TUZ KOKMUŞTU, SU YANDI…
Adana’da “işin cılkını çıkardılar” derler…
Ya d” bok’unu…”
Şu anda Partili Cumhurbaşkanı ile yakın geleceğin bağımsız Cumhurbaşkanı adayı arasında geçen olayların özeti aynen böyle…
Adayın başında bulunduğu İBB’ ne felç ederek çalışamaz hale getiriyorlar…
Kinin, nefretin…
İftiranın…
Kadrolaşmanın…
Biatçiliğin…
Yandaş-yalakalığın…
Ve
Hukuksuzluğun haddi hesabı yok…
***
Her şey bir yana; devletin temeli “hukuk” büyük yara aldı ve güvenilirliğini yüzde doksan dokuz oranında kaybetti…
Ustamın dediği gibi; canımız yandığında hukuka koşarız, içimize su serpsin, diye…
Hak…
Hukuk Adalet tecelli etsin diye…
Su… Su… Su…
İnsanlar; çatlak dudaklara değen, yüze vurulan bir avuç su gibi mahkeme kapısında kana kana içmeli hukuku…
***
Ama ışıkları söndürdüklerinde, bir koğuşta inim inimdir tutsağın sesi:
“Bugün dağlar yeşil boyandı
Kim yattı kim uyandı
Kalbime ateş düştü
Su serptim ateş sönsün
Serptiğim su da yandı…”
***
Su yanar mı?
*
Dediğim gibi bugün de CHP’ li İBB başkanı Ekrem İmamoğlu’ nun cumhurbaşkanı aday olarak açıklanmasından sonra tutuklanan çalışan sayısı yüzleri geçti…
Tutuklama artık bir tedbir olarak değil, gerekçesi, kararsız “ceza” olarak kullanılıyor…
Çok net söylüyorum…
Tamamının Cumhuriyet sevdasını bilmeyen yok, aydınlığa âşık, hepsi ülkesi için canını da vermeye hazır…
Hepsinin gelmişleri geçmişleri tertemiz…
Fakat…
Öyle etiketler yapıştırdılar ki her birine, ne kendileri inanıyor ne ülkenin yüzde yetmişi…
Ama…
Ağızlarıyla kuş tutsalar Saray müdavimlerini inandıramıyorlar…
***
Aileler şaşkın…
Paramparça…
Çocuklarına dokunsanız ağlayacaklar…
Yakında;
Yine “babalar” günü kutlanacak…
Ama…
Kaç, Ak Saray’ın kini nefreti öyle kapkaranlık ki çocuklar, kadınlar o babalar günü de ağlayacaklar…
Bırakmaya…
Hukukun temel kurallarını uygulamaya niyetleri yok…
***
Kaçı onlar kadara tarihe, kültüre, geleceğe ışık oldu Saray’ın…
Ya da…
Kaçı onlar kadar sevdi bu ülkenin topraklarını, bayrağını, halkını…
Bence hiçbiri…
Çünkü Rant paylaşımı, biat kültürü, vicdansızlık gözlerini karartmış…
Yüreklerine bakın…
Sevgi, saygı merhamet dolu…
Gözlerinde umut…
Sarılmışlar yaşam ipine umutla ve aşkla…
Suçları bu…
***
Yüzlerce kişi, hangisinin adını yazayım buraya…
İlginç değil mi?
Hiçbirisi hakkında verilmiş hüküm yok…
Delil yok…
Sadece “tutuklu” lar…
O kadar…
Oysa ne kaçma şüphesi var ne “olmayan” delilleri karartma şüphesi…
Niyetleri bile yok…
Hiçbirisi “aptal değil salak değil, katil değil vatan haini değil…
***
Ekonomiyi, eğitimi, sosyal yaşamı, demografik yapıyı huzuru güveni paramparça ettiler…
Hukuku dikenli tele çevirdiler…
Yargıyı duvar yaptılar hücrelere…
Demir hapishane kapısı oldu adalet…
Vicdansızlık…
Hukuk hücre pencerelerinin çelik parmaklığı olmuş halde…
Oysa…
Hak, Hukuk, Adalet su serpmektir yanan yüreklere…
***
Ama bakın…
Bir tek kişinin koltuk ve para sevdası, stepnesinin öldürme, haraç, çökme hevesi yüzünden;
“Su da yandı…”
Daha önce de “tuz kokmuştu” hatırlarsanız…
Utanmadılar…
Bu minvalde bir soru soracağım; gençliği, ters kelepçelerle tutuklanırken hukuk fakültelerindeki hocaları neden derin bir sessizliğe gömüldüler?
Neden susuyorlar?
Ve neden sorumluluk almaktan kaçıyorlar?
Nereye kadar?
Millet, bu millet ne zaman UYANACAK ne zaman…
Erdoğan ÖZGENÇ
İstanbul 23.05.2025 21.21




Bir yanıt yazın