Kıbrıs davamız bizim milli davalarımızın  zirvesinde yer alır

Okuma Süresi:

5–7 dakika
❤️

Sayın Mehmet Boz bey merhaba,

cevabi yazınız için teşekkür ederim.

Kıbrıs davamız bizim milli davalarımızın  zirvesinde yer alır.

Son dönemlerde Avrupa Birliği ülkelerinin güzel ülkemiz Türkiye’nin savunma potansiyelini, kendilerininde savunulması için önemli bir stratejik olgu olarak tanımladılar. Halbuki AB çeyrek asır evvelde bu olguyu çok iyi biliyordu. (denizi bol olan ülkelerin kerizide boldur hususuna girmeden) Unutulanların dışında yeni hiçbir şey yok!!!

01.12.1986 ve 14.04.1987 tarihlerinden itibaren boş işlerle vakit geçti. Boş işlerde geçen zamanın AB için olumlu, ülkemiz ve tüm Vatandaşlarımız için olumsuz olduğu yadsınamaz.

2003 senesinin nisan ayında Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’e Haziran 2003 senesinde Avrupa Birliğine üye kabul edilecek olan on yeni üyenin Selanik’te imzalanacak olan üyelik sözleşmelerinden, güney Kıbrıs’ın üyeliğine ŞERH koymalarını talep ettim.

RTE ve Abdullah Gül o toplantıda şerh koymadılar. Yaşadıklarımızın tamamı yönetimlerin bilgisizlikleri derisem hata olur. Yaşadıklarımız BÜYÜK İHANETİN ESERİ…

22 Sene evvel Volkan gazetesinde yazarlık yapan Sayın Mehmet Ersoy beyin yayımladığı yazımda; bir toplantıda edindiğim bilgileri aktarırken Türkiye’nin konumu hakkında Martin Schulz’un sözlerine yer vermiştim.

AB konusunda Türkiye’nin faaliyetleri, derin bilgisizliğin   ürünü.

Kanımca ülkemizdeki tüm hukuk fakulteleri bir yıl daha uzatılarak ve bir yıl içerisinde AB müktesebatının  talebelere ezberletilmesi elzem.

Uluslarüstü sözleşmeler akit etmişiz. İçeriğini bilmiyoruz. Sözleşmelerin bazı maddelerinin türkçeye çevirilerinde T.C. aleyhine hatalar mevcut.

Avrupa Birliği Adalet divanında; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının görüşülen tüm davalarında; AB üyesi devletlerin tamamının müdahilleri, AB Parlamentosu ve Avrupa Konseyi’nin temsilcileri davaya müdahil olarak katılmakta.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ bu davalara müdahil olarak katılmamakta.  ABAD’ın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları hakkındaki tüm kararları HUKUKEN BUTLAN değerlendirilebilir.

Halihazırdaki durumumuz, kabile devletlerinden çok daha aşağıda ve malesef büyük bir facia. Bilvesile sağlıklı kazasız belasız uzun ömür dileklerimle birlikte, kalın sağlıcakla. Rehan Gündoğmuş

***

Ulusal Kıbrıs Davamıza gönül verenler Almanya’dan sesleniyor !..  3 Aralık 2004

Kıymetli okurlarım , aşağıda Almanya’da bulunan ve Kıbrıs Türk halkının davasına gönül vermiş bir saygıdeğer soydaşımızın yazısını okuyabilirsiniz.

Destan olmuş bir mücadele sonucu elde ettiğimiz bağımsızlık ve özgürlüğümüz , ne yazık  ki bu gün KKTC ‘de iktidarda bulunan hükümet tarafından ve gerekse anavatan Türkiye’de iktidara gelmiş bazı  hükümetler tarafından nasıl hovardaca harcandığına tanık olacaksınız .

Tek ümidimiz , halkımızın 1955 – 1959 ve 21 Aralık 1963 – 20 Temmuz 1974 arasındaki dönemlerde gösterdiği birlik ve beraberliği tekrar yakalaması ve dünyaya “ ben kendi yurdumda ikinci sınıf vatandaş olmak niyetinde değilim , bağımsızlığımdan ve egemenliğimden asla taviz vermem , isterseniz üzerimize tanklarla, buldozerlerle ve hatta füzelerle geliniz , davamızdan dönersek namerdiz ” demesidir .

Kıymetli dostumuz ve kardeşimiz Sn. Rehan Gündoğmuş’un yazısını aynen veriyorum :

“ Sayın Salih Mehmet Ersoy,  

 Volkan Gazetesinde yayımlanan aşağıdaki yazınızı okumuş bulunuyorum. Sayın Necati Özgen Paşa çok haklı. Askerlerin biz sivillerden çok daha ileri görüşlü olmalarını halen gıpta etmekteyim. Geçtiğimiz hafta cuma günü akşamı Köln Sanayi ve Ticaret Odasında, Avrupa Parlementosu Sosyalist grubu başkanı Sn. Martin Schulz konuştu. Bu toplantıya davetli olduğum için katıldım.  Sayın Schulz toplantıda çok önemli şeyler söyledi.

Bunları şu ana başlıklar ile toplayabiliriz.

Türkiye bulunduğu stratejik konumu itibariyle AB için çok önemli bir ülke. Mesele Jeopolitik açıdan ele alındığında, üyelik reddedilir ise

Radikal grupların ülkenin yönetimine geçmesi ile İran ve arap yarım adasında  bulunan radikaller ile bütünleşmesi sonucunda ileride üyeliğe

alınacak olan Bulgaristan ve Romanya sınırları nedeniyle radikal yönetimler ile komşu olunmasının AB’ye büyük rahatsızlıklar vereceği (bizi halen ileri karakol gibi görüyorlar),

2-     Jeostratejik konumu itibariyle tüm yer altı zenginliklerinin üzerinden geçirileceği bağlantı köprüsünün, red ile ortadan kalkacağı

3-     Türkiye’nin haklı üyeliğinin reddi ile AB’nin kendi kendini yanlızlığa iteceği ve bununda dünyada söz sahibi olma iddiasındaki bu teşekkülün hem güvenirliğini ve hemde etkinliğini yitireceği anlamına geleceğini, Sayın Schulz ifade etti.

 Sayın Schulz’un ifade ettiği bir diğer konu ise AB Anayasasının Ratifize edilmesi aşamasında eğer sepetten çürük yumurta çıkar ise bunun, birliğin sonu olacağını belirtmesi.  Hatta AB anayasası teessüs etmez ise her ülkenin nasyonal ( milli ) yapılarına gerisin geriye döneceğini, bu halin yarım asırdır yürütülen çalışmalırın heba olması manasına geleceği ve dünyanın barış dengesini allak bullak edeceğini. Gerisini de düşünmek istemediğini belirtti. Sayın Schulz ayrıca, Güney Kıbrıs’ın tanınması konusunda basında çıkan haberleride yalanlamıştır. Ve bu ifadeleri Milliyet Gazetesi Muhabiri Mehmet Aktan’in ses bandında halen durmaktadır.

KKTC konusunda sayın Özgen’in kaygılarını tamamen paylaşmaktayım. Helsinki zirvesinde bir oldu bitti ile Kıbrıs AB’nin gündemine sokulmuş ve o gün

bugün artan şiddette ve fakat tüm mutabakatlara aykırı bir şekilde, Kıbrıs Türkiye’nin AB süreci ile birlikte müteala edilmektedir. Sayın Rauf R. Denktaş “ Kıbrıs Türkiye’nin en sağlam davasıdır. Türkiye bu davayı müdafaa edemezse, başka hiçbir davayı müdafaa edemez” tarihi sözü ile aslında aklı başında olan herkese çok anlamlı bir mesaj vermiştir. Gelinen durum, Sayın Cumhurbaşkanın o zamanki haklı kaygılarını ve uyarılarını çok belirgin bir hüviyete büründürmüştür. Sayın Özgen Kıbrıs elden gidiyor diye feryat ederken, eski MGK Genel Sekreteri Sayın Tuncer Kılınç ise Türkiye’nin parçalanma sürecine doğru yuvarlandığını feryadını dile getirmiştir. Tüm bunlara rağmen halen üzerimize serilmiş olan ölü toprağından sıyrılamayışımız üzerinde epey düşünülmesi gereken bir hal.

Başımıza getirdiğimiz cahil ve bilgisiz şahsiyetler yüzünden kazanılmış haklarımızdan mütemadiyen geriye gitmekteyiz.  Sn. Schulz Gümrük Birliğine girişimiz ile alakalı raporları hazırlayan üç rapörterden birisi. Bu raporları hazırlar iken Gümrük Birliği ile birlikte tam üyeliğin gerçekleşmiş olması gerektiğini anılan toplantıda ifade etti. Bundan dolayı o dönemde tüm AB yetkilileri ile çatışma halinde olmuş. Zira AB yetkilileri Gümrük Birliğinin  tam üyelikten önceki bir safha olduğunu savunurken, Sn. Schulz Gümrük Birliği ile tam üyeliğin eşit zamanlı olması gerektiğini ve bundan dolayı Gümrük Birliği girişimize karşı durmuş. Zira Gümrük Birliği ile tam üyelik tamamlanmış olması gerekir derken, AB’nin ortaya koyduğu ihaneti ve iki yüzlülüğü kendisi de kabullenememiş.  Çiller ve şürekası böyle bir ihaneti ülkemize mal ederek, birkaç yıl içerisinden ekonomik çöküşümüzü hazırlamışlardır.

Şuan yönetimde bulunanlar ise  aynı bilgisizlik ve aymazlığı devam ettirmektedirler. Kıbrıs’ı elden çıkarttıkları gibi, Başbakan Erdoğan geçen yıl Eylül ayında Berlin’e yaptığı ziyaret esnasında “ mal ve hizmetlerin serbest dolaşımından vazgeçilebileceği” ni ifade ederek, benzer ifadeleri Hollanda Büyükelçisi ile İstanbul’da bir araya geldiğinide de konuşmuştu. Çiller ve şürekasından daha büyük bir ihanetin tefrikası olan bu durum hiç şüphesiz büyük bir bilgisizliğin ürünü. Daha evvelki yazılarımda da değindiğim gibi Kıbrıs konusunda Dışişleri Bakanı Sn. Abdullah Gül’ü Nisan 2003’te gönderdiğim eposta ve ekleri uyarmama rağmen, Selanik’te AB’nin istediği imzaları verdiler. Verilen bu imza ile dönüşü olmayan bir yola girildi.

Cehaleti 29 Ekim’de AB anayasasına verdikleri imzada da anlayabilmekteyiz. Konu Türkiye’de bu ay başında tartışmaya da neden oldu.

Adalet Bakanı Cemil ÇiçekTelevizyon’da 2003 yılında türkçeye çevrilen AB anayasasını gösterirken, AB Anayasa taslağının son şeklinin 2004 Haziran ayında üye ülkeler arasında yapılan görüşmeler sonucunda oluştuğunu bilmiyordu.

Kıbrıs, Türkiye’nin AB üyeliği ile zerre kadar ilişkilendirilemez. İlişkilendirilir diyen var ise buyursun yazsın. Hakettiği belgeyide bilgiyide alır. Bir ülke bilgisiz bir baş ve iki danışmana terk edilir ise gelinen sonuç maalesef bu olmaktadır. Sayın Paşam’ın haklı endişelerini ve halimizi esefle takip etmekteyim.

 Bilvesile size ve soydaşlarıma sağlık ve esenlikler temenni ederim. ”

 Kalın sağlıcakla

Rehan Gündoğmuş



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Mehmet Boz avatarı
    Mehmet Boz

    Bilgilendirme için Sn.Gündoğmuş’a teşekkür ederim.
    SAygılarımla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar