
Kartallar gibi birçok kuş türünün olağanüstü görme yeteneği vardır. Bunu kısmen, retinalarında gelen ışığı engelleyebilecek kan damarlarının bulunmamasına borçludurlar.
Kuşların gözlerinde, göz yelpazesi adı verilen alışılmadık bir yapı bulunur. Şimdi ise bu yapının yüzyıllardır sanıldığından tamamen farklı bir işlevi olduğu ortaya çıktı.
Kuşların gözündeki retina sürekli olarak oksijensiz kalır ve buna rağmen mükemmel şekilde işlev görür. Özel adaptasyonlar, oksijensiz bir metabolizma yoluyla yeterli enerjiyi almasını sağlar. Danimarka’daki Aarhus Üniversitesi’nden Christian Damsgaard liderliğindeki bir araştırma grubu, kuş gözünün nasıl çalıştığına dair yüzyıllardır süregelen bir varsayımın yanlış olduğunun kanıtlandığını bildiriyor.
Sinir dokusunun enerji ihtiyacı yüksektir; oksijensiz kaldığında genellikle hızla ölür. Bu nedenle, tipik olarak yoğun bir kan damarı ağı tarafından oksijenle beslenir. Çok katmanlı, özelleşmiş bir sinir dokusu olan gözün retinası özellikle enerjiye ihtiyaç duyar. Bu nedenle, kuşların retinasında kan damarı bulunmaması daha da dikkat çekicidir. Bu durum muhtemelen daha yüksek görme keskinliğine yol açar, çünkü kan damarı olmadığı için gelen ışığı engelleyemezler. Ancak bu, kuş retinasının nasıl işlev görebildiği sorusunu gündeme getiriyor. “Fizyoloji hakkında bildiğimiz her şeye göre, bu dokunun işlevsel olmaması gerekir.”
Bilim insanı ve ekibinin gösterdiği gibi, kuşun retinasının iç kısımları oksijensiz (anaerobik) bir metabolizma ile çalışır. Bu, pekten oculi adı verilen özel bir yapı sayesinde mümkün olur. Bu yapı, kuşun gözünün vitreus sıvısına uzanan, oldukça damarlı bir çıkıntıdır. İşlevi uzun süre gizemini korumuştur.
Yüzyıllar boyunca araştırmacılar, kuşun yelpaze şeklindeki ayaklarının retinaya oksijen sağladığını varsaydılar. Ancak, çalışmaya katılan Almanya`nin Oldenburg Üniversitesi’nden nörobilimci Henrik Mouritsen’in açıkladığı gibi, bunu doğrulamak zordu. H.Mouritsen’e göre, normal fizyolojik koşullar altında retinadaki oksijen içeriğini ölçmek teknik olarak çok zorlayıcıdır.
Yıllarca süren ön çalışmaların ardından, araştırma ekibi nihayet retina dokusunun moleküler biyolojik analizleriyle birlikte bu ölçümleri yapmayı başardı. Sonuçlar şaşırtıcıydı: Daha önceki varsayımların aksine, göz yelpazesi kuşun retinasına hiç oksijen sağlamıyor. Bunun yerine, glikoz ve laktat moleküllerini taşıyan çok sayıda protein içeriyor. Bu şekilde, retinaya basit şeker olan glikozu sağlıyor ve anaerobik parçalanma ürünü olan laktatı uzaklaştırıyor. Bu da retinanın büyük miktarlarda glikozu metabolize etmesine ve böylece ihtiyaç duyduğu enerjiyi elde etmesine olanak tanıyor.
Bu bulgu insan tıbbı için de önemli olabilir. Çalışmaya katılan Aarhus Üniversitesi’nden doktor Randel Nyengaard, “İnme gibi komplikasyonlarda, insan dokusu oksijen tedarikinin kesintiye uğraması ve metabolik atık ürünlerinin birikmesinden etkilenir” diye açıklıyor. “Kuşların retinasında, bu tür durumlarla başa çıkan bir sistem görüyoruz.” Bu mekanizmayı anlamak, insanlarda oksijen yoksunluğunu tedavi etmek için yeni yaklaşımlar sağlayabilir.
Kaynak: DK,Doga dergisi 10




Bir yanıt yazın