Malazgirt Zaferi (1071), Anadolu’nun Türkleşme sürecinde belirleyici bir dönüm noktasıdır. Bu çalışma, 9. Dönem Demokrat Parti Ağrı Milletvekili Kasım Küfrevi’nin Malazgirt kutlamalarına katılmama gerekçesini tarihî ve stratejik bağlamda ele almaktadır. Küfrevi, zaferin tamamen Türklerin zaferi olduğunu ve “Kürt” ile “Arap” gruplarının savaşta yer almadığını vurgulamıştır. Makale, söz konusu görüşleri tarihî belgeler ve stratejik analizlerle destekleyerek, Malazgirt Zaferi’nin gerçek sahipliğini tartışmaktadır.
Malazgirt Zaferi, Sultan Alparslan komutasındaki Selçuklu ordusu ile Bizans ordusu arasında gerçekleşmiş ve Anadolu’nun Türkleşme sürecinde belirleyici olmuştur. Zaferin tarihî sahipleri ve kutlamalar üzerine farklı yorumlar, özellikle 1950 sonrasında Demokrat Parti döneminde, Mecliste verilen resepsiyonlarla gündeme gelmiştir. Bazı milletvekillerinin kutlamalara katılmaması, tarihî sahiplik ve kutlama meşruiyeti üzerine tartışmaları beraberinde getirmiştir.
Kasım Küfrevi’nin Tutumu ve Celal Bayar ile Görüşmesi
Kasım Küfrevi (d. 1 Mart 1920, Bitlis – ö. 3 Aralık 1992), eski Türk Edebiyatı doktoru ve araştırmacısı olarak, Malazgirt Zaferi üzerine yaptığı çalışmalar ve gözlemleriyle tanınmaktadır. 1950 öncesinde Malazgirt Zaferi kutlanmamış, Demokrat Parti döneminde Mecliste resepsiyonlarla kutlama yapılmaya başlanmıştır. Küfrevi, bu resepsiyonlara katılmaması nedeniyle bazı DP vekilleri tarafından Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a şikâyet edilmiş ve Bayar tarafından Çankaya Köşkü’ne davet edilmiştir.^[1]
Sohbet sırasında Bayar, resepsiyonlara katılmama nedenini sorduğunda, Küfrevi şu yanıtı vermiştir:
“Beyefendi, bendeniz ‘Kürt’ araştırmaları üzerine epey çalışmalar yaptım, yazılar yazdım. Siz Türkler 1071’de Malazgirt’ten Anadolu’ya girdiğinizde, bu topraklarda hiç ‘Kürt’ yoktu. Bu nedenle zaferi kutlamak sadece sizin hakkınızdır.”^[2]
Bu açıklama, Meclis eski Başkanı Hüsamettin Cindoruk tarafından bizzat Celal Bayar’dan aktarılmıştır.^[3]
Stratejik Analiz ve Savaşın Dinamikleri
Malazgirt Zaferi’nde Selçuklu ordusunun dizilimi ve stratejik hamleleri, zaferin kazanılmasında belirleyici olmuştur. Sultan Alparslan, ordusunu Malazgirt ovasında konumlandırmış, merkez komutayı üstlenmiş ve kanatları deneyimli komutanlara emanet etmiştir.
Bizans ordusu içerisindeki Peçenek ve Kıpçak Türkleri’nin saf değiştirmesi, Selçuklu ordusunun kuzey kanadının güvenliğini sağlayarak Bizans saldırısının kırılmasına ve zaferin elde edilmesine doğrudan katkıda bulunmuştur. Zagros’un İran tarafında bulunan gruplar savaşta yer almamış; dolayısıyla zaferin elde edilmesinde hiçbir etkileri olmamıştır. Bu bağlamda, Malazgirt Zaferi tamamen Türklerin zaferi olarak kaydedilmelidir.^[4]
Tartışma
Küfrevi’nin tutumu, zaferin tarihî sahipliğinin doğru şekilde anlaşılması açısından önemlidir. “Kürt” ve “Arap” gibi grupların savaşta bulunmadığı ve zaferin tamamen Türklerin eseri olduğu vurgulanmaktadır. Bu durum, sahte tarih iddialarını çürütmekte ve Malazgirt Zaferi’nin tarihî gerçeklerini netleştirmektedir.
Sonuç
Kasım Küfrevi’nin Malazgirt kutlamalarına katılmama gerekçesi, tarihî verilerle desteklenmiş ve zaferin gerçek sahipliğini ortaya koymuştur. Malazgirt Zaferi, tamamen Türklerin zaferidir; “Kürt” ve “Arap” gruplar savaşta yer almamış ve hiçbir zaman varmış gibi gösterilmemelidir. Tarih, yalnızca sahada yer alanların ve stratejik kararlar verenlerin eseridir; başka unsurlar eklenmemelidir. Küfrevi’nin görüşleri, Malazgirt Zaferi’nin tarihî sahipliğini anlamak açısından değerli bir kaynak oluşturmaktadır.
Kaynakça
1. Hüsamettin Cindoruk, Anılar ve Siyasi Hatıralar, İstanbul: Belge Yayınları, 2005,
2. Celal Bayar’ın aktardığı Kasım Küfrevi görüşmesi, 1950, Çankaya Köşkü arşivi, Ankara.
3. a.g.e.
4. İbnü’l-Athir, el-Kamil fi’l-Tarih, c. VII, s. 212-215; Selçuklu ve Bizans ordusu dizilimleri ve stratejik analiz.



Bir yanıt yazın