İRAN TÜRKLERİ – 78

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

2.2.1.2. Dede Korkut Hikâyeleri

Bütün Türklerin ortak edebî abidesi olan ve destan edebiyatından klâsik edebiyata geçişte köprü niteliği taşıyan, ayrıca hem sözlü hem de yazılı Türk edebiyatının ana eseri sayılan Dede Korkut hikâyeleri, hayat bulduğu coğrafya göz önüne alındığında İran Türklerinin hayat ansiklopedisi niteliğindedir. Mehmed Fuad
Köprülü haklı olarak bu eser için “Bütün Türk edebiyatını terazinin bir gözüne, Dede Korkut Kitabı’nı da öbür gözüne koysanız, Dede Korkut Kitabı ağır basar.” demiştir.

İran Türkleri nezdinde de Türk edebiyatının şah eseri olarak sayılan Dede Korkut Hikâyeleri, sözlü ve yazılı edebiyat geleneğinde bütün canlılığı ile yaşatılmaktadır. Kitapta geçen olaylar, bu coğrafyaya gelen Oğuz Türklerinin hayat hikâyeleri olduğu, bunların Hz. Muhammet zamanında, yani 7. yüzyılın ilk çeyreğinde yaratıldığı, ancak 10.-11. yüzyıllarda bilinmeyen bir kimse tarafından Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz Türklerinin Türkçesi ile kaleme alındığı, ana dilleri Türkçe ile yazılan ilk edebî eser olduğu, sözlü Türk halk edebiyatının değerli örneklerini teşkil ettiği gibi, yazılı Türk edebiyatının da eski bir örneği olarak büyük öneme sahiptir (Araslı 1960: I/50).

Hikâyeler nazım ve nesirden oluşmaktadır. Bin beyit kadar olan
şiirler eserin yüzde otuz beşini teşkil etmektedir.

Bütün Türk dünyasının ana eseri olan Dede Korkut Kitabı, aynı zamanda dünyanın da en kadim klâsik eserlerinden biridir. Eser bir mukaddime ile 12 hikâyeden meydana gelmiştir. Hikâyeler, Oğuz Türklerinin kahramanlık destanı olmasının yanında, onların göçebe hayatlarını, örf, âdet ve geleneklerini, sosyal hayatlarını, vatanperverlik, konukseverlik, kadına saygı, çocuk ve aileye muhabbet, halka hürmet, mertlik, kahramanlık ve düşman karşısında eğilmezlik, hakanlara ve ululara sadakat gibi en üstün cemiyet hasletlerini sunmaktadır. Eser, Oğuz Türklerinin hayat defteri ve Türk kültürünün eşsiz bir hazinesidir. Hikâyelerin
müellifi bir kimse değil, bir halk veya bir millettir. Eserde İslâm inancı hâkimdir.

Allah, Hz. Muhammed, ilk halifeler (Ebubekir, Osman ve Ali), Hz. Ali’nin çocukları Hasan ve Hüseyin hürmetle yâd edilmektedir. Türk yiğitleri savaşa başlamadan önce abdest alıp iki rekât namaz kılarlar, Hz. Muhammed’e salâvat getirirler.

Dede Korkut hikâyeleri ile ilgili önemli çalışmalar yapan Cevat Heyet, bir yazısında “Dede Korkut Destanları, Oğuz Türklerinin, kökü Orta Asya’ya kadar uzanan ve Azerbaycan (Güney-Kuzey) ve Türkiye’de cereyan eden hadise ve maceraların gelişmiş şekilleridir. Dil bakımından Azerbaycan ve Anadolu Türkçesi’nin daha birbirinden ayrılmamış zamanına ait olan Oğuz Türkçesi’dir.

Cümle kuruluşları ve sözler Azerbaycan Türkçesi’ni hatırlattığı gibi Anadolu’da işletilen pek çok söz ve deyimleri de ihtiva etmektedir.” diye ifade eder (Heyet 1347/1988: 53).

Dede Korkut Kitabı, Azerbaycan’da ilk defa tam metin olarak Hamit Araslı tarafından 1939 yılında Bakü’de yayımlanmıştır. Daha sonra 1962 ve 1977 yıllarında giriş ve şerhler eklenerek yeniden yayımlamıştır. Büyük dil bilgini Abdulezel Demircizâde, Dede Korkut Hikâyeleri’nin dil hususiyetleri üzerine 1959 yılında bir eser yazmıştır. Bunlarla birlikte Azerbaycan’ın ünlü ilim adamlarından Hamit Araslı, Ali Sultanlı, Muhammet Hüseyin Tehmasib, Mireli Seyidov, Haluk Köroğlu, Şamil Cemşidov, Ferhad Zeynelov, Samet Elizâde, Tovfik Hacıyev, Kâmil Veli Nerimanoğlu, Vahit Zahidoğlu, Nizâmi Caferov, Elmeddin Elibeyzâde de Dede Korkut hikâyelerinin kaynakları, bediî ve şiirsel özellikleri hakkında önemli çalışmalar
yapmışlardır (Kafkasyalı 2002: I/439).

İran Türk şairlerinden Bulud Karaçorlu Sehend, “Sazımın Sözü”, “Gardaş Andı” ve “Dedemin Kitabı” adlı eserlerinde Dede Korkut Hikâyelerini manzum hâlde İran Türkçesine aktarmıştır. Çok önemli bir çalışma da Tebriz’in çağdaş araştırmacılarından Mir Ali Seyyid Selamet tarafından yapılmıştır. “Mukaddime-î Ber Berresî Kitabı Dede Korkut” adını taşıyan bu çalışmada Dede Korkut Hikâyeleri komşu halkların destanları ve esatir unsurları ile karşılaştırılmıştır (Selamet 1376/1996).

Dede Korkut Hikâyeleri, daha sonra Kafkasya ve İran coğrafyasında veya Anadolu’da teşekkül eden halk hikâyelerine çok tesir etmiştir. Köroğlu, Aslı ve Kerem, Âşık Gerip, Novruz Dastanı, Şah İsmail ile Arap Zengi, Leyla ile Mecnun, Şah İsmail, Abbas ve Gülgez gibi İran Türk halk hikâyelerinde; Şah Yusuf, İzzet Bey, Gül ile Sitemkâr, Hilâlî ile Seherhan gibi Anadolu halk hikâyelerinde Dede Korkut Hikâyelerinin etkisi çok yönlü olarak görülmektedir (Heyet 1347/1988: 51vd.; Ekici 1995: 1-163).

Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar