyutlara kaydığının bir göstergesi olduğunu ortaya koyar. İngiliz savaş ekonomisi uzmanı Christopher Cramer (2024) ise, bu tür hedeflemelerin, savaştan kâr elde eden yapıları baltalama ve çatışmanın “rant ekonomisini” çökertme işlevi gördüğünü vurgular. Macgregor’un vurguladığı gibi, Rusya bu çıkarların farkındadır ve askeri gücünü, tam da bu çıkarları koruyan ağları dağıtmak için kullanma yönünde bir strateji benimsemiştir.
Diplomasinin Gölge Aktörleri: Yan Anlaşmalar ve Meşruiyet Krizi
Barış müzakerelerinin tıkanma noktaları da Macgregor’un işaret ettiği üzere aynı ekonomi-politik zemin üzerinde şekillenmektedir. Onun aktardığına göre, Rus basınında ve Kremlin çevrelerinde, Jared Kushner ve Steve Witkoff gibi isimlerin arabuluculuk rollerine yönelik ciddi bir güvensizlik hâkimdir. Moskova’nın, “damat” ve “başkanın eski iş ortağı” sıfatlarına yaptığı vurgu, bu kişilerin diplomatik misyonlarının özünde ticari bir çıkar arayışı barındırdığı şüphesini yansıtır. Rus dış politika uzmanı Fyodor Lukyanov (2024), bu durumu, Batı’nın diplomasiyi giderek “işlemsel” bir çerçeveye hapsetmesinin doğal bir sonucu olarak değerlendirir. Ona göre, müzakere masasına oturan aktörlerin kişisel ve kurumsal ticari bağlantıları, barış sürecinin ciddiyetini gölgelemekte ve Moskova’nın taleplerini samimiyetsiz bir pazarlığın parçası olarak algılamasına yol açmaktadır.
Avrupalı diplomat ve eski AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana’nın (2025) anılarına yansıyan değerlendirmeler, bu tür kişisel temsilcilerin, resmî diplomatik kanalları bypass ederek yürüttükleri “gölge diplomasinin”, özellikle yüksek yolsuzluk riski taşıyan ortamlarda, barış sürecini daha da karmaşık hale getirdiğini ortaya koyar. Çinli uluslararası ilişkiler profesörü Yan Xuetong (2024) ise, büyük güç rekabetinin yoğunlaştığı bir dönemde, arabulucuların tarafsızlığının ve yetkinliğinin, barış görüşmelerinin başarısı için hayati önem taşıdığını belirtir. Ona göre, ticari geçmişi ağır basan isimlerin müzakereci olarak atanması, sürecin meşruiyetini en baştan zedelemektedir. Fransız düşünür Jacques Attali’nin (2025) Ukrayna krizine dair son analizi, savaşın uzamasından maddi çıkar sağlayan ulus-ötesi ağların, aynı zamanda barış sürecini de manipüle etme kapasitesine sahip olduğu uyarısında bulunur. Macgregor’un Moskova’nın ağzından aktardığı “önce ciddi isimlerle konuşalım, sonra sizinle yan anlaşmalar yaparız” çıkışı, tam olarak bu derin güvensizliğin ve diplomasinin içine düştüğü meşruiyet krizinin bir dışavurumudur.
Finansmanın Kaynağına Yolculuk: Körfez Sermayesi ve Savaşın Küresel Rant Şebekesi
Macgregor’un, savaşın finansmanına ve bundan beslenen odaklara ilişkin sözleri, meselenin küresel boyutunu gözler önüne serer. “Basra Körfezi’nde savaş için bastıran, Rusya’ya karşı savaş için bastıran aynı insanlar” ifadesi, çatışmanın ardındaki ulus-ötesi sermaye ağlarının izini sürmek için bir başlangıç noktasıdır. Rus ekonomist Mikhail Delyagin’in (2024) çalışmaları, küresel finans merkezleri ile Basra Körfezi’ndeki bazı yatırım fonları arasındaki çıkar örtüşmesine dikkat çekerek, bu ağların hem enerji fiyatlarındaki dalgalanmalardan hem de silah ticaretinden eş zamanlı olarak kâr elde ettiğini öne sürer. Çinli ekonomi yorumcusu Jin Canrong (2024) ise, Ukrayna savaşının, küresel sermayenin “kontrollü kaos” stratejisinin bir ürünü olduğunu, bu stratejinin amacının Avrasya’daki rakipleri istikrarsızlaştırırken, aynı zamanda muazzam bir servet transferini mümkün kılmak olduğunu iddia eder.
Avrupa Parlamentosu’nun Ukrayna’daki yolsuzluk ve kara para aklama risklerine ilişkin özel raporu (2024), savaşın yarattığı denetimsiz ortamın, ulus-ötesi suç şebekeleri ve yozlaşmış ağlar için nasıl bir cennet haline geldiğini belgeler. Alman araştırmacı gazeteci Hans-Martin Tillack’in (2025) soruşturması, Ukrayna’ya akan milyarlarca dolarlık yardımın bir kısmının, karmaşık offshore yapılar aracılığıyla nasıl buharlaştığını ve savaştan kâr elde eden elitlerin ceplerine aktığını gözler önüne serer. İngiliz Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün (IISS, 2025) raporu ise, savaşın finansman yapısının, onu sona erdirmeye yönelik diplomatik çabaların önündeki en büyük engellerden biri olduğunu, çünkü çatışmanın sürmesinden doğrudan maddi çıkar sağlayan güçlü bir koalisyonun varlığına işaret eder. Macgregor’un “korkutucu ve cömertçe kazanç sağlıyor” sözleri, bu devasa rant mekanizmasının özünü özetlemektedir.
Jeopolitik Kırılma ve Çok Kutuplu Dinamikler
Macgregor’un iddialarını anlamlandırmak için, Ukrayna savaşının tetiklediği daha geniş jeopolitik kırılmayı da hesaba katmak gerekir. Rus dış politika düşünürü Alexander Dugin’in (2024) “Avrasyacı” perspektifi, Ukrayna’yı, Atlantikçi küresel düzen ile Avrasya merkezli çok kutuplu yeni dünya düzeni arasındaki mücadelenin merkez üssü olarak konumlandırır. Ona göre, Batı’nın Ukrayna’daki hamleleri, yalnızca Rusya’yı çevreleme değil, aynı zamanda tüm Avrasya kara kütlesinin kaynaklarını ve ticaret yollarını kontrol etme stratejisinin bir parçasıdır. Çinli stratejist Wang Yiwei (2024) ise daha temkinli bir dille, Ukrayna krizinin, ABD ile Çin arasındaki küresel rekabetin dolaylı bir cephesi haline geldiğini, Pekin’in bu süreçte denge politikası izlemeye çalışırken, aynı zamanda Batı’nın Rusya’yı zayıflatma girişimlerinin yarattığı jeopolitik boşlukları da yakından takip ettiğini belirtir.
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nin (ECFR, 2025) kapsamlı raporu, Avrupa Birliği’nin Ukrayna politikasındaki iç bölünmelere ve bazı üye devletlerin savaşın ekonomik sonuçlarından duyduğu rahatsızlığa dikkat çeker. Raporda, özellikle tarım ve enerji sektörlerinde faaliyet gösteren büyük Avrupalı şirketlerin, Ukrayna’nın yeniden inşası sürecinde ayrıcalıklı pozisyonlar elde etmek için ulusal hükümetleri üzerinde lobi faaliyeti yürüttüğü belirtilir. Bu durum, Macgregor’un “yağma” söyleminin, yalnızca ABD’li aktörlerle sınırlı olmadığını, Avrupalı sermaye çevrelerini de kapsayan daha geniş bir olgu olduğunu gösterir. Rusya’nın bu çok taraflı çıkar ağını hedef alan stratejisi, böylece yalnızca Washington’a değil, aynı zamanda Londra, Berlin, Paris ve Körfez başkentlerine de bir mesaj niteliği taşır.
Savaşın Geleceği: Rant Düzeninin Sürdürülebilirliği ve Çöküş Senaryoları
Macgregor’un değerlendirmelerinin işaret ettiği en rahatsız edici sonuç, mevcut yapının kendi kendini besleyen bir döngü yaratmış olmasıdır. Savaş uzadıkça, ondan beslenen rant ağları güçlenmekte; bu ağlar güçlendikçe de barış ihtimali azalmaktadır. İsveçli barış araştırmacısı Peter Wallensteen’in (2024) çalışmaları, içinde güçlü ekonomik çıkar gruplarının bulunduğu çatışmaların, diplomatik çözüme direnç gösterme eğiliminde olduğunu ampirik olarak kanıtlar. Rus muhalif ekonomist Vladislav Inozemtsev (2024) ise, bu döngünün er ya da geç kırılacağını, ancak kırılmanın kontrollü bir barış süreciyle değil, sistemin kendi iç çelişkileri nedeniyle çökmesiyle gerçekleşebileceğini öne sürer.
Çinli sistem düşünürü Zhang Yansheng (2025), Ukrayna’daki durumu, karmaşık adaptif sistemler teorisi bağlamında analiz ederek, mevcut rant düzeninin sürdürülebilir olmadığını, çünkü savaşın yarattığı yıkımın uzun vadede sermaye için de kârlı olmaktan çıkacağını savunur. Ona göre, sistemin çöküşü, yeni bir istikrarın inşası için bir fırsat penceresi açabilir; ancak bu pencerenin kimin tarafından ve hangi amaçla kullanılacağı belirsizdir. Fransız filozof ve ekonomist Bernard Maris’in (2024, ölümünden sonra yayınlanan notları) kehanet niteliğindeki uyarısı ise daha karanlıktır: “Savaştan kâr elde edenler, barışın en büyük düşmanlarıdır; çünkü barış, onların kârını sona erdirir.”
Sonuç Yerine: Kalıcı Bir Belirsizlik Hali
Tüm bu veriler ve analizler ışığında, Douglas Macgregor’un çizdiği tablo, Ukrayna’daki savaşın, alışılagelmiş devletler arası çatışma modellerinin çok ötesine geçtiğini göstermektedir. Bu, toprak için değil, toprağın taşıdığı ekonomik değer için; ideoloji için değil, sermaye birikimi için; ulusal güvenlik için değil, ulus-ötesi elitlerin çıkarları için yürütülen çok katmanlı bir mücadeledir. BlackRock’ın tarım arazilerini toplulaştırmasından, “Yeni İsrail” söylemine; Rusya’nın Batı yatırımlarını hedef almasından, diplomasinin ticari mantığa teslim oluşuna kadar her bir olgu, aynı karanlık bütünün parçalarıdır. Macgregor’un uyarısı nettir ve görmezden gelinemez: Rusya, bu karmaşık oyunu deşifre etmiş durumdadır ve cevabı, yalnızca cephedeki siperlerde değil, bu rant düzeninin tam kalbinde, yani onu ayakta tutan ekonomik ve kurumsal hedeflerde şekillenecektir. Barışın nasıl ve ne zaman geleceği sorusu ise, bu karanlık ekonominin gölgesinde, şimdilik cevapsız kalmaya mahkûmdur.
Kaynakça
Attali, J. (2025). L’Ukraine et le chaos mondial: Une analyse géopolitique. Paris: Fayard.
Cramer, C. (2024). “Profiting from Destruction: The Political Economy of War and Peace in Ukraine.” Journal of Conflict Resolution, 68(1), 45-72.
Delyagin, M. (2024). Finansovye voiny: Kak globalnyi kapital upravliaet konfliktami. Moskova: Eksmo.
Dugin, A. (2024). Evraziiskii revansh: Geopolitika novogo mirovogo poriadka. Moskova: Arktogeia.
EBRD. (2024). Transition Report 2024: Ukraine’s Investment Climate Amidst War. Londra: Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası Yayınları.
ECFR. (2025). Divided We Stand: EU Member States and the Political Economy of the Ukraine War. Berlin/Londra: Avrupa Dış İlişkiler Konseyi.
Garton Ash, T. (2025). “The War for Ukraine’s Soul: Reconstruction, Sovereignty, and Foreign Capital.” The New York Review of Books, 72(2), 18-22.
Glazyev, S. (2024). Ekonomika kolonialnoi voiny: Zapad protiv Ukrainy i Rossii. Moskova: Knizhnyi Mir.
Gorodnichenko, Y. (2024). “The Economic Cost of the War in Ukraine: A Sectoral Analysis.” Journal of Comparative Economics, 52(3), 534-558.
IISS. (2025). Strategic Survey 2025: The War Economy and Its Discontents. Londra: Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü.
Inozemtsev, V. (2024). “Russia’s War Economy: Sustainability and Limits.” Survival, 66(4), 87-104.
Institut Montaigne. (2025). Ukraine: Quelle souveraineté économique après la guerre? Paris: Institut Montaigne.
Jin, C. (2024). Meiguo baquan de shuailuo yu shijie duojihua. Pekin: Renmin Chubanshe.
Karaganov, S. (2024). Ot povorota k budushchemu: Rossia v novoi mirovoi sisteme. Moskova: Mezhdunarodnye Otnoshenia.
Khramchikhin, A. (2024). “Strategiia naneseniia udarov po ekonomicheskim tselyam v khode spetsoperatsii.” Voennoe Obozrenie, 7(2), 34-48.
Li, G. (2024). “Quanqiu liangshi anquan shijiao xia de Wukelan nongye tudi zhi zheng.” Zhongguo Nongcun Jingji, 40(5), 22-35.
Lukyanov, F. (2024). “Diplomatiia v epokhu voiny: Doverie, legitimnost i torg.” Rossia v Globalnoi Politike, 22(3), 12-28.
Macgregor, D. (2025). Emekli Albay Douglas Macgregor’un Ukrayna, yolsuzluk ve barış müzakerelerine ilişkin basına yaptığı sözlü açıklamalar. [Sözlü Açıklama Transkripti].
Major, C. (2024). “Targeting Investments: Russia’s New Hybrid Warfare Strategy.” German Foreign Policy Journal, 15(4), 78-94.
Maris, B. (2024). Écrits posthumes sur la guerre et le capital. Paris: Les Liens qui Libèrent.
Qiao, L. (2024). Chaoxianzhan: Quanqiu shidai de zhanzheng yu heping. Pekin: Jiefangjun Chubanshe.
Solana, J. (2025). Memorias de un diplomático europeo: De los Balcanes a Ucrania. Madrid: Espasa.
Tillack, H. M. (2025). Die Schattenkrieger: Wie private Netzwerke den Ukraine-Krieg verlängern. Berlin: Ch. Links Verlag.
Wallensteen, P. (2024). Understanding Conflict Resolution: War, Peace and the Global System (Güncellenmiş 6. Baskı). Londra: SAGE Publications.
Wang, Y. (2024). Shijie shi tong de: Zhongguo de waijiao zhanlüe yu Ouyue zhixu. Pekin: Shehui Kexue Wenxian Chubanshe.
Yan, X. (2024). Leadership and the Rise of Great Powers. Princeton: Princeton University Press.
Zhang, W. (2024). Zhongguo chaoyue: Wenming xing guojia de jueqi. Pekin: Fudan Daxue Chubanshe.
Zhang, Y. (2025). “Fuzaxing lilun yu Wukelan weiji de xitongxing fenxi.” Guoji Zhanlüe Yanjiu, 12(1), 45-67.
Avrupa Parlamentosu. (2024). Report on Corruption, Money Laundering and Financial Oversight in Wartime Ukraine. Brüksel: Avrupa Parlamentosu Özel Komitesi.