Çarlık Rusya ile yapılan Kırım Savaşı (1854-1856) nedeniyle Osmanlı Devleti ilk dış borcunu İngiltere ve Fransa’dan alır. Hem de kışkırttıkları Çarlık Rusyasına karşı Osmanlı’yı korumak için İstanbul’a çöreklenirler.
Mali iflasını ilan ettiği 1875 yılına değin 15 (kez ) dış borç alır.
O günlerde Saray ve şürekasının gösterişten ( ihtişam) tasarruf etmeme anlayışı Osmanlıyı borca batırır.
Abdülmecid’çe yaptırılan Dolmabahçe Sarayı’nın maliyeti 5 milyon Osmanlı altın lirasıdır ve çoğu borçla ödenir. Yıldız Sarayını da yaptırmakla tatmin olmayan padişah 1877’de Malta, Çadır ve Şale köşkleri yaptırır. Osmanlı maliyesinin iflası sürecinde Boğaz kasırlarla, yalılarla dolar taşar.
Osmanlı Devleti borçlarını ödeyemez duruma düşünce emperyalistler alacaklarını güvenceye almak için 1881’de Borçlar İdaresi(Düyunu Umumiye) kurulur. Padişah ise II. Abdülhamit’tir.
1854-1914 arasındaki Osmanlı’yala yapılan 42 dış borç anlaşmasından 161 milyon 303 bin 833 liralık borç çıkarılır.
Lozan Antlaşması sonrası müzakereler neticesine göre Türkiye Cumhuriyeti’nin payına 107 milyon 528 bin 461 liralık borç düşer.
İlk taksit ödemesini 1929 yılında yapan Türkiye 25 Mayıs 1954 tarihinde son borç taksitini öder.
Özetlenecek olursa Osmanlı padişahları ile şürekasının gösteriş ve israftan tasarruf etmemesinin bedelini Genç Cumhuriyet ve yurttaşları ödemiştir.
***
TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NDE MİLLİ VARLIK SATIŞI
Öte yandan iktidarlar 1986’dan günümüze kadar toplamda yaklaşık 72,3 milyar dolar tutarında kamu varlığı (milli servet) satışı yapmışlar.
AKP tarafından 2002 yılı sonra 64 milyar dolar kamu varlığı satmış.
AKP büyük tesislerin satışının ardından arsa, arazi ve bina satışlarına yönelmiş.
2024 ve 2025’in ilk beş ayındaki taşınmaz satışlarından yaklaşık 760 milyon dolar gelir elde edildi
DIŞ BORÇLANMA
24 Ocak 19080’den sonra iktidarların dış borçlanmaya bağlı büyüme siyasetinin geldiği yer:
2025 yılı sonu itibarıyla (özel sektörün 302 milyar dolar, 192 milyar dolar kamu ) Türkiye’nin dış borcu 519,9 milyar dolarmış.
Borçlanma adeta vazgeçilmez bir kaynak halini almış.
2025’te her gün 10,7 milyar lira borçlanma yapılmış.
Hazinenin resmi rakamlarına göre 2025 yılında Türkiye Hazinesi 3,9 trilyon lira borçlanmış. Bu borcun 3 trilyon lirası iç borç niteliğinde.
2025’te gerçekleşen anapara ödemesi 1,4 trilyon lira iken, faizi yaklaşık 2 trilyon lira olmuş.( Ödemelerin 1/3 anapara iken, 2/3 faiz olmuş)
– Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişten sonra 7 yılda iç borç tutarı 21,7 kat artış sergilemiş.
– Dış borçlar ise 11,4 kat artmış.
– TL cinsi borç 11 kat yükselmiş.
Sonuç olarak tablodaki veriler iyiye gidişin olmadığını göstermekte.
Sorulması gereken soru:
1-Gösterişten ( ihtişam) tasarruf etmeme anlayışı Osmanlıyı borca batırdığı gibi aynı anlayış Türkiye’yi ödenemez borca batırır mı?
2-Ödenemeyen borçlar nedeniyle Türkiye’de bir borçlar idaresi kurulur mu?
(BU YAZI DERLEMEDİR)




Bir yanıt yazın