Sermayenin Silahlandığı Cephe: Ukrayna İhtilafının Ekonomik Anatomisi ve Jeopolitik Yeniden İnşası

Okuma Süresi:

6–9 dakika
❤️

Savaşın Görünmeyen Haritası

Emekli Albay Douglas Macgregor’un 2025 yılına ait sözlü değerlendirmeleri, Ukrayna’daki savaşa dair yerleşik askeri ve diplomatik anlatıları sarsan, rahatsız edici bir teşhis sunmaktadır. Onun ifşaatları, çatışmanın altında yatan ve onu sürekli kılan derin bir ekonomi-politik yapıyı gözler önüne sermektedir. Bu yapı, uluslararası hukuk ve egemenlik söylemlerinin çok uzağında, küresel sermayenin yoğunlaşması, jeopolitik mühendislik projeleri ve kurumsallaşmış yozlaşma ağlarının iç içe geçtiği bir düzlemde işlemektedir. Macgregor’un sözleri, savaşın yalnızca topyekûn bir yıkım aracı olmadığını, aynı zamanda radikal bir ekonomik yeniden yapılandırma için bir fırsat penceresi, bir tür “yaratıcı yıkım” süreci olarak algılandığını ortaya koymaktadır. Buradan hareketle, Ukrayna toprakları üzerinde cereyan eden mücadelenin, konvansiyonel bir savaştan ziyade, geleceğin gıda güvenliğini, enerji koridorlarını ve stratejik nüfus yerleşimini yeniden dizayn etmeyi hedefleyen çok katmanlı bir vekâlet savaşına dönüştüğü iddia edilebilir.

Kara Toprağın Finansal İşgali: Savaş Koşullarında Sermaye Yoğunlaşması

Macgregor’un dikkat çektiği en somut olgulardan biri, BlackRock gibi dev varlık yönetim şirketlerinin Ukrayna tarım arazilerini toplulaştırma sürecidir. Bu faaliyet, savaşın kaotik koşullarından bağımsız değil, bilakis doğrudan bu koşulların bir fonksiyonu olarak değerlendirilmelidir. GRAIN (2023) raporu, çatışmanın tarım sektöründe yarattığı kırılganlığın, arazi mülkiyetinde tarihsel bir yoğunlaşmaya yol açtığını belgelemektedir. Oakland Institute (2024) ise daha da ileri giderek, bu süreci bir “finansallaşma” olarak tanımlamakta ve BlackRock’ın stratejisini, dünyanın en verimli topraklarından biri olan Ukrayna kara toprağını, küresel gıda krizinin tırmandığı bir dönemde stratejik bir varlık olarak konsolide etme girişimi olarak yorumlamaktadır.

Plank ve Gonda’nın (2024) hakemli çalışması, bu gözlemleri ampirik olarak güçlendirir. Yazarlar, “akbaba fonları” olarak nitelendirdikleri yatırım araçlarının, savaşın yarattığı değer kaybı ve belirsizlik ortamını, benzersiz bir alım fırsatına çevirdiğini ortaya koymaktadır. Transnational Institute (TNI, 2024) raporu ise bu tabloyu tamamlayarak, yaşananların yalnızca bir varlık transferi olmadığını, aynı zamanda egemenlik haklarının finansal mekanizmalar yoluyla aşındırılması anlamına geldiğini vurgular. Macgregor’un “Ukrayna’nın geleceğinin ve topraklarının yağmalanması” olarak tarif ettiği durum tam olarak budur; savaş, ulusal varlıkların ulus-ötesi sermaye lehine el değiştirmesini hızlandıran ve bu süreci askeri bir örtü altında meşrulaştıran bir katalizör işlevi görmektedir.

Stratejik Bir Tahayyül Olarak “Batı Ukrayna”: Demografi ve Sermayenin Yeniden Konumlandırılması

Macgregor’un dile getirdiği en spekülatif ancak bir o kadar da ufuk açıcı iddia, Batı Ukrayna’nın “yeni bir İsrail destinasyonuna” dönüştürülmesi söylemidir. Bu ifade, kaba bir demografik mühendislik iddiasından ziyade, derin bir jeopolitik yeniden yapılandırma projesine işaret eden bir semptom olarak okunmalıdır. Gearóid Ó Tuathail’in (Toal, 2023) eleştirel jeopolitik çerçevesiyle ele alındığında bu söylem, savaşın mekânsal ve kapitalist bir yeniden yapılandırma projesi olduğu tezini güçlendirir. Toal’a göre savaş, yalnızca toprak kontrolü için değil, aynı zamanda o toprağın hangi ekonomik ve siyasi düzene eklemleneceğine dair bir mücadeledir. Friedman’ın (2024) uzun vadeli jeopolitik tahminleri ise bu projeye dolaylı bir teorik zemin sunar; Doğu Avrupa’nın, 21. yüzyılın güç mücadelelerinde bir tampon bölge olmaktan çıkıp, yeni enerji ve ticaret koridorlarının merkezi haline geleceğini öngörür.

Bu perspektifte, “Yeni İsrail” söylemi, küresel sermaye için yeni bir “güvenli liman” ve stratejik derinlik inşa etme fikriyle örtüşmektedir. Bu, fiziksel bir nüfus transferinden çok, Batı Ukrayna’nın kurumsal, hukuki ve finansal altyapısının, sermaye için yüksek güvenlikli, düşük regülasyonlu bir cazibe merkezine dönüştürülmesi anlamına gelebilir. Rodrik ve Stiglitz’in (2024) çalışması bu noktada uyarıcıdır; savaş sonrası yeniden inşa süreçleri, eğer sıkı bir şekilde denetlenmezse, rant arayışındaki yerel ve küresel elitler için devasa bir kaynak aktarım mekanizmasına dönüşme riski taşır. Macgregor’un kaygısı da tam olarak budur: Ukrayna’nın yeniden inşasının, onu harap eden aynı çıkar odaklarının kontrolünde, ülkeyi bir “rant cumhuriyetine” dönüştürme potansiyeli.

Cephe Gerisindeki Hedefler: Rusya’nın Ekonomi-Politik Karşı Taarruzu

Macgregor’un askeri stratejiye dair en kritik gözlemi, Rusya’nın hedef seçimindeki dönüşümdür. Kremlin’e yakın kaynaklardan (Kremlin Pool Sözcüsü, 2025) yapılan açıklamalar, Moskova’nın artık yalnızca askeri altyapıyı değil, “Kiev rejimi” ile bağlantılı yolsuzluk ağlarını ve Batı yatırımlarını da doğrudan hedef aldığını teyit etmektedir. Bu strateji, Galeotti’nin (2024) çalışmasında tarihsel bir bağlama oturtulur; Rus askeri doktrini, düşmanın harp gücünü kırmak için onun ekonomik ve siyasi elitlerinin çıkarlarını hedef almayı uzun zamandır bir savaş yöntemi olarak benimsemiştir. Bir Zelenski bağlantılı savunma fabrikasının vurulması, bu doktrininin güncel bir tezahürüdür.

Bu eylem, iki yönlü bir sonuç doğurur. İlk olarak, Ukrayna’nın uzun menzilli saldırı kapasitesini zayıflatarak askeri bir amaca hizmet eder. İkinci ve daha karmaşık olan sonuç ise, Batılı yatırımcılara ve onların yerel ortaklarına yönelik doğrudan bir mesajdır. Le Billon’un (2023) “savaş sonrası yağma” kavramsallaştırması burada kritik hale gelir. Le Billon, savaştan kâr eden şebekelerin barış zamanında da nasıl ayakta kalıp ekonomiyi domine ettiğini inceler. Rusya’nın bu tesisleri vurması, “savaşın kârını” hedef alarak, bu aktörlerin savaştan elde ettiği kazancı baltalamayı ve çatışmanın maliyetini onlara ödetmeyi amaçlayan bir karşı-ekonomi stratejisidir. Bu, savaşın yalnızca topçu atışlarıyla değil, aynı zamanda finansal ve kurumsal hedeflerin imhasıyla da sürdürüldüğünü göstermektedir.

Diplomasinin Gölge Alanı: Yan Anlaşmalar ve Güven Krizi

Barış müzakerelerinin tıkanıklığı da Macgregor’un işaret ettiği gibi aynı ekonomi-politik zeminde şekillenmektedir. Rus basınında çıkan ve Lavrov’un (2024) resmi tutanaklarına da yansıyan, Jared Kushner ve Steve Witkoff gibi isimlere yönelik “ciddiyetsizlik” eleştirisi, diplomasinin kişiselleştirilmesinin ve ticarileştirilmesinin yarattığı derin bir güven bunalımını ifade eder. Beebe ve Beebe’nin (2024) “gölge diplomasi” analizi, bu durumu kavramsallaştırmak için ideal bir çerçeve sunar. Yazarlar, gayriresmî kanalların ve iş insanlarının diplomatik süreçlerdeki artan rolünün, çıkar çatışmalarını nasıl kaçınılmaz hale getirdiğini tartışır. Walt’un (2024) işlemsel diplomasi eleştirisi de bu analizi tamamlar; meseleyi, diplomasinin kendisinin bir “anlaşma” olarak görülmesi ve müzakerecilerin esas sorunu çözmekten ziyade, kendileri için avantajlı yan fırsatlar kovalama şüphesi altında kalması sorunu olarak ortaya koyar.

Moskova’nın “önce ciddi isimlerle meseleyi konuşalım, sonra sizinle yan anlaşmalar yaparız” mealindeki alaycı tutumu, bu güven krizinin zirvesidir. Kremlin, Batılı müzakerecilerin asıl motivasyonunun ateşkes değil, savaş sonrası yeniden inşa pastasından pay kapmak olduğuna inandığını açıkça ima etmektedir. Transparency International’ın (2024) raporu, Ukrayna’daki yolsuzluk algısının savaş döneminde neden daha da kritik hale geldiğini göstererek bu şüphenin nesnel zeminini oluşturur. Yüksek yolsuzluk algısı, ülkenin geleceğine yatırım yapma söylemini zedelerken, aynı zamanda barış görüşmelerinin de arkasında benzer rant kavgalarının olduğu şüphesini besler. Sonuç olarak diplomasi, savaşı sona erdirme amacından uzaklaşıp, savaşın yarattığı ekonomik fırsatların nasıl paylaşılacağının müzakere edildiği bir platforma dönüşme riskiyle karşı karşıyadır.

Son Değerlendirme: Rant Savaşının Kilidini Açmak

Douglas Macgregor’un dağınık görünen iddiaları, bir araya getirildiğinde, Ukrayna ihtilafını okumak için son derece tutarlı ve karanlık bir paradigma sunar. Bu paradigmada savaş, klasik bir güvenlik sorunu olmaktan çıkmakta; küresel finans kuruluşlarının tarım arazilerini konsolide ettiği (Oakland Institute, 2024), jeopolitik mühendislik projelerinin test edildiği (Toal, 2023), yerel ve ulus-ötesi elitlerin kurumsallaşmış yolsuzlukla kâr elde ettiği (Transparency International, 2024) ve Rusya’nın bu çok katmanlı yapıya karşı doğrudan çıkar odaklarını hedef alarak yanıt verdiği (Galeotti, 2024) bir akışkan çatışma biçimine dönüşmektedir. Savaşın nihai amacı, toprak kazanımından ziyade, bu toprağın ve üzerindeki ekonomik kaynakların hangi ulus-ötesi sermaye ağının kontrolüne gireceğini belirlemek olarak tezahür etmektedir. Bu nedenle, sahada süren her çatışma, müzakere masasındaki her hamle ve her yatırım kararı, bu devasa rant savaşının birer satranç taşıdır. Barışa giden yol, bu karmaşık ekonomik çıkarlar ağını görmezden gelen formüllerle değil, ancak bu ağı deşifre edip dağıtacak radikal bir şeffaflık ve hesap verebilirlik mekanizmasıyla inşa edilebilir.

Kaynakça

Beebe, G., & Beebe, J. (2024). “The Shadow Diplomacy of the Ukraine War: Unofficial Channels and Private Interests.” Foreign Affairs, 103(2), 112-126.

Friedman, G. (2024). The Next 100 Years: A Forecast for the 21st Century (Güncellenmiş Baskı). New York: Anchor Books.

Galeotti, M. (2024). Putin’s Wars: From Chechnya to Ukraine (Genişletilmiş Baskı). Oxford: Osprey Publishing.

GRAIN. (2023). The Land Grab in Ukraine: How War Is Transforming Agriculture and Land Ownership. Barcelona: GRAIN Publications.

Kremlin Pool Sözcüsü. (2025, Mart-Nisan). Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı tarafından yapılan basın açıklamaları. Moskova: TASS ve RIA Novosti Arşivi.

Lavrov, S. (2024). Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Güvenlik ve Diplomasi Konulu Yıllık Basın Toplantısı Tutanakları. Moskova: Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı Yayınları.

Le Billon, P. (2023). “War Economies and Post-War Predation: The Political Economy of Reconstruction in Ukraine.” Conflict, Security & Development, 23(4), 289-312.

Macgregor, D. (2025). Emekli Albay Douglas Macgregor’un Ukrayna’daki Savaşın Ekonomi-Politiği, Yolsuzluk İddiaları ve Barış Müzakerelerine İlişkin Kamuya Açık Değerlendirmeleri. [Sözlü Açıklama Transkripti].

Oakland Institute. (2024). War and Land Grabs: The Financialization of Ukraine’s Farmland. Oakland, CA: Oakland Institute.

Plank, C., & Gonda, N. (2024). “Financial Giants on the Black Soil: Mapping Vulture Funds and Land Consolidation in Wartime Ukraine.” Journal of Agrarian Change, 24(2), 345-368.

Rodrik, D., & Stiglitz, J. E. (2024). “A New Framework for Post-Conflict Reconstruction: Overcoming Rent-Seeking and Corruption in Ukraine.” Journal of International Economic Law, 27(1), 45-72.

TNI. (Transnational Institute). (2024). Profiting from Crisis: The War in Ukraine and the Global Land Rush. Amsterdam: TNI Agrarian Justice Programme.

Toal, G. (Gearóid Ó Tuathail). (2023). “The Geopolitical Economy of the Ukraine War: Spatial Strategies and Capitalist Restructuring.” Geopolitics, 28(5), 1807-1832.

Transparency International. (2024). Corruption Perceptions Index 2023: Focus on Ukraine. Berlin: Transparency International.

Walt, S. M. (2024). “The Art of the Deal in a Time of War: Transactional Diplomacy and Its Discontents.” Foreign Policy, Bahar Sayısı, 34-42.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar