Mustafa Kemal ( Atatürk)Gülcemal Gemisin’de 5 Haziran 1926’da
Denizcilik ve Kabotaj Bayramının 100.yıldönümü milltimize kutlu olsun!
Kabotaj Yasası’nın kabul edildiği 1 Temmuz, 1935 yılından beri “Kabotaj Bayramı” olarak kutlanmaktadır.
Sonuç olarak “Kabotaj Kanunu” herhangi bir yasa, “Kabotaj Bayramı” da herhangi bir bayram değildir.
TBMM’nin Kabotaj Yasası’nı çıkarabilmesi için emperyalizme karşı önce bir bağımsızlık savaşı, sonra bir diplomasi savaşı kazanıldı. Bu sayede kapitülasyonlar kaldırılabildi ve kabotaj hakkı elde edilebildi.
Böylece Türkiye, kendi denizlerinde, nehirlerinde, göllerinde tam egemenlik kurdu. İşte 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı bu “mavi egemenliğin” bayramıdır.
Başta Atatürk olmak üzere Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Yönetiminin kuruluş sürecinin özverili kahraman TBMM üyeleri ile şehit, gazilerimizi saygı anıyorum. 01Temmuz 2026Ç.ba
TÜRK DENİZCİLĞİ :
· Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün denizcilik ideali, denizleri sadece coğrafi bir sınır değil, tam bağımsızlığın, ekonomik kalkınmanın ve askeri gücün en önemli unsuru olarak özetlenebilir.
· Bu idealini, hedefini , “Denizciliği Türk’ün büyük millî ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız” , “…zaferi, denizi kontrol altında tutan, ihtiyacı olan şeyi, ihtiyacı olduğu zaman, istediği yere ulaştırabilen ülke kazanır” sözleriyle özetler.
· Osmanlı Donanması’ndan firar eden Anadolu’ya geçen 159 güverte, 68 makine ve bir gemi inşa mühendisi ile 5 doktordan oluşan 233 bahriye subayı SSCB’den 300.000 ton savaş malzemesini İnebolu’ya taşır. Bu yüzden Atatürk ” Gözüm Sakarya’da kulağım İnebolu’da” der.
· Çanakkale Muharebeleri sürecinde “ Karada kıstırılmış durumdayız, tıpkı Ruslar gibi. Boğazları tıkamakla Ruslar’ı Karadeniz’in içine kapamış olduk ve eninde sonunda çökmeye mahkum ettik, çünkü müttefikleri ile bağını kesmiş olduk. Ama biz de çökmeye mahkumuz hem de aynı nedenlerden. … herhangi bir okyanusa açılamıyoruz. Deniz Kuvvetlerinden yoksun bir Kara Kuvveti olarak yarımadamızı Kara Kuvvetini çekinmeden getirecek olan bir kuvvete karşı hiçbir zaman savunamayız” sözleriyle deniz jeopolitiği ve gücünün önemini vurgular.
· Bilindiği gibi kapitülasyonlarla Osmanlı Dönemi’nde Türk karasularında yabancı devletlere verilen ayrıcalıklar yüzünden Türk denizlerinde ticaret hakkı yabancı gemilerin elindedir.
· Buna ek olarak Osmanlı İdaresinin imzaladığı Mondros ateşkesi ve Sevir antlaşmasıyla Türklere denizcilik alanında tam anlamıyla deli gömleği giydirilir.
· İmzalanan 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması’nın 28. maddesi ile Türkiye’deki tüm kapitülasyonlar (yabancı devletlere verilen adli, mali ve iktisadi ayrıcalıklar) kaldırılır.
· Antlaşmanın eki olan sözleşme kapsamında yabancı devletlerin mevcut deniz ticareti faaliyetlerini tasfiye edebilmeleri için Türkiye 1 Temmuz 1926 tarihine kadar yabancı gemi şirketlerini faaliyetlerine geçici izin vermeyi taahhüt eder.
· Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal ,eşi Latife Hanım’ı da alarak TCG Hamidiye ile çıktığı Karadeniz inceleme(13-20 Eylül 1924) gezinde gemi komutanı ve bahriye subaylarına sık sık ”Donanmasız Anadolu olmaz. ”der.
· Gezi hitamında da gemi jurnaline “ Hudutlarının mühim ve büyük aksamı deniz olan Türk Devleti’nin Donanması da mühim ve büyük olmak gerektir. O zaman Türkiye Cumhuriyeti daha müsterih ve emin olacaktır. Mükemmel ve kaadir bir Türk Donanmasına malik olmak gayedir. Bunun ilk azimet noktası, savaş gemisi tedarikinden evvel onları muvaffakıyetle sevk ve idareye muktedir kumandanlara, zabitlere, mütehassıslara malikiyettir ” sözleri unutulur, unutturulur.
· 20.yüzyıla donanmasının % 90’ından fazlasını kaybetmiş bir şekilde, gemisi olmadan giren Türkiye Cumhuriyeti, bu olaylara rağmen Atatürk sayesinde Cumhuriyet Donanmasını kurulur.
· Sivil denizcilikte ise 14 Nisan’da Liman Kanunu çıkartılır, 1925’te İstanbul-İzmir-Trabzon limanları millileştiriliyor ve Türk Seyrisefain İdaresi kuruluyor. 1927’de Mersin limanları devletleştiriliyor.
· TBMM’de 19 Nisan 1926’da 815 sayılı Kabotaj Yasası kabul edilie ve yürürlüğe 1 Temmuz 1926 girmesiyle denizlerdeki tam bağımsızlık dönemi başlamıştır.
.
· Atatürk, Karadeniz sergi gemimizi yurt dışında (16 Haziran-5Eylül 1926) gönderir. Gemi 12 ülkede 16 liman ziyareti yapar ve 65 bin ziyaretçi kabul eder.
· Gazi 1 Kasım’da meclisin açılış konuşmasında şunları söylüyor;
· “Arkadaşlar! En güzel coğrafi vaziyette ve üç tarafı denizle çevrili olan Türkiye; endüstrisi, ticareti ve sporu ile, en ileri denizci millet yetiştirmek kabiliyetindedir. Bu kabiliyetten istifadeyi bilmeliyiz; denizciliği, Türk’ün büyük ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız. Denizcilik sadece ulaştırma işi değil, iktisadi iş olarak anlaşılacak, tersaneler, gemiler, limanlar, iskeleler inşaa edilecek. Deniz sporları kulüpleri kurulacak ve korunup geliştirilecektir. Çünkü topraklarının üç bir tarafı deniz olan bir ulusun sınırını, halkın kudret ve hududu çizer”.
· Günümüzde Türkiye’de karayolu taşımacılığının payı % 90,6 ; demiryolunun payı ise % 4,5 ; denizyolunun payı ise %3,5 dolayında olması Gazinin özlemlerinden ne denli uzaklaşıldığını ölçüdür.

Türkiye’nin güvenlik ve refahı, denizler ile iç içedir. Bulunduğu coğrafyası ile Türkiye bir deniz ülkesi olma mecburiyetindedir. Mavi Vatan’ı, Türk Boğazlarını ve Kıbrıs’ı merkezine koyan jeopolitik dengeyi sağlamış ve denizcileşmiş bir Türkiye idealinden Türkiye’yi kimse vazgeçiremez.
( *) Kabotaj, “bir ülkenin iskele veya limanları arasında gemi işletme işi. Türk kara sularında, Türkiye’deki akarsu ve göllerde gemi bulundurma, bunlarla gidiş geliş ve taşıma yapma hakkı” olarak; kabotaj gemisi ise “kabotaj hattında çalışan gemi .( TDK Güncel Türkçe Sözlük )
BU YAZI DERLEMEDİR)



Bir yanıt yazın