
Tuhaf bir ülke Türkiye.
Bazı fiiller var ki neredeyse suç sayılmıyor.
Tacizden, tecavüzden, çocuğa istismardan, dolandırıcılıktan yargılanan biri elini kolunu sallayarak dolaşabiliyor.
Hatta bazen dosyasına yayın yasağı getiriliyor; kamuoyu konuşamasın diye adeta korunuyor.
Ama aynı ülkede siz bir sosyal medya paylaşımı yaparsınız,
bir sokak röportajında iki cümle söylersiniz,
iktidarı eleştiren bir tweet atarsınız…
Bir anda kendinizi cezaevinde bulabilirsiniz.
Haberlere göre Adalet Bakanı Akın Gürlek, katıldığı bir iftar programında sosyal medya paylaşımları ve devlet büyüklerine yönelik hakaretler konusunda daha sıkı takip yapılacağını söylemiş.
Tam da bu yüzden muhalifler için yeni bir yöntem geliştirmek gerekiyor.
Ben buna
“risk içermeyen eleştiri tekniği”
diyorum.
Mantığı basit.
Siz hiçbir şey söylemezsiniz.
Çünkü Türkiye’de siyasetçiler zaten zamanında
birbirleri hakkında — hatta bazen kendileri hakkında —
gereken her şeyi söylemişlerdir.
Siz sadece arşivi açarsınız.
Örneğin Devlet Bahçeli’ye “alçak” ya da “şerefsiz” mi demek istiyorsunuz?
Sakın bunu siz söyleyip de ağzınızı kirletmeyin.
Açın Sayın Bahçeli’nin o videosunu.
Şu cümleyi paylaşın:
“Hiçbir ülküdaşım terör örgütü üyeleriyle el sıkışacak kadar alçak ve şerefsiz değildir.”
Yetmedi mi?
Bu sefer Sayın Cumhurbaşkanı’nın videosunu bulun.
Bırakın o söylesin Sayın Bahçeli’ye “zürriyetsiz” diye.
Ya da Erdoğan’a mı kızdınız?
O zaman Sayın Bahçeli’nin başka bir videosunu paylaşın.
Bırakın o söylesin Erdoğan’a:
“Esad’ın kirli kopyası,
Pensilvanya’nın eski sevdalısı,
Washington’un daimi tutsağı,
Kandil’in tavizsiz havarisi,
Ermeni hısmı,
Türklüğün yaşayan düşmanı…” diye.
Siz hiçbir şey dememiş,
Türk siyasetinin zengin arşivinden
küçük bir alıntı yapmış olursunuz.
Çünkü bazen muhalefet etmek için
yeni bir şey söylemenize gerek yoktur.
Söylenmesi gereken her şey zaten söylenmiştir.
Size sadece hatırlatmak kalır.
Hem güvenli,
hem yasal,
hem de son derece tatminkâr bir yöntem.
Siz susarsınız.
Arşiv konuşur.



Bir yanıt yazın