1 Temmuz 1926 Kabotaj Kanunu

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Değerli Dostlar,

1 Temmuz 1926 yılında çıkarılan “Kabotaj Kanunu” ile birlikte karasularımızda (ki Türkiye’miz iki yarım ada gibidir. Doğu bölgesi Asya kıtasında, batı bölümü Avrupa kıtasında, eşsiz değerde bir ülkenin sahibi ve mirasçılarıyız)  egemenlik ve bağımsızlığımızı ilan etmiş olduk. Büyük Önder bilge insan Mustafa Kemal Atatürk’ü, tüm Kahramanlarımızı  ve tüm Şehitlerimizi saygıyla anıyorum. Ruhları şad olsun.  Kabotaj bayramı kutlu olsun.

İlginçtir Kabotaj Kanunun yürürlüğünden bir ay sonra cereyan eden ve Fransa bayraklı  Lotus gemisinin, kömür yüklü Türk bandralı ortadan biçmesiyle meydana gelen gelişmeler, Türkiye’nin Mahmut Esat bey marifetiyle yürüttüğü mücadeleler sonucunda uluslararası denizcilik hukukunda “BOZKURT/LOTUS normunu” yarattı. Emeği geçen tüm şahsiyetlerimizi saygıyla anıyorum. Ruhları şad olsun.

Her Türk vatandaşı; bir makinanın, bir telefonun yahutta bir bilgisayarın fabrika ayarlarını öğrenmek için sarfettiği emeği kadar, Türkiye Cumuhriyeti’nin kuruluş gayesini/ayarlarını öğrenmek için emek verilirse, mevcut badireleri aşarak,  selamete  kesinlikle ulaşacağımıza eminim.YA FABRİKA AYARLARI, YADA FABRİKA AYARLARI, AKLIN YOLU BİRDİR.. BAŞKA YOL YOK…

Kalın sağlıcakla

Rehan Gündoğmuş

Doğu Akdeniz’de, Mora Yarımadası’nın güneybatısında uluslararası hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilen aramada Türkiye’nin izni yoktu.

Türkiye hukuk dışı aramaya sert tepki göstermişti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da bu aramaya ilişkin resen soruşturma başlatmıştı.

Uluslararası hukukun çiğnendiği bu arama akıllara Türkiye’nin ilk deniz hukuku zaferi Bozkurt-Lotus Davası’nı getirdi.  

BOZKURT-LOTUS OLAYI

2 Ağustos 1926 gecesi, Ege Denizi açık sularında Bozkurt isimli kömür yüklü Türk bandralı bir vapurla, Fransız bandralı Lotus isimli ticaret vapurunun çarpışmaları sonucu Bozkurt battı, 8 Türk gemici kayboldu. Lotus kurtarabildiği birkaç tayfa ve Bozkurt’un kaptanıyla birlikte ertesi gün İstanbul’a geldi. Ölen kişilerin ailelerinin şikayeti üzerine Bozkurt’un kaptanı ve Lotus’un kaza sırasındaki görevli süvarisi dikkatsizlik ve tedbirsizlikle 8 kişinin ölümüne sebebiyet vermekten İstanbul Mahkemelerince tutuklandı.

Fransa’nın sert protestoları ve Türkiye’nin bu konuda yetkisiz olduğunu iddia etmesine karşılık, Türkiye bu davayı çözüm için Uluslararası Sürekli Adalet Divanı’na taşımayı teklif etti. Mahmut Esat Bey’in bu davaya sahip çıkması ve vazgeçmemesi ise tüm dünyaya örnek teşkil edecek dava sonucunu beraberinde getirdi.

Fransa, Türkiye’nin tutuklama kararının usulsüz olduğu ve uluslararası sularda meydana gelen kazalarda, sadece geminin bağlı olduğu devletin kovuşturma yetkisi olduğu tezini savundu. Fakat bu teze açık denizlerde olan çatmalarda, batan geminin bayrağını taşıdığı ülkenin farazi ülke toprağı sayılması ve olayın Türkiye toprağı sayılan Bozkurt üzerinde gerçekleşmesi nedeniyle Türkiye’nin bu suçun sanıklarını kovuşturma yetkisinin olduğu teziyle karşı çıkıldı.

Bu dava sonucunda Türkiye’nin uluslararası hukuka aykırı davranmadığı kabul edildi ve karar Lotus Prensibi veya Lotus Yaklaşımı olarak literatüre geçti. “Açık Denizlerin Serbestliği İlkesi” adı altında ise 1958 tarihli “Cenevre Açık Deniz Sözleşmesi’’nde sözleşmeye taraf tüm ülkeler için kural haline getirildi.

Mahmut Esat Bey, Türk tezine güveniyle kazandığı bu dava sonrasında Bozkurt soyadını aldı.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar