Sefa Yürükel
Bugün prekarya sınıfının örgütlenme biçimlerini ve Türkiye’deki sokak eylemlerindeki rolünü ele almak önem kazanmıştır. Neoliberal ekonomik politikalar sonucunda artan güvencesiz istihdam, prekaryayı küresel ölçekte önemli bir toplumsal sınıf haline getirmiştir. Prekaryanın siyasal ve toplumsal hareketler içindeki rolü, özellikle Türkiye’deki Gezi Parkı eylemleri, Boğaziçi Üniversitesi protestoları ve güvencesiz işçilerin yürüttüğü direnişler çerçevesinde incelemek sısyal olayları anlamakta önem kazanmıştır.
- Son yıllarda küresel kapitalizmin dinamikleri, iş gücü piyasalarında ciddi değişimlere yol açmış, özellikle esnek ve güvencesiz çalışma biçimleri yaygınlaşmıştır (Standing, 2011). Bu dönüşümün bir sonucu olarak ortaya çıkan prekarya, sosyal haklardan yoksun, belirsiz iş koşullarına sahip bireyleri kapsayan yeni bir toplumsal sınıf olarak tanımlanmaktadır. Türkiye’de de prekarya, ekonomik krizler, özelleştirme politikaları ve neoliberal dönüşüm nedeniyle giderek genişleyen bir toplumsal kesim haline gelmiştir.
- Prekaryanın Tanımı ve Özellikleri
Guy Standing (2011), prekaryayı, iş güvencesi ve sosyal haklardan yoksun bir sınıf olarak tanımlar. Prekaryanın temel özellikleri şunlardır:
1. Güvencesiz İstihdam: Sürekli değişen, esnek veya geçici işlerde çalışma.
2. Düşük Gelir ve Ekonomik Belirsizlik: Asgari ücretin altında ya da düzensiz gelir elde etme.
3. Sosyal Güvencesizlik: Sendikasız ve sosyal haklardan yoksun olma.
4. Kimlik ve Aidiyet Sorunu: İşin süreksizliği nedeniyle sınıf bilincinin gelişmesinde zorluklar yaşanması.
Türkiye’de prekarya, özellikle akademisyenler, esnaf-kuryeler, serbest çalışanlar ve güvencesiz işçiler arasında yaygındır (Yalman & Akçay, 2020).
- Türkiye’de Prekaryanın Örgütlenme ve Mücadele Biçimleri
Prekaryanın örgütlenme dinamikleri, geleneksel işçi sınıfı hareketlerinden farklılık göstermektedir. Sendikalaşma oranlarının düşük olması ve iş güvencesinin olmaması, prekaryanın alternatif mücadele yöntemleri geliştirmesine neden olmuştur. Bu bağlamda, Türkiye’de prekaryanın örgütlenme biçimleri üç ana başlıkta incelenebilir:
3.1. Esnek ve Dijital Ağlar Üzerinden Örgütlenme
Prekarya, geleneksel sendikalar yerine sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden örgütlenmektedir. Örneğin, yemek ve moto-kurye işçileri, Yemeksepeti ve Trendyol Go gibi platformlar aracılığıyla çalışma koşullarına karşı sosyal medyada güçlü kampanyalar yürütmüş ve sokak eylemleri düzenlemiştir (Köse & Yalman, 2022).
3.2. Bağımsız İşçi Hareketleri ve Dayanışma Ağları
Sendikalaşmanın zor olduğu sektörlerde, bağımsız işçi hareketleri ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de 3. Havalimanı İşçileri Direnişi ve Kod-29 mağduru işçiler gibi gruplar, dayanışma ağları oluşturarak mücadele etmiştir (Ercan & Çelik, 2021).
3.3. Üniversite ve Akademik Direnişler
Güvencesiz akademisyenler ve öğrenciler, üniversitelerdeki neoliberal dönüşüme karşı kitlesel eylemler gerçekleştirmiştir. Boğaziçi Üniversitesi protestoları, prekaryanın akademideki mücadelesinin önemli bir örneğidir (Öztürk, 2021).
- Prekaryanın Türkiye’deki Sokak Eylemlerinde Öne Çıkan Gücü
Türkiye’de prekarya, son yıllarda birçok kitlesel eylemde kritik bir rol üstlenmiştir. Bu eylemler, prekaryanın toplumsal değişim dinamiklerindeki önemini ortaya koymaktadır.
4.1. Gezi Parkı Eylemleri (2013)
Gezi Parkı eylemleri, prekaryanın kitlesel eylemlerde önemli bir aktör olduğunu gösteren en çarpıcı örneklerden biridir. Güvencesiz akademisyenler, freelance çalışanlar, öğrenciler ve genç işsizler, bu süreçte aktif rol almıştır (Tugal, 2013).
4.2. Kurye ve Platform İşçilerinin Grevleri (2021-2023)
Prekaryanın en güçlü mücadele alanlarından biri, dijital platform işçilerinin gerçekleştirdiği grevlerdir. Trendyol, Getir ve Yemeksepeti işçileri, güvencesiz çalışma koşullarına karşı sokağa çıkmış, kitlesel protestolar düzenlemiştir (Köroğlu & Şahin, 2023).
4.3. Boğaziçi Üniversitesi Direnişi (2021-2022)
Üniversitelerdeki akademik prekaryanın örgütlenme biçimi, Boğaziçi protestolarında kendini göstermiştir. Kayyum rektör atamalarına karşı başlayan bu eylemler, güvencesiz akademisyenler ve öğrencilerin ortak direnişiyle büyümüştür (Öztürk, 2021).
- Sonuç ve Değerlendirme
Prekarya, Türkiye’de giderek daha görünür bir toplumsal sınıf haline gelmekte ve örgütlenme biçimleri geleneksel işçi hareketlerinden farklılık göstermektedir. Sokak eylemlerinde, özellikle dijital ağlar ve bağımsız dayanışma grupları üzerinden güçlü bir mobilizasyon kapasitesine sahip olduğu görülmektedir. Ancak, prekaryanın örgütlenme düzeyinin sınırlı olması ve ekonomik belirsizliklerin bu grubu sürekli kırılgan hale getirmesi, kolektif mücadelenin sürdürülebilirliği açısından önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.




Bir yanıt yazın