TBMM’nin kuruluşu, Cumhuriyet idaresinin başlangıcıdır

Okuma Süresi:

3–5 dakika
❤️

TBMM’nin açılışının 106ıncı yılında, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı milletçe kıvançla kutluyoruz.

Bu müstesna günde, Gazi Meclisimizin ilk Başkanı, Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı, Cumhuriyetimizin kurucu Ata’sı, Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Vatanımız uğruna toprağa düşen tüm şehitlerimizi rahmet, Gazilerimizi şükran ve saygıyla anıyoruz.

Milli iradeyi bayrak yaptığımız o kutlu günün 106ıncı yıl dönümünde, demokratik bir Kuvayı Milliye anlayışında olan ve Atatürk’te birleştik şiarıyla bir araya gelen Milli Merkez olarak, düşünce ve duygularımızı kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.

***

Milli irade, “Vatanın bağımsızlığı, milletin istiklâli tehlikededir. Milletin istiklâlini yine Milletin azim ve iradesi kurtaracaktır” sözünde anlamını bulan iradedir. Bu yüksek irade, 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kurarak, kendisine ait olan yetkiyi, işgal edilmiş olan İstanbul’da düşmana teslim olan, ülkenin kaderi üzerindeki etkisini kaybetmiş, Milletin kendi kaderi ve geleceği konusunda tek seçici ve belirleyici olduğu padişahtan alarak, esas sahibi olan Millete vermiştir. Daha sonra resmen ilân edilse bile TBMM’nin kuruluşu, Cumhuriyet idaresinin başlangıcıdır. Bu yüce Meclisin kabul ettiği 1921 Anayasasının 1. Maddesi’nde “Hakimiyet bilâ kaydı şart Milletindir” denilerek, egemenlik tek kişinin elinden alınarak, asıl sahibinin Millet olduğu tescil edilmiştir.

Çağdaş toplumlar siyasal sistemlerinin merkezine özgür iradelerinin temsil makamı olarak parlamentoyu koydular ama hiçbir demokratik devlet, parlamentoyu devre dışı bırakacak bir hükümet sistemi üzerinden varlığını sürdüremez. Ancak ülkemizde bugünlerde, devlet yönetim tekniğinin ideolojik tacı olan Milli İrade, demokratik hukuk devleti olma yolunda biriktirdiğimiz tüm tecrübeyi ve kazanımları yok sayıp, kurumları işlevsizleştiren bazı kesimlerin kalkanına dönüştürülmüştür. Parlamentonun saf dışı bırakıldığı bir sistemde, devletin bekâsını tehdit edecek başka bir sorun aramak boşunadır.

***

Demokratik sistemleri vazgeçilmez kılan; doğru ve iyi politikaların galip gelebilmesi için sunduğu tartışma platformları, bu platformlara değişik görüş, düşünce ve önerileri ile katkı sunan daima uyanık bireysel ve kolektif bilincin varlığı, hak arama yollarının kurumsal alt yapısının titizlikle örüldüğü ve muhafaza edildiği bir özgürlükler alanı, iktidar-muhalefet çatışmasının hukukun hakemliğinde sürdürüldüğü rejimler olmalarıdır.

Parlamento, iktidarın dilediğince at koşturduğu bir meydan değil, muhalefetin alternatif düşünce ve politikaları engellenmeden sunabildiği ve bir gün demokratik oyun kuralları içinde iktidar olabilecek şekilde kendisini tanıtabildiği bir platformdur. Muhalefetsiz iktidar düşlemek, parlamentosuz demokrasi düşlemek gibidir. Vatanseverler, demokratik hukuk devletini yaşatmanın, devleti yaşatmak olduğunun bilincindedirler. Bekâ sorunu, ülkenin birlik ve bütünlüğüne dışardan yönelen saldırılar kadar, demokrasinin ilkelerine, kurumlarına içerden ve bizzat muktedirler eliyle yöneltilen saldırılarla da yaratılan bir sorundur.

***

Cumhuriyetimiz bu topraklarda ilelebet yaşayacaksa, milli iradeyi yandaş oylarına hapseden, vatanseverliği muktedirlerin politikalarını tartışmadan desteklemekten ibaret gören, devleti kendisine tapulanmış özel mülk gören zihniyetin tasallutundan korumak şarttır. Ülkemizi sevmek, laik demokratik hukuk devleti olarak ilelebet yaşatmaya yeminli olduğumuz cumhuriyetimizi sevmek, “hukuk için ve hukuk içinde devlet” olarak tanımladığımız hukuk devleti içinde itirazlarımızı, eleştirilerimizi hiçbir yanlış anlaşılmaya fırsat ve izin vermeyecek şekilde her zaman bir insan ve yurttaş hakkı olarak yüksek sesle dillendirmek namus borcumuzdur.

***

Bugün Türkiye’de, dünyada eşi-benzeri görülmemiş Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı verilen bir yönetim sistemi yürürlüktedir. Seçilmiş Başbakan ve/veya Bakanlar Kurulu olmadığı için seçilen Cumhurbaşkanı tarafından atanan kişilerin olduğu, Anayasa’da yeri olmayan ve adına “Kabine” denilen bir yürütme organı oluşturulmuştur. Bu sistemde, Cumhurbaşkanı dışında herkes atanmıştır, seçilmiş değildir, Milletin iradesini temsil etmemektedir. TBMM ne yazık ki, yasama gücünü Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle paylaşmak durumunda kalmıştır ve etkinliği azalmıştır.

***

Bugün Türkiye maalesef, bu yeni yönetim sisteminin yürürlüğe girdiği günden bu yana, adeta bir duraksama dönemi yaşamaktadır. Bürokrasiden, ekonomiye ortaya çıkan kifayetsizlik, yetersizlik ve ehliyetsizlik devletin her kademesine yerleşmiş, adalet sistemi çökmüştür.

Milli Merkez olarak, demokratik parlamenter rejime yeniden dönülmesinin en doğru, gerçekçi ve yararlı bir yöntem olduğunu düşünüyoruz. Bunun için şehirlerden köylere kadar yayılan adalet isteği, milletin efendilerini siyasi parti aidiyetlerini bir tarafa bırakarak yeniden cumhuriyeti savunmak için birleştirmektedir.

Cumhuriyetimizi kuran Atatürk’ün partisi başta olmak üzere, Mecliste temsil edilsin veya edilmesin; Atatürk ilke ve devrimlerini, cumhuriyetimizin laik, demokratik temellerini, vatanı ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; bütün siyasi partileri, demokratik kitle örgütlerini, işçi sendikalarını ve diğer tüm kuruluşları en geniş paydalı uzlaşma ile güçbirliği yaparak, demokratik biçimde parlamenter rejime dönülmesi için bir ve beraber olmaya davet ediyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı ve Gazi Meclisimizin açılışının 106ıncı yıldönümünü coşku ve gururla tekrar kutlar, 

Ebediyete akan yıllar boyunca, Atatürk Cumhuriyetimizin ilelebet yaşayacağına olan inancımızı bir kez daha vurgular, saygılarımızı sunarız.

Milli Merkez Kurucu Başkanı
Hüsamettin CİNDORUK anısına
MİLLİ MERKEZ YÖNETİM VE YÜRÜTME KURULLARI

(MİLLİ MERKEZ BASIN AÇIKLAMASI 23 NİSAN ve MİLLİ İRADE)


Değerli Dostlarımız,

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mızın 106ıncı yıldönümünü büyük bir kıvançla kutluyoruz. Milli Merkez Basın Açıklamasını bilgilerinize sunarım.

Saygılarımla,

Haluk Dural
Milli Merkez Genel Sekreteri



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Nazım Peker avatarı
    Nazım Peker

    Kutlu olsun, Türkiye Cumhuriyeti dünya durdukça var olsun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar