İran âşıklarının Türk edebiyatına katkılarının en önemli bir bölümünü de tasnif ettikleri halk hikâyeleri, başka bir sözle halk romanları oluşturmaktadır. Onlarca halk hikâyesi/halk romanı tasnif ederek ve bu hikâyeleri sözlü olarak, nesilden nesle aktararak hem Türk edebiyatının sürekliliğini sağlamışlar hem halkın roman, hikâye ihtiyaçlarını karşılamışlar hem de millî kimliğin en önemli belgeleri olan millî edebiyat ürünlerini oluşturmuşlardır. Bütün bunlarla da Türk edebiyatının esasını kurmuşlardır.
Kadim Türk halk hikâyelerinin kahir ekseriyeti, İran Türk âşıkları tarafından tasnif edilmiştir. Kerem ile Aslı, Kurbanî, Hasta Kasım, Arzu ile Gamber, Tahir ile Zöhre, Abbas ile Gülgez, Garip ile Şahsanem, Şah İsmail ve Gülizar, Kaçak Nebi gibi halk hikâyeleri bu bölgede meydana gelmiş ve buradan Kafkasya, İran, Kumuk,
Türkmen, Özbek, Karakalpak, Irak (Kerkük), Trakya, Balkan, Anadolu Türkleri arasında, hatta Ermeni ve Gürcü halkları arasında yayılmıştır. İran Türk halk hikâyeleri bütün bu topluluklar arasında hâlâ yaygın olarak kullanılmakta ve onlarca varyantı ile yüzyıllardan beridir çok önemli bir görevi yerine getirmektedir (Ġasımlı
2004: 596).
İran Türk muhitlerinde faaliyet gösteren günümüz âşıkları, selefleri gibi hafızalarında onlarca halk hikâyesi bulundurmaktadırlar. Her bir âşık, ortalama 35-40 halk hikâyesi bilmektedir. Bu hikâyeler daha çok düğün ve şenliklerde sunulur (Kafkasyalı 2006y: 300). İran Türklerinin yerleşik bulundukları, Culfa’dan Kaşkay yaylalarına, Meşhed’den Sulduz’a kadar olan bölgede yapılan alan araştırmasında 165 halk hikâyesi tespit edilmiştir. Bu hikâyelerde isim benzerliği görülse de içeriklerinde farklılıklar mevcuttur. Ayrıca bu hikâyelerin sayısı bu kadarla da sınırlı değildir. Bu sayı iki yüzden de fazla olabilir. Bu hikâyelerin ancak 40 kadarı kitaplarda yayımlanmıştır. Bir kısmı ise “cd” veya teyip kasetlerine kaydedilmiştir.
Tarafımızdan derlenen bu hikâyelerden “Tilim ┬an ile Méhri ┬anım” ve “Köroğlu ve Éyvaz” adlı hikâyeler “İran Türk Âşıkları ve Millî Kimlik” adlı kitabımızda yayımlanmıştır. İran’da kitap hâlinde yayımlanan hikâyelerden bazıları ise şunlardır:
Esli ve Kerem/Esli ile Kerem (Bünyad-ı Kitap┴ane-i Firdevsî, Tebriz. Kitabın müellifi ve yt. yok.); Tufarġanlı Abbas ve Hüseyin Cavan (Saî 1380/2002a); ┬an
Çoban (Mahmudî 1380/2002); ßaçaġ Nebi (Kitab┴ane-i Firdevsî, Tebriz, yt. yok.);
Âşıġ ßurbanî ve Peri ┬anım, Abbas ve Gülgez (Hamne 1376/1998); Âşıġ Valeh ve Zernigâr (Derbendî 1380/2002); Léyli ve Mecnun, Baba Neysan ve Perizad, Ser┴oş ve Mehbub, Yâdigâr ve Gülebatın, Esed ve Seltenet, Mir Mahmut ve Sara, Kelbi ve İnsafi, Kurdoğlu, Şah İsmail ve Gülazer, Ali ve Rafi, Gergerli Mehemmed ve
Mehpare, Ululu Kerim ve Süsen, ┬an Çoban, ┬este ßasım, ßaçaġ Nebi (Saî 1371/1993); Yusuf ve Züley┴a, Şahzâde Cemşid, Bediî Melek, Yaralı Dilğem (Saî 1380/2002b); Âşık Dastanları Kroğlu(Sai 1380/2001)…
1990 yılından beridir, İran âşıkları teknolojik gelişmelere paralel olarak, bildikleri hikâyeleri teyp, videokaset ve cd’lere kaydetmektedirler. Hatta Tebriz, Urmiye, Nağadey,
Zencan, Kum, Save, Hemedan, Bendere Türkmen, Kümbeti Kavus, Erdebil, Şiraz, Tahran gibi şehirlerde müzik kayıt stüdyoları, âşıklarla ilgili kayıtlar yaparak cd’ye kaydedip piyasaya sürmektedirler. Bu kayıtların ekseriyeti düğün ve şenliklerin yapıldığı gerçek mekânlarda, bazı hikâyeleri ise geçtikleri gerçek tarihî mekânlarda kaydetmişlerdir.
Türk âşıklık geleneğinin, elde eserleri bulunan, en kadim âşığı olan Kurbanî bu coğrafyanın âşığıdır. 15. yüzyılın sonu ile 16. yüzyılın başlarında İran’ın Dirili kentinde dünyaya gelip, bu bölgede sanatını sürdürmüştür.
Çaldıran Savaşı sonunda (1514) Anadolu’ya götürülen sanatçılardandır. Kars’ta on yıl kaldıktan sonra 1524 yılında Tebriz’e dönmüştür. Kurbanî’ye kadar onlarca âşık/şair Türk yurtlarında saz
çalıp, söz koşmuştur. Fakat eserleri günümüze kadar gelememiştir.
Oysa Kurbanî’nin şiirleri bütün özellikleri ve güzellikleriyle günümüze kadar ulaşmıştır.
Bu da ona Türk Dünyası’nın, elimizde eserleri bulunan, en kadim âşığı olma özelliğini kazandırmıştır. Tasnif ettiği “╛urbanî” adlı hikâyesindeki lirizm ve şiirlerindeki Türkçeyi kullanma gücü, eserlerindeki anlatım ve muhteva zenginliği, siyasî, sosyal, ahlâkî ve öğüt içerikli konuları işlemedeki başarısı, onun büyük bir üstat âşık/şair olduğunun kanıtıdır. Ayrıca Kurbanî, çok mükemmel halk şiiri formaları oluşturmuştur.
16. yüzyılın sonu ile 17. yüzyılın başlarında bu bölgede yaşayan çok önemli bir âşık da Âşık Abbas Tufarganlı’dır. Güney Azerbaycan’ın Tufargan şehrinden olan Âşık Abbas, İran Türk edebiyatına aynı zamanda genel Türk edebiyatına, akıcı ve kusursuz geraylılar, lirik koşmalar, edebî ve bediî öğütler ihtiva eden üstadnâmeler, mükemmel tecnisler, divanîler ile birlikte hayatı etrafında oluşan “Abbas ve Gülgez” adlı muhteşem bir hikâye bırakmıştır. Şiirlerinde âşk, sevgi, vatan, ayrılık, gurbet konularıyla birlikte, devrin siyâsî ve
sosyal baskılarını, sıkıntılarını, haksızlıklarını ve bunlara karşı verilen
mücadeleleri konu etmiştir.
Zencan muhitinde yaşadığı ve “Şirin ile Birçek Hanım” adlı meşhur halk hikâyesinin musannifi olan Âşık Şirin de kesin olmamakla birlikte 16. yüzyılın üstat âşıklarındandır.
Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.




Bir yanıt yazın