İRAN TÜRKLERİ – 88

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

Azerbaycan ve İran Türk edebiyatının intibak döneminin ilk ve en kudretli temsilcisi olan Hakanî Şirvanî (1126-1199), siyasî ve sosyal meseleleri mısralara dökerek şiire büyük sanat gücü kazandırmıştır. Devrin hanlarını, şahlarını ve onların feodal karakterli yönetimlerini büyük bir cesaretle eserlerinde tenkit eder. Hacca gitmeyi sebep göstererek sarayın cenderesinden çıkan şair, Yakın ve Orta Doğu’nun bütün kültür ve medeniyet merkezlerini gezdikten ve Mekke’yi ziyaret ettikten sonra “Tak-i Kesra”nın karşısında “Medain Harabeleri” adlı ünlü felsefî şiiri ile devrin karakterini çizer. Tarihî kalıntılardan yola çıkarak geçmişi ve hâli
büyük bir vukufla yorumlar. Dönüşünde de “Tuhfetü’l Irakeyn” (İki Irak’ın Hediyesi) adlı manzum seyahatnamesini yazar. Hakan’ın emri ile atıldığı Şabran Kalesi’nin zindanında ünlü “Hebsiyye” eserini yazar (Kafkasyalı 2002: II/104vd.).

Tebriz Edebî Mektebi’nin en ünlü şairleri ise Katran Tebrizî (1012-1088) ve İslâm âleminin en büyük edebiyat ve dilcisi sayılan aynı zamanda büyük edebiyat nazariyatçısı olan Hatib Tebrizi (1030-1109)’dir. Onun için Arap dilinin “anası” denilmiştir. Hatib Tebrizî, Tebriz’de doğup büyümüş fakat 20 yaşında Bağdat’a giderek Nizamiye Medresesi’nde tahsil almış ve aynı medresede hem müderrislik hem de kütüphane müdürü olarak görev yapmıştır. Ömrünün sonuna kadar burada çalışmıştır. İlmî eserlerini Arapça, şiirlerini Farsça yazmıştır. Eserleri dünyanın çeşitli dillerine çevrilmiş olan Hatib’in pek çok eseri dünya kütüphanelerinde yerini
almıştır (Terbiyet 1987: 368).

Pek çok Türk şair ve yazarının eserlerini Arapça ve Farsça yazdığı bu dönemde, Semerkant, Buhara, Taşkent, Kâşgar, Bağdat gibi Türk illerinde yaşayan bazı Türk şair, yazar ve ilim adamlarının Türkçe edebî eserler vücûda getirdikleri veya Türk dili ile ilgili eserler yazdıkları görülmektedir. Divanü Lügati’t-Türk’ün müellifi
Kâşgarlı Mahmut, Kutadgu Bilig’in şairi Yusuf Has Hâcib, Atabet ül-Hakaayık’ın şairi Edib Ahmed Yüknekî, Divân-ı Hikmet’in müellifi, Pir-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevî bu asırların elde eserleri bulunan büyük üstatlarıdır. Bu edebî şahsiyetler hem ilmî, edebî gayretleri hem ideal, inanç ve felsefî anlayışları hem de eserlerinin
bütün Türk boylarına hitap etme özelliği taşımaları gibi yönleriyle, Türk soyunun ve bütün Türk boylarının ortak şahsiyetleridir. Bu edipler ve onların bu kıymetli eserleri Avrupa Türklerinden, Anadolu’ya, Anadolu Türklerinden ta Doğu Türkistan Türklerine kadar bütün Türk bölgelerinde dilden dile, gönülden gönüle dolaştığı gibi, çeşitli devirlerde çeşitli totaliter ve emperyalist yönetimlerin yasak ve engellemelerine rağmen Azerbaycan, Kafkasya ve İran Türkleri arasında da nüfuz ve itibarını koruyabilmişlerdir. Azerbaycan’ın bağrından çıkan Mahsetî Gencevî, Hakanî Şirvanî ve Genceli Nizamî’nin bu üstadlardan habersiz olmaları, onlardan ve onların dünya görüşünden faydalanmamaları mümkün olmasa gerek. Mahsetî, Hakanî ve Nizamî’nin eserlerindeki motiflerin, ideallerin, ahlâk anlayışının, Yusuf Has Hâcib’in, Yesevî’nin, Edib Ahmed’in eserlerindekilerle benzerlikler göstermesi de bunu doğrular niteliktedir.

Kafkasya ve İran Türklerinin ilk kadın şairi olarak kabul edilen 12. yüzyıl Türk şairi Mahseti Gencevî, (Caferzâde,1991: 15) eserlerini Farsça yazmıştır. 11. yüzyılın sonlarında Gence’de dünyaya gelen Mahsetî Gencevî, iyi bir müzik ve edebiyat eğitimi almıştır. Bütün kadim tezkirecilerin eserlerinde onun eserlerine rastlanmaktadır (Araslı 1960: I/81) Birçok kaynakta bahsedildiğine göre Mahseti
çok şiir yazmıştır. Ancak bunların çoğu kaybolmuş, birçoğu da Özbek Hanı Abdullah’ın Herat’ı aldığı zamanlarda mahvolmuştur (Resulzâde 1934: III/239).

Mahsetî Gencevî, rübaileri ile ünlüdür. Onun hayatı pek çok halk hikâyesine ve romana konu olmuştur.

12. yüzyılda, dünya edebiyatına çok önemli eserler kazandıran büyük Türk şairlerinden biri de Nizamî (1141-1209)’dir 27 . Eserlerini Farsça yazmıştır. 1141 yılında Gence şehrinde doğup, büyüyen İlyas Nizamî, bütün tahsilini Gence’de almıştır. Devrin tarih, felsefe, mantık, astronomi, hendese, coğrafya, fıkıh, ilimlerini mükemmel bir şekilde öğrenmiş; mimarlık, müzik ve resim eğitimi almıştır. Ana dili Türkçe ile birlikte Arapça, Farsça ve Pehlevi dillerini çok iyi bilmesi ona eski ve orta asırda vücuda getirilmiş bütün ilmî ve edebî kaynaklarla tanışma imkânı vermiştir.

Türk halkının kahramanlık sahifeleri ile dolu tarihini, zengin medeniyetini yürekten seven Nizamî, başka halkların da medeniyet ve edebiyatlarına derin hürmet beslemiş, eski Yunan şairlerini, filozoflarını, Arap, Fars, Ermeni, Yahudi ve başka halkların tarihî ve edebî abidelerini okumuş ve bütün bu kaynaklardan aldığı
bilgilerle, kendi ölmez eserlerini zenginleştirmiştir (Araslı 1960: I/106 vd.). Nizamî, mesnevî türünde, kendisinden sonra gelen bütün Türk ve Fars şairlerinin hocasıdır.

Türk edebiyatının iki büyük dehası Ali Şîr Nevaî ve Fuzûlî, Nizamî’nin
hayranlarıdır ve onun tesiri ile eser vücuda getiren şairlerdir.

17. yüzyıldan itibaren Avrupa doğubilimcileri Nizamî’nin eserleri ile yakından ilgilenmişlerdir. Onun eserleri Fransa, İngiltere, Almanya ve Rusya başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde defalarca yayımlanmıştır.

Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar