Riyad’daki “Vicdanları Sömüren” Zirve: 12 ülkenin Yönetiminden Bölge Halklarına İhanetin Belgeli Tarihi

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad

Okuma Süresi:

3–5 dakika
😐

“Diplomasi” kisvesi altında siyasi cinayet

Riyad’da bir araya gelen 12 ülkenin dışişleri bakanlarının imzaladığı 6 maddelik bildiri, uluslararası kamuoyuna “bölgesel istikrar” ve “diyalog” çağrısı olarak servis edildi. Ancak belgeler, eylemler ve sahadaki gerçekler ortada: Bu toplantı, diplomasi değil, bölgedeki gerçek saldırganları aklama ve direniş eksenini şeytanlaştırma girişiminden ibarettir. Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bu masada oturması ise, Ankara’nın son yıllardaki “denge politikası” söyleminin ne denli çelişkilerle dolu olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir.

  1. “İran’dan her türlü saldırıları durdurun” çağrısı: Gerçek saldırganların imzasız listesi

Bildirinin en dikkat çekici maddesi, İran’dan her türlü saldırının derhal durdurulmasını talep ediyor. Oysa Birleşmiş Milletler verileri, Uluslararası Adalet Divanı (UAD) kararları ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) savcılık raporları açıkça göstermektedir ki:

· İsrail, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde 40.000’den fazla Filistinliyi katletmiş, okulları, hastaneleri ve BM çalışanlarını hedef almıştır (kaynak: UN OCHA, 2024 raporları).
· Lübnan’a yönelik hava saldırıları uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendirilirken, Riyad bildirisinde bu saldırılardan tek kelimeyle bahsedilmemiştir.
· ABD, bölgedeki askeri üslerini genişletmekte, Irak ve Suriye topraklarında fiili işgalini sürdürmekte, İran’a yönelik ekonomik ablukayı BM kararlarını aşarak yürütmektedir (kaynak: Congressional Research Service, “U.S. Military Operations in the Middle East,” 2024).

Bildiri, İran’ı “bölgesel istikrarsızlığın kaynağı” olarak sunarken, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının yol açtığı insani krizi, İsrail’in işgal politikalarını ve Körfez monarşilerinin Yemen’deki savaş suçlarına ortaklığını görmezden gelmektedir.

  1. Hakan Fidan’ın “suskunluğu”: Türkiye’nin stratejik teslimiyeti

Toplantı sonrası Bakan Fidan’ın yaptığı açıklamalarda ABD’ye yönelik en ufak bir eleştiri yer almamış, İsrail’e ilişkin sınırlı eleştiriler ise doğrudan “İran eksenli” bir tehdit söylemiyle çerçevelenmiştir. Oysa Türkiye’nin kendi güvenlik doktrini bile, İsrail’in bölgedeki varlığını “doğrudan tehdit” olarak tanımlamaktadır (kaynak: Milli Güvenlik Siyaset Belgesi, “Mavi Vatan” Doktrini, 2021).

Dahası, TBMM’nin 2023 yılında kabul ettiği “Filistin’e Destek” başlıklı kararda, “İsrail’in soykırım suçu işlediği” ifade edilmiştir. Aynı TBMM’nin hükümeti, Riyad’da ise bu suçu işleyen aktörleri hedef almaktan kaçınan bir bildiriye ortak olmuştur. Bu çelişki, diplomasi ile ahlak arasındaki makasın ne denli açıldığını belgeler niteliktedir.

  1. “12 ihanet”: Kim, neden imzaladı?

Bildiriyi imzalayan ülkeler arasında Türkiye, Azerbaycan, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan, Suriye ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) bulunmaktadır, ama gözlemci olarak Cibuti ve Filistin’de toplantıda bulunmaktaydı. Bu listedeki ülkelerin ortak noktası:

· ABD askeri üslerine ev sahipliği yapmak (Katar hariç neredeyse tamamı),
· İsrail ile normalleşme sürecinde doğrudan veya dolaylı angajmana girmek (Bahreyn, BAE, Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan),
· İran karşıtı güvenlik yapılanmalarında aktif rol almak (IMEC, I2U2 gibi oluşumlar).

Bu ülkelerin imzaladığı bildiri, bölge halklarının gerçek güvenlik endişelerini değil, ABD-İsrail ekseninin stratejik çıkarlarını yansıtmaktadır. Filistin Yönetimi’nin de imzacılar arasında yer alması ise, Ramallah’ın Gazze’deki soykırım karşısındaki siyasi iflasını bir kez daha tescil etmiştir.

  1. Çifte standart: “Terör” kavramının araçsallaştırılması

Riyad bildirisinde “terör” ve “aşırıcılık” kavramları, doğrudan İran ve dolaylı olarak direniş hareketlerini hedef alacak şekilde kullanılmıştır. Ancak:

· Uluslararası Hukuk Komisyonu raporlarına göre, devlet terörü kavramı, İsrail’in Gazze’deki eylemleri için birebir uygulanabilir durumdadır (kaynak: UN Special Rapporteur on the situation of human rights in the Palestinian territories occupied since 1967, 2024).
· ABD’nin Irak, Suriye, Afganistan, Yemen ve Somali’deki askeri müdahaleleri sonucu 4,5 milyondan fazla insan hayatını kaybetmiştir (kaynak: Brown University, “Costs of War Project,” 2023).

Bu veriler ışığında, Riyad’da imzalanan metin, “terörle mücadele” söylemini bölgesel düşmanlıklara alet eden bir siyasi vesikadan başka bir şey değildir.

  1. Tarih önünde sorumluluk: İmzalar birer dipnot olacak

Riyad zirvesi, bölgede gerçek bir güvenlik mimarisi kurmak yerine, mevcut işgal, abluka ve müdahale rejimini meşrulaştırma işlevi görmüştür. Bu bildirinin imzacıları, ileride bölge halklarının kurumsallaşmış hafızasında “ihanet belgesi” olarak anılacak bir metne imza atmışlardır.

Türkiye’nin bu tabloda yer alması ise, Doğu Akdeniz’den Kafkaslar’a kadar uzanan bir “bağımsız dış politika” söylemi ile ABD-İsrail-Suudi ekseninin fiili işbirlikçisi olmak arasındaki çelişkinin en somut göstergesidir. Bakan Fidan’ın, 6 Şubat depremlerinin ardından “uluslararası toplumun çifte standardı”nı eleştirdiği konuşmaları ile Riyad’da sergilediği “stratejik suskunluk” arasında sadece birkaç ay vardır. Bu süre, pragmatizmin ilkeler karşısında ne denli hızlı zafer kazandığını belgelemektedir.

Sonuç: Riyad’da imzalanan bildiri, ne bölge barışına ne de uluslararası hukuka hizmet etmektedir. İmzacı ülkeler, kendi halklarının güvenlik ihtiyaçlarını değil, emperyal güçlerin bölgesel çıkarlarını temsil etmektedir. Tarih, bu masada oturanları ve bu metni imzalayanları, yalnızca “susmayı tercih edenler” değil, “susmayı meşrulaştıranlar” olarak da kaydedecektir.

Kaynakça

  1. UN OCHA (2024). Report on the Humanitarian Situation in Gaza. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi.
  2. Uluslararası Adalet Divanı (2024). Application of the Convention on the Prevention and Punishment of the Crime of Genocide in the Gaza Strip (South Africa v. Israel). UAD Karar Özeti.
  3. Congressional Research Service (2024). U.S. Military Operations in the Middle East: Key Trends and Congressional Oversight. CRS Raporu.
  4. TBMM (2023). Filistin’de İnsan Hakları İhlallerine İlişkin Meclis Araştırması Komisyonu Raporu.
  5. Milli Güvenlik Kurulu (2021). Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (“Mavi Vatan” Doktrini).
  6. Brown University, Costs of War Project (2023). Human Cost of Post-9/11 Wars.
  7. UN Special Rapporteur on the situation of human rights in the Palestinian territories occupied since 1967 (2024). Report on State Terrorism and the Continuum of Violence in Gaza.
  8. Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılık Ofisi (2024). Update on the Situation in the State of Palestine.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar