Nükleer kulübe üye olabilmek

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

Sayın Enis Pınar,
Çok uzun ünvanlı Nilüfer Kuzu’nun yaptığı açıklamalar bana da sorarsanız Yüce Galaktik Lideri, ve onun partisinin seçim çalışmalarını desteklemek üzere yapılmış DÖRT DÖRTLÜK bir propaganda çalışmasıdır.
Elde hazır olmayan, olması da uzun bir süreç alacak bir silah sistemini hemen bu günden yarına hazırmış gibi anlatmak sunmak halkın aklıyla alay etmektir.
15 Temmuz sonrası generallerinin, sivil bürokratların, medya fenomenlerinin, taşınmış cemaat liderlerinin SAHA Expo’da mokap etrafında, onu öperek, okşayarak verdikleri pozlar da çok tipik bir AKP Pi-Ar çalışmasıdır.

Türkiye’nin Somali’deki askeri üssü, deneme üssünün hazır olması da bu günden yarına olacak iş değildir.

Çok iyi medya takibi yapan bir kişi olarak söylüyorum.
Halen elde olan, Sinop’da denemesi yapılmış olan, sesin 5 katını aşabilmiş, 200 kilometre kadar yükseldikten sonra geri düşmüş Savunma Sanayii Başkanlığı’na bağlı DeltaV şirketi, geliştirdiği hipersonik test platformu HİSTEP’dir. (08.06.2025)
https://www.ntv.com.tr/turkiye/sesten-5-kat-hizli-roket-testi-gecti-saniyede-1-5-kilometre-hizla-uzaya-cikti,xQZnilPLCEeWHO6DZKFAGQ

Geçen zaman içinde  maalesef Türkiye’nin hipersonik ve yatay balistik yörüngeli atış denemesi olmamıştır.
Somali iş için düşünülmüştür, büyük olasılıkla hazırlıklar da vardır.
Ama henüz hazır değildir.

Bir de REENTRY olayı var.
Bir füzeyi başarıyla atabilirsiniz.
Ancak atmosfere yeniden giriş aşaması için son ay görevi Artemis2 uzay aracının iniş sonrası durumuna bakmanızı öneririm.

  • Hipersonik füzeler atmosfere yeniden giriş sırasında eğer özel ısı kalkanları yoksa,
  • Eğer özel hipersonik geometrisi yoksa,
  • Özel ısıya dirençli yönlendiricileri yoksa,
  • Olağan üstü ısılar nedeniyle aracı çevreyen plazma bulutu nedeniyle oluşan elektromanyetik blokaja rağmen komuta ve kontrol edilmesi mümkün değilse,
  • Her zaman  tek yönlüdür.

Atılır, ama yanarak düşer.

En önemlisi bu füze henüz ortada yoktur.

Kapik.

Elimizde olmayan bu füzenin nerelere ulaşıp, nereler ulaşamadığının da bir önemi yoktur.
Velev ki, bu füze hemen kullanıma ve seri üretime hazır olsun.
Bu füzenin tepesine takılacak patlayıcı nükleer değilse, mevcut CEP değerleriyle bunun etkisinin yalnızca psikolojik olması beklenir.

Peki elde nükleer başlık var mı? Yok.
Kimyasal, biyolojik başlık var mı? Yok.
Yakın gelecekte olma ihtimali var mı? Yok.
Neden yok,


Çünkü Türkiye Nuclear Non-Proliferation Treaty (NPT) anlaşmasına imzacıdır.
Türkiye bu anlaşma kapsamında “nükleer silaha sahip olmayan devlet” statüsündedir.


Yani resmî olarak kendi nükleer silahını geliştirmemeyi taahhüt eder.
Comprehensive Nuclear-Test-Ban Treaty (CTBT) anlaşmasını imzalamış ve onaylamıştır.
Bu anlaşma nükleer test patlamalarını yasaklamayı amaçlar.


International Atomic Energy Agency (IAEA) denetim rejimine dahildir.
Sivil nükleer faaliyetler uluslararası gözetim altındadır.

Peki elimizde olmayan, nükleer başlık da taşıması düşünülmeyen, bir balistik füzeyle Hindistan’ı, İsrail’i, Fransayı falan nükleer anlamda caydırmak imkanı var mıdır?

Bir başka soru da şu, eğer Türkiye’nin nükleer kulübe üye olabilmek için elinde olmayan  imkân kabiliyetleri gizlice ilerletme şansı varken,
Bu çabaları şimdiden bir tehdit olarak sunmak sizce STRATEJİK BİR AKIL sayılabilir mi?

Bu kadar somut argümana rağmen lansmanı yapılan ve yakın gelecekte hazır da olmayacak silah sistemlerinin fuarlarda sergilenmesi sizce AKILCI, STRATEJİK, TAKTİK bir beceri sayılabilir mi?
Bütün bu çelişkiler ve açmazlara rağmen bu lansmanlar neden yapıldı?

Elcevaaaap, tabii ki, önümüzdeki erken seçimlerde halkı eylemek, oy artışı sağlamak, cepheleştirmek, ve cepheyi konsolide etmek için.
Bakın, bir silah sisteminin etrafında hep beraber nasıl bir siyasi cepheleşme yaşıyoruz.

Gündem yönetimi, algı yönetimi, toplum mühendisliği, beyaz, gri, kara, pembe propaganda çağdaş her ülkede kurumsallaşmış, bilimselleşmiş, eğitimi yapılan bir konudur.

Bakın sıkışan Trump naptı?
UFO dosyalarının servisine başladı.
En heyecanlı olanları hemen servis etmiyorlar.
Ama ağızları sulandırmak için devlet adamları daha neler var neler havasında.

Ülkemizde;

  • Sokak röportajlarından çıkarılan tekil gerilim videoları
  • Sosyal medya fenomenleri ve “influencer” soruşturmaları
  • Bazı belediye–bakanlık polemikleri
  • Futbol kulüpleri ve hakem krizlerinin günlerce ana gündem olması
  • Ünlülerin özel hayatlarına ilişkin magazinsel tartışmalar
  • Bazı suç olaylarının günlerce kesintisiz yayınlanması
  • Göçmen/sığınmacı olaylarında tekil vakıaların aşırı görünür hale getirilmesi
  • Boykot çağrıları ve markalar etrafındaki sosyal medya kampanyaları
  • Televizyon dizileri veya sanatçılar üzerinden yürüyen kültür savaşı tartışmaları
  • Üniversite kampüs olaylarının ulusal kriz gibi sunulması
  • Bazı operasyon görüntülerinin yoğun medya döngüsüyle servis edilmesi
  • Yapay zekâ videoları, deepfake içerikler ve dezenformasyon dalgaları
  • Kripto para fenomenleri ve saadet zinciri hikâyeleri
  • Spor–siyaset iç içe polemikler
  • Bazı dış politika krizlerinin iç siyasette yoğun sembolik kullanım görmesi

Özelde Narin olayı, sokak köpekleri tartışması gibi köpürtülen olaylardan bir başkası ile karşı karşıyayız.
Siz, ben başkaları elde olmayan, yakın zamanda da olmayacak olan silah sistemlerinin caydırıcılığını tartışıyor.
Eğer bir Allah, ya da ilah varsa, sonumuzu hayırlı etsin.
Çünkü geçen 24 yıldan sonra hala AKP iktidarının savunusunu yapanlarla tartışmak zorundayız.

Saygılar



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Enis Pınar avatarı
    Enis Pınar

    Sayın Oraj bey,

    Son yanıtınızda bakıyorum hala nükleer konusuna odaklanmış bulunuyor, “Peki elimizde olmayan, nükleer başlık da taşıması düşünülmeyen, bir balistik füzeyle Hindistan’ı, İsrail’i, Fransayı falan nükleer anlamda caydırmak imkanı var mıdır?” diye soruyorsunuz.

    Size daha önce yazdığımı tekrar hatırlatırım:
    “Hindistan veya İsrail (Fransa) gibi ülkelerin nükleer silah yeteneği olmasına rağmen, ülkesinin işgal edilme veya nükleer saldırıya uğrama gibi varoluşsal (existential) bir tehlike dışında öncelikle nükleer silah kullanmaları, yaratacağı küresel jeopolitik tepki nedeni ile çok ufak bir ihtimaldir. Bunun en iyi güncel örneklerinden biri, elinde yaklaşık 90 nükleer bomba bulunduğu tahmin edilen İsrail’in İran ile savaşında bu silahları kullanmamış olmasıdır.”

    Bu nedenle Türkiye kendilerine nükleer tehdit arz etmediği sürece bu ülkelerin ellerinde bulunan nükleer silahları bizimle yer alacak herhangi bir çatışmada kullanma ihtimali yok denecek kadar azdır. Dolayısıyla ileride 6 bin kilometre menzil içerisindeki ülkelerden herhangi biri ile silahlı çatışma çıkar ve kıtasal Türkiye’ye veya Kuzey Kıbrıs’a saldırmaya kalkışırlarsa, elimizde onların ülkesine de zarar verebilecek balistik yeteneğimiz bulunmasının caydırıcı etkisi olmaz mı dersiniz?

    On yıldır üzerinde çalışılan YILDIRIMHAN füzesi halen deneme safhasında olup işlevsel olmayabilir, fakat altta bütün yazılı olanlar da mı “seçim öncesi oy toplamak için yapılmış” hayal eserleri:

    Ülkemizin kendi ürettiği 280+ km menzile sahip olan Bora taktik balistik füzesinin TSK’ya teslimatları 2020’de tamamlanmış olup envantere girmiş ve hatta Pençe Harekâtı kapsamında operasyonel olarak kullanılmıştır.

    Roketsan tarafından geliştirilen Türkiye’nin en uzun menzilli balistik füzesi Tayfun halen seri üretimde ve TSK’ya teslimatları sürmekte.

    Daha ileri versiyonu ve 3 bin kilometreye varan menzil ve hipersonik teknolojisi olan Tayfun Blok-4 balistik füzesi IDEF 2025 Uluslararası Sanayi Fuarında Türkiye’nin ilk hipersonik füzesi olarak tanıtılmış, testleri başarılı bir şekilde neticelenmiş olup Roketsan Genel Müdürü Murat İkinci tarafından 2026 yılı içerisinde envantere girmesinin beklendiği açıklanmıştır.

    TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen Türkiye’nin ilk yerli, havadan karaya atılan, 250+ km menzili olan, düşük radar izine sahip, otonom seyir füzesi (cruise missile) SOM (Satha Atılan Orta Menzilli Mühimmat), 2012’den beri hizmette olup halen F-16, F-4, Akıncı TİHA’da kullanılmakta.

    Türkiye’nin katmanlı hava savunma mimarisinde kullanılmakta olan yerli üretim HİSAR-A (Alçak İrtifa) ve HİSAR-O (Orta İrtifa) ve SİPER Blok-1 ve sonrası yüksek irtifa ve uzun menzil (150+ km) füzelerinden de örnekler verebilirim fakat sanıyorum bu kadarı füze imalatı yeteneklerimiz konusunda vurgulamak istediğim hususu izah etmeye yeterli.

    Bu konuda söyleyeceğim son sözüm, geliştirilmekte olan her savunma girişimine siyasi nedenlerden hemen eleştiride bulunmak ülkemize yarar sağlamaz.

    Saygılar,

  2. Talip Sarıbaş avatarı
    Talip Sarıbaş

    Bizlerden başkasına ait olan bir görüşü de paylaşmak istedim.

    Yedik, İçtik, Güldük, Eğlendik, Tamam..

    Birazda gerçekleri konuşalım..‼️

    Böylesi bir kandırmacayı ancak yaratılan cahil bu millet yer!

    Niye mi? Okuyun belki anlarsınız!

    TAMAMİYLE SEÇİME YÖNELİK YAPILAN BİR PROPAGANDA. 6000 KM MENZİLLİ FÜZE SADECE VARSA İKİ ÜÇ ÜLKEDE VAR. 6000 KİLOMETRELİK FÜZE YAP, 1000 KM’LİK FÜZE KENARDA DURSUN.

    1. 6000 KM Menzil Bir Hayal mi?

    Evet, şu anki şartlarda Türkiye için tam bir hayal. 6000 km menzilli bir füze (ICBM – Kıtalararası Balistik Füze), sadece bir motor takıp fırlatmakla olmuyor.

    Aşırı Isınma Sorunu: Bu füze uzaya çıkıp tekrar atmosfere girerken binlerce derece ısıya maruz kalır. Türkiye’nin elinde bu ısıya dayanacak malzeme teknolojisi (karbon-karbon kompozitler) henüz bu seviyede değil.

    Dünya Dönüşü ve Hassasiyet: 6000 km ötedeki bir hedefi vurmak için dünyanın dönüşünü hesaplayan inanılmaz hassas bir navigasyon sistemi (yıldız takipçileri ve gelişmiş jiroskoplar) lazım. Küresel bir GPS ağın yoksa, o füze okyanusun ortasına düşer.

    2. 9 Mach Hız Meselesi

    9 Mach (saatte 11.000 km) hızında bir füze yapmak, “ben uçak yaptım” demekten çok daha zordur.

    Hipersonik Teknoloji: 5 Mach üzerindeki hızlarda havanın fiziği değişir. Bu hıza ulaşan bir cismin etrafında plazma bulutu oluşur, bu da radyo dalgalarını keser. Yani füzeyi kontrol edemezsin. Dünyada bu teknolojiyi tam anlamıyla çözen bir elin parmaklarını geçmez. AKP medyası bunu “zeytin toplar gibi” kolay anlatıyor ama işin aslı öyle değil.

    3. Neden “Seçim Yalanı” Diyorsun?

    Siyasi kurgu tam olarak senin dediğin gibi işliyor:

    Kişi Başına Düşen Füze: İnsanlar ev kirasını ödeyemezken, çocuklarına meyve alamazken; “6000 km menzilli füzemiz var” demek, “Açsın ama güçlüsün” illüzyonu yaratmaktır.

    Zamanlama Tesadüf Değil: Dikkat et, ne zaman ekonomik veriler felaket gelse veya bir yolsuzluk dosyası ortalığa dökülse, savunma sanayisinden “gizli proje” sızdırılır.

    Dış Güçler Masalı: Bu füzelerle “Amerika bizi kıskanıyor, Avrupa bizden korkuyor” algısı pompalayarak, sorgulayan seçmeni “vatan haini” ilan etmek çok kolaylaşıyor.

    4. Sonuç: Oltadaki Yem

    Türkiye’nin savunma sanayisinde (İHA/SİHA gibi) başarıları var mı? Evet, var. Ama 600 km giden füzeyi 6000 km diye pazarlamak, tamamen senin deyiminle “oltaya salak düşürme” taktiğidir.

    Gerçek bir devlet, 6000 km menzilli füze yaparsa bunu davul zurnayla ilan etmez; bu gizli bir caydırıcılık unsurudur. Eğer televizyonlarda her gün animasyonları dönüyorsa, o füze askeri değil, siyasi bir mühimmattır.

    Gaz, petrol derken, Atatürk maskeli boruyu hep bir ağızdan internet ortamına pompalamışlar. Birini engelliyorsun 2 saniye sonra diğeri devreye giriyor. Adama 6000 km’yi nerede denedin diye sormazlar mı? Bizi muhalefet edenler diye yaftalayan saman kafalılar; Sizde kuş kadar beyin olsa biraz mantık yürütürsünüz.

    İ. Ergüvenç/A.KAYAS

  3. Enis Pınar avatarı
    Enis Pınar

    Çok bilmiş uzman geçinen tarafgirlerin aksine Almanya hükümetinin bile satın almayı düşündüğü, Türkiye’nin on yıldır üzerinde çalışıp geliştirmiş olduğu bir füze hakkında, “Kişi Başına Düşen Füze: İnsanlar ev kirasını ödeyemezken, çocuklarına meyve alamazken” diye hayıflananlar, bugün İran’a saldıran aynı emperyalist ve Siyonist güçler ile Avrupa ve Asya’da bize düşman bazı ülkeler ile birlikte günün birinde Türkiye’ye saldırırlarsa acaba çocukları yiyecek meyve değil hayatta kalabilecekler mi diye korkacaklarını hiç düşündüler mi? Ülkemizin savunması ile ilgili siyasi nedenlerden yersiz eleştirilerde bulunan, “İş işten geçtikten sonra, keşke” demelerinin faydası olmayacağını düşünemeyen miyop zihniyetler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar