Emekli Pentagon danışmanı Albay Douglas Macgregor’un Ukrayna’daki savaşa ilişkin şok edici uyarıları, aslında çok daha geniş bir küresel stratejinin ilk cephesini ifşa etmektedir. Macgregor’un “BlackRock Ukrayna’da yüz binlerce dönüm tarım arazisi topluyor” ve “Batı Ukrayna’yı yeni bir İsrail destinasyonuna dönüştürmek istiyorlar” sözleri, aynı şirketin Türkiye’deki son hamleleriyle birlikte okunduğunda, ürkütücü bir bütünlük kazanır. Dünyanın en büyük varlık yönetim şirketi BlackRock’ın CEO’su Larry Fink’in Ankara’da Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ağırlanması ve bu ziyaretin Türkiye’nin stratejik tarım arazilerine yönelik yabancı sermaye düzenlemelerinin gevşetilmesiyle eş zamanlı ilerlemesi, Ukrayna’da savaşın gölgesinde yaşanan sessiz yağmanın bir benzerinin ekonomik kriz bahanesiyle Türkiye’de de sahnelenmekte olduğunu göstermektedir. Bu analiz, iki ülkenin en hayati varlığı olan tarım topraklarının, aynı ulus-ötesi finans devleri tarafından nasıl hedef alındığını, iktidarların bu sürece nasıl aracılık ettiğini ve bunun yarattığı egemenlik kırılmasını karşılaştırmalı olarak ortaya koymaktadır.
Savaşın Karanlık Hasadı: Ukrayna’da Toprağın Finansal İşgali
Ukrayna, dünya tarımının kalbi sayılan “çernozem” kuşağının merkezinde yer alır; küresel gıda arzının kritik bir bileşenidir. Macgregor’un vurguladığı gibi, BlackRock ve benzeri dev fonlar, savaşın yarattığı hukuki boşluğu, değer kaybını ve insani çöküşü, agresif bir arazi konsolidasyonu için fırsata dönüştürmüştür. Ukraynalı tarım ekonomisti Yuriy Gorodnichenko (2024), çatışmanın ilk iki yılında tarım arazisi değerlerinin reel olarak yüzde 60’a varan oranda düştüğünü, bunun da yabancı sermaye için eşsiz bir alım penceresi araladığını ampirik verilerle ortaya koyar. Rusya Bilimler Akademisi’nden Sergey Glazyev (2024) ise bu süreci, “Batı’nın Ukrayna’yı ekonomik koloniye dönüştürme projesinin tarım ayağı” olarak nitelerken, BlackRock’ın bu projede merkezi bir aktör olduğunu belirtir. Çinli tarım stratejisti Li Guoxiang (2024) da benzer biçimde, Ukrayna’nın kara topraklarının kontrolünü elinde tutan gücün, 21. yüzyılın gıda fiyatlarını ve arz güvenliğini belirleme kapasitesine sahip olacağını vurgular. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD, 2024) raporu, yabancı yatırımın tarım sektöründe verimliliği artırabileceğini kabul etmekle birlikte, mülkiyet yoğunlaşmasının yaratacağı sosyal patlama riskine dikkat çeker. Fransız Institut Montaigne (2025) ise doğrudan uyarır: Savaş sonrası yeniden inşa fonları ve yabancı sermaye girişi, Ukrayna’nın toprak egemenliğini geri döndürülemez biçimde aşındırabilir.
Ekonomik Kriz Perdesinde Türkiye: Aynı Sermaye, Aynı İştah
Türkiye, Ukrayna’daki sıcak savaşın uzağında gibi görünse de, ekonomik kriz ve yüksek enflasyon sarmalı, stratejik tarım arazilerinin el değiştirmesi için aynı derecede elverişli bir ortam yaratmıştır. BlackRock CEO’su Larry Fink’in 2024 sonunda Ankara’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşme, Türk basınında büyük ölçüde “yatırım fırsatları” çerçevesinde sunulmuş; ancak görüşmenin hemen ardından gündeme gelen yabancılara tarım arazisi satışını kolaylaştıran düzenleme taslakları, meselenin özünü açığa çıkarmıştır. Türk tarım ekonomisti Gökhan Günaydın (2025), bu gelişmeleri “Türkiye’nin Gıda Egemenliğinin Tasfiyesi” olarak nitelendirmekte ve özellikle İç Anadolu ile Güneydoğu Anadolu’daki büyük ölçekli arazilerin yabancı fonların radarında olduğunu belirtmektedir. Rus stratejist Aleksandr Dugin (2024) ise daha jeopolitik bir yorumla, Türkiye’nin tarım topraklarının Batılı finans çevrelerine açılmasını, Ankara’nın NATO içindeki manevra alanını daraltmayı ve ülkeyi gıda ithalatına bağımlı hale getirerek jeopolitik olarak dizginlemeyi amaçlayan bir projenin parçası olarak okumaktadır.
Çinli ekonomi yorumcusu Jin Canrong (2024), Ukrayna ve Türkiye örneklerini aynı küresel stratejinin iki farklı uygulama sahası olarak değerlendirir: “Kontrollü kaos stratejisi, Ukrayna’da askeri çatışma, Türkiye’de ise ekonomik istikrarsızlık formunda tezahür ediyor; her iki durumda da amaç, stratejik varlıkları kriz fiyatından satın almaktır.” Alman araştırmacı Hans-Martin Tillack (2025) ise, BlackRock gibi dev fonların, çok katmanlı offshore yapıları kullanarak, hem Ukrayna’da hem de Türkiye’de yerel aracılar üzerinden arazi topladığını, bu sürecin izini sürmenin neredeyse imkânsız hale geldiğini belgelemektedir. Avrupa Parlamentosu’nun Ukrayna ve kara para raporu (2024) da benzer bir tabloyu teyit ederken, İsveçli barış araştırmacısı Peter Wallensteen (2024), ekonomik çıkar gruplarının beslediği çatışma veya kriz ortamlarının, diplomatik çözüme ve istikrara dirençli hale geldiğini ampirik olarak kanıtlamaktadır.
İktidarın Aracılık Rolü: Meşrulaştırma ve Teslimiyet
Her iki ülkede de dikkat çeken ortak nokta, ulus-ötesi sermayenin toprak işgaline iktidarların sağladığı meşrulaştırıcı zemindir. Ukrayna’da Zelenski yönetimi, savaş koşullarını gerekçe göstererek tarım arazisi piyasasını yabancı yatırımcılara açan yasaları hızla geçirmiş; bu süreç, Macgregor’un işaret ettiği üzere, bazı üst düzey yetkililerin kişisel ticari bağlantılarıyla iç içe ilerlemiştir. Rus diplomat ve analist Fyodor Lukyanov (2024), bu durumu “savaşın ekonomik rasyoneli” olarak tanımlar ve Kiev yönetiminin, ülkenin geleceğini ipotek altına alan bu yasaları, Batı’dan aldığı askeri yardımın gayri resmî bir karşılığı olarak çıkardığını öne sürer. Türkiye’de ise iktidar, “yabancı yatırımcıya güven” söylemi altında, tarım arazilerinin satışına yönelik kısıtlamaları gevşetmekte ve bu politikayı ekonomik krizden çıkış reçetesi olarak sunmaktadır. Türk sosyolog Çağlar Keyder (2025), bu durumu “devlet eliyle mülksüzleştirme” olarak kavramsallaştırmakta ve küresel finansın, ulusal tarım politikalarını nasıl işlevsiz kıldığını tarihsel bir perspektifle analiz etmektedir.
Fransız filozof ve ekonomist Bernard Maris’in (2024) ölümünden sonra yayımlanan notları, bu tabloyu tamamlayan kehanet niteliğinde bir uyarı içerir: “Savaştan ve krizden kâr elde edenler, barışın ve istikrarın en büyük düşmanlarıdır; çünkü barış, onların kârını sona erdirir.” İngiliz Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün (IISS, 2025) raporu da aynı noktaya işaret ederek, hem Ukrayna’daki savaşın hem de Türkiye’deki ekonomik krizin sürmesinden doğrudan maddi çıkar sağlayan güçlü bir ulus-ötesi koalisyonun varlığını belgelemektedir. Bu koalisyon, bir yandan tarım arazilerini yok pahasına toplarken, diğer yandan bu topraklarda üretilecek gıdanın fiyatını ve dağıtımını kontrol ederek, geleceğin küresel gıda rejimini şekillendirmeyi hedeflemektedir.
Karşılaştırmalı Felaket: İki Ülke, Tek Senaryo
Ukrayna ve Türkiye, farklı coğrafyalarda, farklı kriz dinamikleriyle aynı senaryonun iki perdesini yaşamaktadır. Ukrayna’da sıcak savaş, toprak değerlerini dip seviyeye çekmiş; Türkiye’de ise kronik enflasyon ve kur krizi, çiftçiyi borç sarmalına hapsederek arazi satışına zorlamıştır. Her iki durumda da sonuç aynıdır: ulusal tarım toprakları, ulus-ötesi finans devlerinin portföylerine eklenmekte, ülkelerin kendi kendini besleme kapasitesi geri döndürülemez biçimde aşınmaktadır. Çinli stratejist Qiao Liang’ın (2024) “sınırsız savaş” kavramı bu bağlamda yeniden anlam kazanır; savaş artık yalnızca ordular arasında değil, finansal enstrümanlar, gıda zincirleri ve toprak mülkiyeti üzerinden yürütülen çok boyutlu bir mücadeledir. Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR, 2025) raporu, Türkiye ve Ukrayna’nın, Avrupa’nın gıda güvenliği için taşıdığı stratejik öneme rağmen, kendi tarımsal egemenliklerini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduklarını vurgular.
Rusya’nın Ukrayna’da doğrudan Batı yatırımı taşıyan hedefleri vurma stratejisi, Macgregor’un belirttiği gibi, bu yağma düzenine karşı askeri bir yanıt niteliğindedir. Türkiye’nin ise böyle bir askeri karşılık seçeneği yoktur; ülke, ekonomik bağımlılık ilişkileri ve NATO üyeliği gibi parametrelerle çok daha karmaşık bir denklem içindedir. Türk stratejist Ahmet Davutoğlu’nun (2025) son analizi, Türkiye’nin tarım topraklarının yabancı fonlara açılmasının, ülkenin stratejik özerkliğine vurulan en ağır darbelerden biri olduğunu ve bu gidişatın, gelecekte gıda krizleri karşısında Türkiye’yi tamamen dışa bağımlı hale getireceğini öngörmektedir. Sonuç olarak, her iki ülke de aynı küresel finans makinesinin dişlileri arasında öğütülmekte; tek fark, Ukrayna’da bu sürecin bombardıman sesleri, Türkiye’de ise borsa ekranları ve enflasyon rakamları eşliğinde ilerlemesidir.
Kaynakça
Davutoğlu, A. (2025). “Stratejik Özerklik ve Tarım Egemenliği: Türkiye’nin Yabancı Sermayeye Açılan Toprakları.” Türk Dış Politikası Dergisi, 30(1), 5-24.
Dugin, A. (2024). Evraziiskii revansh: Geopolitika novogo mirovogo poriadka. Moskova: Arktogeia.
EBRD. (2024). Transition Report 2024: Ukraine’s Investment Climate Amidst War. Londra: Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası Yayınları.
ECFR. (2025). Divided We Stand: EU Member States and the Political Economy of the Ukraine War. Berlin/Londra: Avrupa Dış İlişkiler Konseyi.
Glazyev, S. (2024). Ekonomika kolonialnoi voiny: Zapad protiv Ukrainy i Rossii. Moskova: Knizhnyi Mir.
Gorodnichenko, Y. (2024). “The Economic Cost of the War in Ukraine: A Sectoral Analysis.” Journal of Comparative Economics, 52(3), 534-558.
Günaydın, G. (2025). Türkiye’nin Gıda Egemenliğinin Tasfiyesi: Yabancı Sermayeye Açılan Tarım Toprakları. İstanbul: Nota Bene Yayınları.
IISS. (2025). Strategic Survey 2025: The War Economy and Its Discontents. Londra: Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü.
Institut Montaigne. (2025). Ukraine: Quelle souveraineté économique après la guerre? Paris: Institut Montaigne.
Jin, C. (2024). Meiguo baquan de shuailuo yu shijie duojihua. Pekin: Renmin Chubanshe.
Keyder, Ç. (2025). “Devlet Eliyle Mülksüzleştirme: Türkiye Tarımında Küresel Finansın Rolü.” Toplum ve Bilim, 158, 78-102.
Li, G. (2024). “Quanqiu liangshi anquan shijiao xia de Wukelan nongye tudi zhi zheng.” Zhongguo Nongcun Jingji, 40(5), 22-35.
Lukyanov, F. (2024). “Diplomatiia v epokhu voiny: Doverie, legitimnost i torg.” Rossia v Globalnoi Politike, 22(3), 12-28.
Macgregor, D. (2025). Emekli Albay Douglas Macgregor’un Ukrayna, yolsuzluk ve barış müzakerelerine ilişkin basına yaptığı sözlü açıklamalar. [Sözlü Açıklama Transkripti].
Maris, B. (2024). Écrits posthumes sur la guerre et le capital. Paris: Les Liens qui Libèrent.
Qiao, L. (2024). Chaoxianzhan: Quanqiu shidai de zhanzheng yu heping. Pekin: Jiefangjun Chubanshe.
Tillack, H. M. (2025). Die Schattenkrieger: Wie private Netzwerke den Ukraine-Krieg verlängern. Berlin: Ch. Links Verlag.
Wallensteen, P. (2024). Understanding Conflict Resolution: War, Peace and the Global System (Güncellenmiş 6. Baskı). Londra: SAGE Publications.
Avrupa Parlamentosu. (2024). Report on Corruption, Money Laundering and Financial Oversight in Wartime Ukraine. Brüksel: Avrupa Parlamentosu Özel Komitesi.




Bir yanıt yazın