İRAN TÜRKLERİ – 119

Okuma Süresi:

2–4 dakika
❤️

Menuçehr Azizî, İran Türk edebiyatı ve mûsikîsi üzerine değerli çalışmalar yapmıştır. İlk eseri ki bunu on iki yılda yazmıştır, “Duyğuların Terennümü” adlı eseridir. İkinci eseri ise “Âşıklar” adlı kitabıdır. Bu kitapta 156 âşığın hayatı ve eserleri, 138 âşık havasının şerhi, âşık musikisinin tarihçesi, 65 âşık hikâyesi ve iki yüzden fazla hayatta olmayan İran Türk âşığının öz geçmişleri ve eserleri yer
almaktadır. Diğer bir eseri “Kadim Azerbaycan Halk Raksları”dır.

Şiirlerini “Men Yağışla Geleceyem” ve “Yandırılan Sazlar” adlı kitaplarda toplamıştır. “Arzular Diyarında” adlı bir de seyahatnâme yazmıştır.

Kadim ilim ve kültür merkezi Marağa’da yaşayıp yazan ve Azerâbâd
Üniversitesi’nin İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu olan Haydar Abbasî Barışmaz (d. 1943)’ın, İran Türk edebiyatına dolayısı ile Türk dünyası edebiyatına büyük hizmeti olmuştur. Yazdığı “Duvarlar”, “Vel’esr”, “Dörtlükler”, “Ġoşmalar” ve “Kâbe ve Ġanlı Ezan” adlı şiir kitapları; “Ses”, “Neğme Dağı”, “Çağırılmamış Ġonaġlar”, “Tebbetyeda”, “Udumlu Direk”, “Nefret Hikâyeleri” adlı roman, hikâye
ve poemaları; “Kelimâtü’l-Ġur’an” adlı ilmî eserlerinin yanında diğer önemli bir çalışması da Mevlânâ’nın mesnevîsini tercüme etmesidir. O, Mevlânâ’nın yapmadığı/yapamadığı bir çalışmayı Mevlânâ adına gerçekleştirmiştir. Mevlânâ’nın Farsça yazdığı mesnevisini aynı nazım türü ve aynı ölçü ve biçimde Türkçe’ye
çevirmiş, şerhini yapmıştır. Elbette ki Mesnevî’nin çeşitli dillerde onlarca şerhi ve tercümesi yapılmıştır. En son Mevlânâ’nın doğumunun 800. yılı anısına Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu Türkçeye tercüme etmiştir. Ancak Mevlânâ’nın Farsça
mesnevîsini, Türkçe mesnevî olarak tercüme eden olmamıştır. Barışmaz bir ilki başarmış bu değerli çalışmayı Türk edebiyatına kazandırmıştır.

İran Türk edebiyatının en güzide eğitimci ve edebiyatçılarından olan ve ilk, orta ve yüksek tahsilini doğduğu şehir Tebriz’de alan Hüseyin Muhammedzade Sadık (Hüseyin Düzgün) (d. 1945) üniversite yıllarında şiir yazmaya başlar. Türkçe yazıp Türkçülük faaliyetlerinde bulunduğu gerekçesi ile defalarca tutuklanır, hapis yatar.

Devrimden sonra “Azadlıġ”, “Yoldaş”, “İnġilâb Yolunda” dergilerini çıkarır. 1985’te İstanbul’a giderek İstanbul Ünversitesi Edebiyat Fakültesi Doğu Dilleri Bölümünde doktora yapar.

“Semed Behrengi” (1978), “Kiçik Şérler” (1978), “Güneşli Veten Yaddaşları” (1981), “Uçġun Da{ma” (Yıkık Kulübe), “Bakı Lövheleri” (1981), “Mecmüe” (Dört başka şair ile birlikte) gibi kitapları neşredilmiştir. İran Türk gençlerinin Türkçe öğrenimi için benzersiz çalışmalar yapmıştır. Bir taraftan yazıları, şiirleri ile hizmet verirken bir taraftan da şehir şehir dolaşıp Türk gençlerine Türkçe dersler vermektedir. Hâlihazırda Tahran ve İsfahan üniversitelerinde Türk Dili ve Edebiyatı derslerine girmektedir (Kafkasyalı 2002: VI/293). Sedyar Vezife, Hüseyin Düzgün’ün yeni şiirlerini “Bir Bölük Durna” adlı kitapta toplamıştır (Vezife 1382/2003).

İran Türk dili ve edebiyatı öğretimi sahasında birçok önemli çalışma da İbrahim Refref (d. 1949) tarafından yapılmıştır. Çalışmalarının tamamına yakınını İran Türk dili ve edebiyatı üzerine yoğunlaştıran Refref, serbest modern şiirin de öncülerindendir. Refref’in “İran Türkçesi” bölümünde anlatıldığı gibi orta ve yüksek öğrenim öğrencileri için hazırladığı “Ana Dil” ve “Türk Dili Ders Ocağı” kitapları gittikçe önemi artan çalışmalardır.

Refref, şiirlerinin bir kısmını “Ildırım” adlı şiir kitabında
toplamıştır. Türk edebiyatının temel dallarından biri destan dalıdır. İran Türk edebiyatının geçmişinde destan türünün seçkin örnekleri mevcuttur. “Dede Korkut”, “Köroğlu” destanları gibi. Günümüz İran Türk hamaset edebiyatı da temsilcisini bulmuştur. Hüseyin Feyzullahî Vehid70, yazdığı “Aydın Serdar”, “Oğuz Han Hamasesi”, “Basat Han Hamasesi” adlı eserleri ile bu sahayı boş bırakmamaya çalışmıştır.

Adı, 1991-1993 yılları arasında Tebriz’de çıkarılan, ancak 36. sayıda
yasaklanan “Çuvalduz” dergisi ile özdeşleşen Zöhre Vefaî Settarî’nin71 çalışmaları da, bilhassa çocuk edebiyatına yönelik çalışmaları büyük önem arzetmektedir. “99 Hikâye” adlı nağıl (masal) kitabı büyük bir boşluğu doldurmuştur.

Her toplumda dil, edebiyat ve kültür unsurlarının varlığı ve bekası için kılavuzluk eden önder nitelikli şahsiyetler görülür. İran Türk dili ve edebiyatının aynı zamanda İran Türk kültürünün korunması ve gelişmesi için maddî, manevî imkânlarını ve emeğini esirgemeyen şahsiyetler de vardır.

Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Öztürk Karahan avatarı
    Öztürk Karahan

    Teşekkürler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar