İRAN TÜRKLERİ – 92

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

15. ve 16. yüzyıllar, Azerbaycan Türklerinin siyasî, ekonomik ve kültürel hayatlarının yükseliş devridir.15. asrın başlarında Timur’un oğulları arasında geçen mücadeleler Timur Devleti’nin zayıflamasına sebep olur. Azerbaycan Türk beylerinin mücadelesiyle de Timuroğulları Azerbaycan’dan çekilmek
mecburiyetinde kalırlar. Azerbaycan beyleri içerisinde Şirvanşah İbrahim, bütün beylikleri bir araya getirerek büyük bir Azerbaycan devleti kurmayı başarır. Ancak Azerbaycan’la birlikte Gürcistan, Ermenistan, Irak ve İran’ın büyük bir bölümünü elinde bulunduran Karakoyunlu Devleti, Şirvanşah İbrahim’in gayretlerini engeller.

Kara Koyunluların hâkimiyeti de uzun sürmez. Ak Koyunlular, 1467 yılında Kara Koyunluları yenerek onların sahip oldukları bütün topraklara hâkim olurlar (Uzunçarşılı 1984: 180-187).

15. asrın sonlarına doğru Ak Koyunlular’ın zayıflamasıyla birlikte, yıllardan beridir mücadele veren Safevî hanedanı iktidarı ele geçirir. Şah İsmail 1502 yılında Safevî Devleti’ni kurar. Şah İsmail’in başında bulunduğu Safevî Devleti, kısa sürede Ak Koyunlular’ın hâkim olduğu bütün toprakları hâkimiyeti altına alır ve Şirvanşahlar Devleti’ni de ortadan kaldırarak, bütün bu bölgeye sahip olur.

Büyük Türk Hakanı Şah İsmail’in kurduğu Safevî Devleti ile birlikte Türkçe resmî dil olur ve Türk edebiyatı büyük gelişme gösterir. Şah İsmail ile birlikte pek çok şair Türkçe şiirler yazıp Türkçe eserler vermekle birlikte Farsça’ya karşı da gerekli özeni esirgemezler.
Şah İsmail Hatayî’nin, ilim adamlarını ve sanatkârları şuurlu bir şekilde koruması sâyesinde, Tebriz merkezli Azerbaycan ve İran’da bütün pozitif ilimlerle birlikte, Türk dili, musikî, mimari, resim gibi sanat dalları altın çağını yaşar.

Şah İsmail, Safevî Türk Devleti’ni kurup, devletin resmî dilini de Türkçe yapıp, ilim adamlarını ve sanatkârları sarayın sayesine almaya başlayıncaya kadar Herat yarım asır en önemli kültür, sanat ve edebiyat merkezi olma özelliğini kazanır. Şah İsmail ile birlikte bu merkez Tebriz’e kayacaktır. Birçok şair Nevâî’den dolayı Özbek Türkçesi ile başka bir deyişle Çağatay lehçesinin tesirinde şiirler yazar. Bu durum nesirlerde de görülür. Ali Şîr Nevâî mektebinin etkisi Kafkasya, İran ve Anadolu sahasında da hissedilir. Bu sebepten çalışmamıza büyük Türk şairi Ali Şîr Nevâî’yi de dâhil etmeyi uygun gördük.

15. ve 16 yüzyıllarda İran coğrafyasında cereyan eden sisaysî ve sosyal olaylar ile İstanbul’un fethi ile Osmanlı başkentindeki kültür atmosferinin cazibesi dolayısıyla Tebriz ve diğer Türk kültür merkezlerinden pek çok şair Osmanlı ülkesine gelmiştir. Yavuz Selim (1512-1520) ile oğlu Kanunî’nin (1520-1556)Tebriz seferleri sebebiyle zorunlu getirilen edebî şahsiyetler de eklenince bu sayı
çok artmıştır.

15. yüzyılda gelenler arasında Hamidî ile Haşimî’i; 16. yüzyılda ise Ârifî, Basirî, Bîdârî, Habibî, Hâfız, Halilî, Hasırî, Hezanî, Kasimî, Matemî, Mesihî, Meşedi Anka, Mir Kadrî, Muhiddin Mehmed, Penahî, Sehabî, Sürûrî, Şahî, Şahidî, Tufeyli sayılabilir (Caferoğlu ve Akpınar 1998: 144).

Asıl adı Muineddin Ali bin Nasir bin Harun bin Ebülgasım Hüseyin Serabî Tebrizî olan Şeyh Kasım Envâr32(1356-1434) başta “Enis’ül Ârifin” mesnevîsi olmak üzere lirik şiirleri ile tasavvuf edebiyatında hak ettiği yeri almıştır. İran’da hatta Yakın Doğu’da Tasavvuf edebiyatının en tanınmış temsilcilerinden biridir.

Kasım Envar, uzun süre Semerkant ve Herat’ta yaşamıştır. O, tasavvuf edebiyatının ve sûfîzmin Orta Asya’da gelişmesinde büyük rol almıştır. Ali Şîr Nevaî onun şiirlerinden çok etkilenmiştir. Ali Şîr Nevaî, “Mecâlisü’n Nefâis” (Güzellikler Meclisi), adlı tezkiresine Kasım Envar’ın adı ile başlar, onun büyük bir sanatkâr olduğunu ifade eder ve kendisinin ilk olarak Envar’ın şiirlerini
ezberlediğini kaydeder.

Şiirlerini Azerbaycan Türkçesi ve Farsça ile yazan Kasım Envar’ın elde mevcut üç eseri vardır. Biri genellikle dinî tasavvufî şiirlerden oluşan “Farsça Divan”ı, diğer ikisi ise tamamen dinî felsefî özellik taşıyan “Enis’ül Ârifin” ve “Makamatü’l Ârifin” adlı mesnevîleridir. Bunların dışında şair, Azerbaycan Türkçesi ile tuyuğlar, gazeller ve mülemmalar yazmıştır. Bunların bir kısmı divanında yer almıştır (Araslı 1960a: I/318). Kasım Envar ve eserleri hakkında İranlı araştırmacı Said Nefisî ve Azerbaycanlı Mirza Abbaslı dışında henüz yeteri kadar araştırma yapılmamıştır (Kafkasyalı 2002: II/258).

Karakoyunlu devletinin üçüncü hükümdarı olan Mirza Muzaffereddin Cihanşah Hakikî (1397-1467), 15. yüzyılın hükümdar şairlerindendir. Hakikî mahlası ile Türkçe ve Farsça gazel, mesnevî ve rübâîler yazmıştır. Bütün şiirlerini bir divanda toplamıştır. Köprülü (1979 II/131) bu divanın British Museum’da bulunduğunu yazmaktadır. Hakikî’nin bazı gazelleri ve rübaîleri Ebülfez Rehimov ve arkadaşları tarafından 1986 yılında Bakü’de yayımlanmıştır (Rehimov ve dğr. 1986).

Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar