İRAN TÜRKLERİ – 96

Okuma Süresi:

3–5 dakika
❤️

18. yüzyılın sonu 19. yüzyılın başında ünlü şairler arasında Sâve Kaşkayî Türklerinden Tilim Han, Kaşgay Türklerinden Harakanlı Yusuf Ali Bey Hüsrev ve Nahcivanlı Heyran Hanım gösterilebilir.
Tilim Han (1742-1829), kadim Türk yurtlarından Save’de doğup büyümüş ve sanatını bu coğrafyada icra etmiştir. Çocukluğundan itibaren şiir söylediği için ona “Hak âşığı” demişler. Onun şiirlerinin âşık şiiri tarzında ve Türk dilinde olmasından, halkın ona “Hak âşığı” demesinden ve şiirlerinin tamamının hâlâ âşıkların dilinde ve
sazında türkü türkü okunmasından Tilimhan’ın aynı zamanda âşık olduğunu söylemek mümkündür. Ayrıca onun hayatı etrafında hikâyeler de oluşmuştur.

Âşıkların hikâye dağarcığında bulunan onun hayatından bir kesiti yorumlayan “Tilim ¾an ili Méhri ¾anım” hikâyesini ilk kez Dr. Ali Kafkasyalı, Âşık Ali Ramazanî Güneş’in anlatımından kaleme alarak yayımlamıştır (Kafkasyalı 2007:273).

Sâve Kaşkay Türklerinden Ali Kemalî, on yıl çalışarak Tilim Han’ın eserlerini derlemiştir. Yaklaşık on bin beyit şiirini toplayarak, yayıma hazır bir divan hâline getirmiştir (Begdili 1360/1981: 57) Ancak Ali Kemalî, yayıma hazır hâle getirdiği Tilim Han’ın dîvânını yayımlayamadan 1996’da hayata gözlerini yummuştur. Eşi ve
iki oğluna miras kalan eser henüz aydınlığa çıkarılamamıştır. Bu arada Kemalî’nin çalışma arkadaşlarından Esedullah Emiri, Tilim Han’ın bir miktar şiirini “Tilim Han’ın Divanı I” adı altında yayımlamıştır (Emiri 1385/2007).

18. yüzyıl Kaşkayî Türk şairlerinden çok önemli biri de Mirza İbrahim Me’zun Kaşkayî’dir. Me’zun, Kaşkayî Türklerinin büyük il hanlarından Sultan Mahmut Han’ın zamanında yani günümüzden 250 yıl önce yaşamıştır. Mirza İbrahim şiirlerinde Kaşkay Türklerinin hayat hikâyelerini ve düşünce dünyalarını işlemiştir (Dereşurî 1379/2001: 28).

18. yüzyıl İran Türklerinin bir önemli şairi de Harakanlı Yusuf Ali Bey
Hüsrev’dir. Sâve Bölgesinde yaşayan Kaşkay Türklerinden olan Hüsrev, devrinin önemli bir şairi olmuştur (Ağçaylı 1361/1983: 3).
18. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen ancak hayatı ve eserleri hakkında henüz bilgi edinilemeyen İsahan İğdir Han’ı da anmak gerekir.

2.2.2. 1828’den 1906’ya Kadar İran Türk Edebiyatı

Çok zengin bir tarihe, çok renkli siyasî, sosyal ve kültürel bir mirasa sahip olan İran Türklerinin, 19. ve 20. yüzyıl tarihi, büyük bir önem arz etmektedir. Çünkü bu dönemde cereyan eden hadiseler, yüzyıllardan beri bu bölgede üst üste gelen çekişmelerin, sarsıntıların, aralıksız devam eden çarpışmaların neticesidir. Bu
sebepten İran Türklerinin son iki yüzyıllık tarihi onun bütün tarihinin hülasası gibidir. Bu zaman dilimi içerisinde meydana gelen siyasî ve sosyal olaylar, İran Türklerinin talih, tarih, kültür ve edebiyatını derinden etkileyerek büyük izler bırakmıştır.

19. yüzyıla girerken Tebriz valisi Rıza Han, Osmanlı Hükümetine müracaat ederek, Azerbaycan’da müstakil bir saltanat tesisi için, bir şehzade ister, ancak İstanbul bu fırsattan istifade edemez. Neticede Azerbaycan işlerine Ruslar karışmaya başlar. Yirmi beşten fazla hanlığa bölünen Azerbaycan’da birlik sağlanamaz.

Yarım asır birbiriyle savaşıp, didişen hanlıklar, 1804’te Gence Hanlığı’nın yıkılmasını müteakip birer birer Rus idaresine girmek mecburiyetinde kalırlar. Ülke baştanbaşa yokluk ve sefalet içine düşer. Gürcistan ve Gence’ye yerleşen Ruslar, İran’ı da tahakkümü altına almak istemektedir. 1827’de Rus ordusu Tebriz, Maraga, Urmiye ve Erdebil’i işgal eder ve Şah Abbas Mirza’yı Türkmençay Antlaşması’nı imzalamaya mecbur eder (22 Şubat 1828). Bu antlaşma ile Aras nehri sınır tayin edilir. İran Türklüğünün Azerbaycan denilen bölgesi parçalanır. Aras’ın kuzeyi
Ruslara verilir. Güneyi ise basiretsiz ve zalim Kaçar Türk hanedanının saltanatta olduğu İran’da kalır (Togan 1979: II/115). İki asırdır bu ayrılık devam etmektedir.

Oysa ayrılık ve vuslat burada birbirine o kadar yakın ki. “ayrılık” da “vuslat” da Aras’ta başlıyor. Aras ayrılığın adı olmuştur. İran Türklüğü aynı zamanda Türk dünyası Aras’ın vuslat’a dönüşmesini beklemektedir.

Türkmençay Antlaşması ile Kuzey Azerbaycan, İran’ın başında bulunan Kaçar Türk Şahlığı’ndan koparılarak Çar Rusyası’nın dairesine alınmıştır. Farklı bir siyasî ve ekonomik gidişatın hüküm sürdüğü bir birliğe katılmıştır. Azerbaycan ve İran Türkleri farklı iki medeniyet ve sosyo-ekonomik daire içerisinde kalmışlardır.

Ancak bu ayrılık, aynı tarihe, aynı vatana, aynı gelenek ve göreneklere sahip olan bu halkı şeklî bölünmüşlükten öteye götürememiştir. Diğer yandan bu manevî, ruhî yakınlık, vatan, dil, medeniyet, edebiyat ve âdet ananeler birliği, psikolojik mânevî
âlemin birliği, ahlâkî anlayışlar ve zevklerin aynılığı Azerbaycan ve İran Türklüğünün düşmanlarını daima rahatsız etmiştir. Özellikle Şahlık istibdadı ve Fars milliyetçiliği daima bu manevî birliği bozmağa çalışmıştır (İbrahimov 1981:I/11).

İran Türklüğünün bir bölümü, yani Büyük Azerbaycan’ın bir dilimi 1828 Türkmençay Antlaşması mucibince Rusya’nın eline düşmüştür. Hâl böyle olunca İran Türk edebiyatı iki kolda gelişimini sürdürmek mecburiyetinde kalmıştır. Bu durum göz önüne alınarak İran Türklüğünün 1828 Türkmençay Antlaşması’ndan önceki edebiyatı bir bütün olarak incelenip değerlendirilmiş, bu tarihten sonraki edebiyatı ise siyasî, sosyal ve tarihî oluşumlar da göz önüne alınarak, şimdiki İran coğrafyasındaki Türk Edebiyatı şeklinde ele alınmıştır.

19. asır, İran coğrafyasında merkezî otoritenin olmadığı, ülkenin tamamının irili ufaklı hanların elinde bulunduğu, bütün halkın bu hanların ve beylerin keyfî idareleri altında yaşadıkları, sosyal, siyasî, ekonomik ve kültürel buhran içerisinde olduğu bir
dönemdir.

Rusların eline geçen Kuzey Azerbaycan’da durum tedricen değişmeye başlar.

Ruslar, Kuzey Azerbaycan’ı, merkezi Tiflis’te bulunan “Kafkasya Genel Valiliği”ne dâhil ederek merkezî otoriteyi hâkim kılar ve menfaatleri gereği ticarî, iktisadî ve kültürel yönden canlandırırlar. Kuzey Azerbaycan Türkleri, Rus dili ve edebiyatı, dolayısıyla Batı dilleri ve edebiyatları ile tanışırlar. Bu gelişme ve değişmeler kısa
sürede Güney’e de yansır. Kuzeydeki kültürel gelişmeler İran Türkleri arasında da varlığını hissettirir.

Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar