İRAN TÜRKLERİ – 115

Okuma Süresi:

2–4 dakika
❤️

Türk şairi Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu Malazgirt Destanı’nda “Türk, Ulu Tanrı’nın soylu gözdesi!” diye Türkleri tarif eder. Buna inanmamak mümkün değildir. Türk milleti ne zaman çıkmaza girse veya ne zaman bir değeri yıpranmaya yüz tutsa sinesinden bir kahraman, bir dahi çıkıp bu makûs talihi yenmektedir.

Ahmed Yesevî, Mahdum Kulu, Kâşgarlı Mahmud, Ali Şir Nevaî, Muhammed Füzûlî gibi. Çağdaş İran Türk dilinin ve edebiyatının yıpranmaya yüz tuttuğu bir dönemde de onu ruhlandıran, onu canlandıran bir dahî olan Dr. Cevat Heyet çıkmıştır.

Cevat Heyet62, zamanı, zemini ve mevcut imkânları değerlendirmesini çok iyi bilen mevcut potansiyeli çok iyi seferber eden büyük bir kültür, ilim ve aksiyon adamıdır. Azim, gayret, sabır, tahammül, ileri görüşlülük ve fedakârlık onun şahsında tam anlamını bulmuştur.

Cevat Heyet, birçok ilmi tahsil eden, pek çok mesleği birlikte yürüten, birkaç insan ömrünü birlikte yaşayan fevkalâde bir insandır. Bizce Cevat Heyet, İran Türkleri için hatta Türk dünyası için bir şanstır.

1979 yılı İran İslâm Devrimi ile birlikte ülkede oluşan kısmî serbestlikten faydalanıp “edebiyat aşkımdır” diyerek bir grup arkadaşı ile birlikte “Varlık” dergisini Türkçe ve Farsça olarak çıkarmaya başlar. Otuz yıldan beridir istikrarlı bir vaziyette
derginin yayımı kesintisiz olarak devam etmektedir.

Zaman zaman hacmi üç yüz sayfayı geçen bu dergide onlarca İran Türk aydını yazma imkânı bulmuştur. Cevat Heyet ve arkadaşları çok önemli edebiyat araştırmaları yapmışlar ve bu dergide yayımlamışlardır. Ayrıca Cevat Heyet yaptığı bazı araştırmaları kitap hâlinde yayımlamıştır. Bunlardan birkaçı şöyledir: “Yazı Gaydaları -İmlâ Kılavuzu” (Heyet 1365/1987), “Azerbaycan Şifahî ¾al€ Edebiyatı” (Heyet 1990), “Edebiyatşinaslık” (Heyet 1375/1996) “Azerbaycan Edebiyyatı Tari{ine Bir Ba{ış I” (Heyet 1376/1997),
“Mukayeset’ül Lügateyn (İki Dilin Mukayesesi)” (Heyet 2000).
Yahya Şeyda 63 (d. 1924)’nın Ali Nazmî’nin “Sijimġulu”, Mirza Ali
Mu’ciz’in “Şiirleri”, Alekber Pâkzad Haddâd’ın “Odlu Sözler” gibi
kaybolmaya yüz tutmuş eserlerini bulup bilim dünyasına kazandırması, geniş İran coğrafyasının dört bir yanında yaşayıp
yazan onlarca Türk şairini ve eserlerini “Edebiyat Ocağı” (Şeyda 1985: I; 1987: II) adlı iki ciltlik biyografik eserde toplayarak edebiyat dünyasına sunması, “Mehdi Azadî”, “Köprü” yayın organlarında Türkçe sayfalar oluşturması İran Türk edebiyatı adına yaptığı çok önemli çalışmalardır. İran Türk edebiyatının en büyük hadim ve
müdafilerinden biri ve Türk Dünyası’nın, en büyük milliyetçi, vatanperver ediplerindendir. Şair ve gazeteciliğinin yanında aynı zamanda İran Türklerinin kanaat önderlerindendir. Şeyda, klasik şiir geleneğini devam ettirmekte, hem aruz hem hece vezni ile lirik ve satirik şiirler yazmaktadır. Yahya Şeyda yazmaya hiç ara
vermemiştir. 1946 yılından beridir yazmaktadır.

Ali Tebrizî (1929-1998), Tahran yönetiminin her türlü baskı ve zulmüne katlanarak ülkesinden ayrılmamış ve eserlerini Türkçe yazmıştır. Tebrizî, İran Türklerinin eserlerini Türkçe yazan ilk iki yazarından biridir, hatta birincisidir.

Genceli Sebahî (1906-1989) de eserlerini Türkçe yazan ilk yazarlardandır. Ancak o hikâyelerini İran İslâm Devrimi’nden sonra yayımlayabilmiştir. Ali Tebrizî, diktatör Muhammed Rıza Şah’ın en şedid döneminde eserlerini Türkçe yazmış ve Tahran’da
yayımlamıştır. Önce 1954 yılında halk hikâyesinin romana adaptasyonu tarzında yazdığı iki ciltlik “Şah İsmail” adlı romanını yayımlar (Tebrizî 1333/1954: 215).

Türk halk hikâyelerinden yola çıkarak ve Türk tarihinin bazı kesitlerini konu alarak yazdığı “Şah İsmail” romanı plân, kuruluş, olay örgüsü, üslûp ve millî meselelere hassasiyeti bakımından muhteşem bir eserdir. Bahsi geçen romanını şekil olarak Dede Korkut Hikâyeleri gibi kaleme aldığı gibi bakış açısı olarak da ulu ozan Dede Korkut gibi şuurlu, bilge bir Türk atası hassasiyeti ile yazmıştır. Elimizdeki mevcut kitapların kayıtlarına bakıldığında hemen arkasından “Esli ile Kerem” (Tebrizli 1334/1955) hikâyesini derleyip yayımladığı anlaşılmaktadır. 1959 yılında Hasan Mecidzâde Savalan ile birlikte Ali Ağa Vahid’in eserlerini “Külliyât-ı Vehid” adı altında çıkarırlar. Yine Savalan ile birlikte “Azerbaycan Türküleri ve Bayatıları” ile “Köroğlu” adlı eserleri yayımlarlar. Gençliğinden itibaren yazdığı şiirlerini ise “Ali Tebrizî’nin Gazelleri” adı altında yayımlar.

Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar