Macaristan’ın yeni başbakanı. 1981 doğumlu genç bir avukat. Öyle bir şeyle haber oldu ki, bizler için hayal gibi. Uzun lafın kısası gibi.
Ziya Paşa’nın “ Ainesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” sözünün uygulamalı hali.
Hani varya, politikacılar söyler, vatan sevdası, görev aşkı, memlekete hizmet etme ideali…
Bütün süslü cümleleri toplayın, bir bu davranışı etmiyor.
Magyar, başbakan oluyor, kendi maaşına %50, milletvekili maaşlarına % 40 indirim getiriyor. Ve bu teklif parlamento da oylanıp kabul ediliyor, yasalaşıyor. Ne kadar uzağız değil mi?
Bizim için hayal ötesi. Alışkın değiliz biz bunları duymaya. Bizim alışık olduğumuz; milletvekili maaşlarına zam, geceyarısı meclise gelir, jet hızıyla geçer, yasalaşır. Bir dönem milletvekili olan, ömür boyu emekli olur. İktidar ve muhalefet bir çok konuda ayrışsa da, konu vekil maaşları olunca aynı noktada buluşuverirler. Hizmet aşkı diyorlar!!!
İknadan uzak, empatiden yoksun.
Bu konular Orta-Doğu coğrafyasında ve bizde, imkansız konular, olma ihtimali olmayan konular. Ama olunca nasıl oluyormuş bak, ikna eden bir yaklaşım, samimi bir yaklaşım.
Peki bizde neden olamaz böyle şeyler?
Çünkü bizde siyaset çıkar amaçlı, makam için mevki için, erk için yapılır. Yok öyle değil şöyle diyen beri gelsin, işte ıspatı, hadi yapsınlar da görelim! Yapamazlar mı?
Yapabilirler.
Peki yaparlar mı?
Yapmazlar!
Peki neden?
Orada bulunma amacı hizmet değil. Güç devşirmek, para, makam, iltimas.
İstisnalar varsa da yok denecek kadar az.
“Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle, birkaç huri
İsteyene ver sen onu
Bana seni gerek seni” diyen Yunus’tan alıntı yapmak güzel.
Peki uygulama
İşte o zor!
“Çuvaldızı kendine, iğneyi başkasına batır” diyen atasözümüzden alıntı yapmak kolay. Oysa iğneyi kendine batırmak hiç te kolay değil.
Demem o ki dostlar;
Samimi değiliz, ne yaparsak yapalım, sözde kalıyor, öz de değiliz.
Ne zaman ki, vekil maaşları memur maaşlarıyla eşitlenir, ne zaman ki vekil olmak size hiçbir menfaat sağlamaz, ne zaman ki, sizi seçenler size kul olmaz, işte o zaman vekillik bir hizmet makamına dönüşür, hizmet aşkı işte o zaman o makama yakışır, ve işte o zaman sefaya değilde, cefaya talip olanlar öz de belli olur.
Yoksa; dünyanın en karlı ticari yaklaşımı olan siyaset, en pragmatik mesleğine dönüşen siyaset için asla vatana millete hizmet tabiri bir tanımlama olamaz.
Olur diyorsanız yolu belli, örnekler ortada.
Hadi
Hadi!!!
Yapın da görelim.
Hep laf, hep laf-I güzaf.
Ayhan Kilic
[email protected]
Edmonton/Kanada






Bir yanıt yazın