Küresel Hukukun Çöküşü: Dijital Darbeler, Finansal Suikastlar ve Uluslararası Adaletin İnfazı

Okuma Süresi:

6–9 dakika
❤️

Modern dünyanın en büyük ironilerinden biri şudur: Bir insanı öldürmeden de yok edebilirsiniz. Üstelik bunu, parmağınızı bile kıpırdatmadan, bir algoritmanın soğuk mantığına havale ederek yapabilirsiniz. Banka hesabını dondurursunuz, kurumsal e-postasını çökertirsiniz, 13 yaşındaki kızının Noel hediyesini bloke edersiniz, sağlık sigortasını geçmişe dönük olarak iptal edersiniz. Onu bir “yaşayan ölü”ye çevirirsiniz. Ve tüm bunlar, uluslararası hukukun üstünlüğünü savunan, soykırım suçuna karşı duran iki üst düzey yetkilinin başına, bizzat “özgür dünya”nın liderliğine soyunan devletlerin eliyle gelir.

Birleşmiş Milletler İşgal Altındaki Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese ve Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Karim Khan, 2025 yılının ortalarından itibaren, benzeri görülmemiş bir sistematik saldırının hedefi haline geldi. Suçları ise oldukça basitti: Gazze’de yaşananları “soykırım” olarak nitelemek, bu suçtan sorumlu olanlar hakkında uluslararası tutuklama kararı çıkarmak ve en önemlisi, bu yıkımı finanse eden küresel şirketler ağını ifşa etmek. Bu makale, yaşananları iki ayrı ama birbirine bağlı vaka üzerinden inceliyor: Karim Khan’a yönelik “dijital suikast” ve Francesca Albanese’ye uygulanan “sivil ölüm” operasyonu. Her ikisi de, uluslararası hukukun, küresel finans ve teknoloji altyapısı kullanılarak nasıl felç edilebileceğinin ve bireylerin nasıl topyekûn bir yıldırma savaşına tabi tutulabileceğinin kanlı canlı birer kanıtıdır.

Microsoft’un “Ölüm Düğmesi”: UCM’yi Dijital Olarak İnfaz Etmek

Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Karim Khan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında tutuklama kararı çıkardığında, uluslararası hukuk adına tarihi bir adım attığını düşünüyordu. Yanılıyordu. Attığı bu adım, kendisini ve kurumunu, bir teknoloji devinin tek bir tuşla gerçekleştireceği bir “dijital infazın” hedefi haline getirdi. Bill Gates’in kurucusu olduğu Microsoft, ABD yaptırımlarını gerekçe göstererek Başsavcı Khan’ın kurumsal e-posta hesabını tamamen devre dışı bıraktı. Associated Press haber ajansının Mayıs 2025’te duyurduğu bu olay, yalnızca bir iletişim kanalının kesilmesi değil, aynı zamanda onlarca hassas soruşturma dosyasına, gizli hukuki yazışmalara ve planlanmış dijital takvime erişimin bir anda yok edilmesi anlamına geliyordu. UCM gibi bir kurumun dijital hafızasına ve operasyonel kabiliyetine indirilen bu darbe, hukuk çevrelerinde “dijital suikast” olarak nitelendirildi.

Olayın perde arkası ise çok daha karanlıktı. Hollanda basınında yer alan haberlere göre Microsoft, UCM’ye açık bir şantajda bulunmuştu: Khan’ın bireysel erişimini kesmekle yetinmeyip, mahkemenin bu karara direnmesi halinde tüm kurumsal e-posta hizmetlerini sonlandırmakla tehdit etti. Microsoft Başkanı Brad Smith, şirketin bu eyleminin “UCM’ye verilen hizmetlerin durdurulması anlamına gelmediğini” savunarak hasarı kontrol altına almaya çalışsa da, bir şirket sözcüsü Khan’ın “yaptırım uygulanan bir yetkili olarak Microsoft hizmetleriyle bağlantısının kesilmesiyle sonuçlanan bir süreç” yaşandığını doğrulamak zorunda kaldı. Düşünün: Bir şirket, bir uluslararası mahkemeye “dediğimi yapmazsan fişini çekerim” diyebiliyor. Bu şantaj karşısında UCM’nin çaresiz kalması, Avrupa’da dijital egemenlik konusunda deprem etkisi yarattı. Mahkeme, Alman hükümetinin geliştirdiği açık kaynak kodlu “openDesk” platformuna geçerek Microsoft ile tüm bağlarını koparma kararı aldı. Scottish Legal News, bu kararı “dijital bağımsızlık için zorunlu bir adım” olarak niteledi.

“Bin Ladin Muamelesi”: Albanese’yi Sistemden Tamamen Silme Operasyonu

Esas büyük ve çok boyutlu operasyon ise BM Raportörü Francesca Albanese’ye karşı yürütüldü. Temmuz 2025’te ABD Hazine Bakanlığı’nın Yabancı Varlıkların Kontrolü (OFAC) listesine alınan Albanese, genellikle en tehlikeli uluslararası teröristler ve uyuşturucu baronları için ayrılmış bu listeye giren ilk BM özel raportörü oldu. Kendisinin bu duruma verdiği tepki, yaşanan absürtlüğü çarpıcı biçimde özetliyordu: “Bana neredeyse Usame bin Ladin gibi muamele ediliyor.” Ve bu “Bin Ladin muamelesi”, onun tüm sosyo-ekonomik varlığını silmek üzere tasarlanmış, çok katmanlı bir stratejiye dönüştü.

Tam Finansal İzolasyon: Albanese’nin tüm banka hesapları donduruldu. Yeni bir hesap açması veya kredi kartı kullanması engellendi. Araba kiralayamaz, kendi adına bir otel odası rezervasyonu yaptıramaz hale geldi. Avrupa Birliği Parlamentosu’nun kendisini davet ettiği bir konferans için ayırttığı otel odası, rezervasyon kendi adına olduğu için sistem tarafından otomatik olarak iptal edildi. Arkadaşlarına 1 dolar dahi transfer edemiyor; çünkü Politico’nun Mart 2026’da detaylandırdığı üzere, bunu yapan herhangi bir banka veya aracı kurum, ABD doları ile işlem yapmaktan men edilme ve milyonlarca dolarlık para cezası riskiyle karşı karşıya. Bu, onu küresel finans sisteminden dışlanmış, modern bir “parya”ya dönüştürdü.

Sağlık ve Aileye Sıçrayan Şok Etkisi: Yaptırımlar, özel hayatın en mahrem alanlarına kadar sızdı. Özel sağlık sigortası şirketi, ABD yaptırımlarını gerekçe göstererek Albanese’nin geçmişe dönük hastane masraflarını dahi geri ödemeyi reddetti. En vahimi ise ailesine uzandı. ABD vatandaşı olan eşi ve küçük kızı, yasal olarak Albanese’ye maddi değeri olan herhangi bir şey (bir kahve, bir hediye) vermeleri halinde, 1 milyon dolara kadar para cezası ve 20 yıla kadar hapis cezasıyla tehdit edildi. Ve evet, 13 yaşındaki bir kız çocuğunun Noel hediyesi için yapılan banka transferi bloke edildi. Euronews Türkçe’nin Şubat 2026’da haberleştirdiği bu detay, operasyonun legal görünümlü bir linç kampanyasına dönüştüğünü gözler önüne seriyor. Washington’daki evine el konuldu ve tüm ABD merkezli varlıkları bloke edildi.

Hukuki Kılıfın İnşası ve Diplomatik “İhanet”: Bu operasyonu asıl sofistike kılan ise diplomatik ve hukuki manevraydı. Gazete Oksijen’in Mart 2026 tarihli haberine göre ABD yönetimi, BM Genel Sekreteri’ne başvurarak Albanese’nin diplomatik dokunulmazlığını sorguladı. Genel Sekreterlik, Albanese’nin şirketlere gönderdiği mektupların “kişisel kapasitesiyle” yapıldığını belirterek, Washington’a onu cezalandırmak için aradığı yasal kılıfı altın bir tepside sundu.

Asıl “Kırmızı Çizgi”: 48 Devi Suç Ortaklığıyla Uyarmak

Peki, Albanese’yi dünyanın en tehlikeli insanlarıyla aynı listeye koyduran o “affedilmez” suç neydi? Kendi deyimiyle “ayıyı dürtmek”: Gazze’deki askeri operasyonları finanse eden ve bu durumdan kâr elde eden küresel mekanizmayı deşifre etmek. Albanese, “İşgal Ekonomisinden Soykırım Ekonomisine” başlıklı çarpıcı raporunda, İsrail’in eylemlerini mümkün kılan finansal ve teknolojik altyapıyı mercek altına aldı. Ancak asıl bomba, bu rapor öncesinde patladı.

Albanese, aralarında Alphabet (Google), Amazon, Lockheed Martin, BlackRock, Chevron, Caterpillar ve Elbit Systems gibi ABD’nin en büyük teknoloji, enerji, savunma ve finans devlerinin bulunduğu 48 kuruma resmi uyarı mektupları gönderdi. Alquds’un Nisan 2026 tarihli haberine göre bu mektuplarda, bu şirketlerin faaliyetlerinin “ağır insan hakları ihlallerine katkıda bulunmak”, “savaş suçlarına ortak olmak” ve “uluslararası suçlardan kâr elde etmek” anlamına gelebileceği konusunda net bir uyarı yapıldı. Eski bir Beyaz Saray yetkilisinin sonradan yaptığı itiraf her şeyi açıklıyordu: Bir BM raportörünün Amerikan şirketlerini ve yöneticilerini doğrudan hedef alması, “aşılamaz bir kırmızı çizgi”dir. Yani mesele Gazze’de ölen binlerce masum sivil değil; mesele, kâr makinesine çomak sokulması, soykırım ekonomisinin deşifre edilmesidir. Consortium News’te Chris Hedges’ın yazdığı gibi, Albanese’ye yönelik saldırıların yoğunluğu ve niteliği, onun “güçlülerin en kutsal alanına, kârın dokunulmazlığına meydan okumasından” kaynaklanıyordu.

Sonuç: Hukuk mu, Küresel Mafya Düzeni mi?

Anlatılanlar, bir hukuk devletinde değil, olsa olsa küresel bir mafya filminin senaryosunda geçiyor gibi. Nitekim Albanese de yaşadıklarını “mafya taktikleri” olarak nitelendiriyor. Sistemin mesajı açık ve acımasız: “Bizim çıkarlarımıza dokunursan, seni sadece öldürmeyiz. Bu çağdaş bir yöntem değil. Seni ‘yaşayan bir ölü’ye çeviririz. Meslektaşların sana para gönderemesin, ailen sana hediye alamasın, hastaneye gidemeyesin diye tüm finansal ve dijital altyapıyı silah olarak kullanırız.”

Bu karanlık tabloya rağmen, direniş de sürüyor. Albanese, Tunus’ta nakit parayla ve yakınlarının yardımıyla ayakta kalarak çalışmalarına devam ediyor. Eşi ve kızı, ABD Anayasası’nın kendilerine tanıdığı ifade özgürlüğü ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Başkan Trump, Dışişleri Bakanı Rubio ve Hazine Bakanı Bessent’e dava açtı. UCM ise Microsoft’tan kurtulmak için dijital altyapısını yeniden inşa ediyor.

Ancak yaşananlar, çok daha büyük ve rahatsız edici bir soruyu akıllara kazıyor: Egemen devletler ve onların kontrolündeki küresel şirketler, uluslararası hukuku uygulamaya çalışan bağımsız bireyleri ve kurumları cezalandırmak için finans ve teknoloji altyapısını bu denli pervasızca silahlaştırabiliyorsa, ortada “hukukun üstünlüğü”nden değil, küresel bir mafya düzeninden söz etmek daha doğru olmaz mı? Albanese’nin Perspektif dergisindeki söyleşide vurguladığı gibi, “Telefonunuzdaki algoritmalar, hayatınızı dikte edebilme gücüne sahip.” Ve bu güç, bugün Gazze için konuşanları susturmak için kullanılıyorsa, yarın herhangi bir adaletsizliğe karşı ses çıkarmak isteyen herkesi susturmak için de kullanılabilir. Albanese’nin sözleri, bu çağın en yalın ve en ürpertici uyarısı olarak yankılanıyor: “Gazze’de olanlar karşısında sessiz kalmak, suça ortak olmakla eşdeğerdir.”

Kaynakça

  1. AP News, “Trump’s sanctions on ICC prosecutor have halted tribunal’s work”, Mayıs 2025
  2. AP News, Microsoft’un Karim Khan’ın e-postasını iptal ettiği haberi, Mayıs 2025
  3. Politico, “Microsoft didn’t cut services to International Criminal Court, its president says”, Haziran 2025
  4. Digital Watch Observatory, “Microsoft allegedly blocked the email of the Chief Prosecutor of the International Criminal Court”, Mayıs 2025
  5. Gazete Oksijen, “İsrail’e soykırımcı diyen ilk isimlerden biriydi: BM Raportörü Albanese artık kredi kartı bile kullanamıyor”, Mart 2026
  6. Euronews Türkçe, “BM raportörü Albenese’in ailesi, ABD’ye dava açtı”, Şubat 2026
  7. Alquds, “Behind the Scenes of US Sanctions on Albanese”, Nisan 2026
  8. Consortium News, “Chris Hedges: Attacks Increase on Francesca Albanese”, Şubat 2026
  9. Politico, “She Spoke Out About Gaza. Now She Can’t Use a Credit Card.”, Mart 2026
  10. The Jewish Chronicle, “Francesca Albanese says she cannot open a bank account…”, Kasım 2025
  11. Scottish Legal News, “ICC to ditch Microsoft following US sanctions”, Kasım 2025
  12. Perspektif, “Francesca Albanese: Muktedirlerin Karşısında Yalnız Bırakılan”, Aralık 2025



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar