2.1.3.1.3. İran Türkçesinin Adlandırılması Tartışmaları
İran Türkleri, Kaşkaylardan Şahsevenlere, Afşarlardan Karapapaklara kadar tamamı kendilerini Türk diye, ana dillerini de en kadim devirlerden beri “Türkî” diye adlandırırlar. Ancak komünist Rusya ve onun diğer ülkelerdeki işbirlikçileri Türk millî birliğini bozmak için Türklükle ilgili her şeyi bölüp parçalama, tahrif
etme siyaseti gütmüşlerdir. Meşhur komünist lider Stalin 1936 yılında bir talimat yayımlayarak “Türk”, “Türkçe”, Türkistan” gibi kavramların ve Türklükle ilgili millî motiflerin kullanılmasını yasaklamıştır. Bu siyaseti ilke ve emir telakki eden Kuzey Azerbaycan’ın işbirlikçi yöneticileri de konuştukları Türkçeye “Türkçe” demeyerek “Azerbaycanca”, “Azerî Dili” veya “Azerbaycan Dili” demişlerdir. Hatta Hamzatov gibi, İgrar Eliyev gibi Rusların; Kesrevî gibi Farsların değirmenine su taşıyan “Türk asıllı” işbirlikçiler gemi azıya alarak Azerbaycan ve İran Türklüğünü ve onların dili Türkçeyi inkâra bile kalkışmışlardır. Pehlevî yönetimi de komünist
Rusya’nın siyasetine katılmış, Fars işbirlikçisi Seyid Ahmet Kesrevîlerin vasıtasıyla, Azerbaycanlıların Arî ırkından ve sonradan oluşan Azerî adlı ayrı bir ulus olduklarını, Türk olmadıklarını, dillerinin de Türkçe değil Azerbaycanca olduğunu yaymaya çalışmıştır. Bunun için bazı İran Türkleri de onlar gibi düşünerek veya bilmeyerek onlardan etkilenip bu adları kullanmışlardır. İran’da Behzad Behzadî’nin hazırladığı “Farsca Azerbaycanca Sözlük” ile Kuzey Azerbaycan’da Nizamî Huduyev’in hazırladığı “Azerbaycan Edebî Dili Tarihi” adlı kitapların adları bariz örneklerdir. Bu hususta İran Türklerinin hatta Türk Dünyasının gayretli genç ilim
adamlarından Muhammed Rıza Heyet bir makalesinde (Heyet, M.R. 1376/1997: 53) şöyle yazmıştır:
Ana dilimizin adının ne olduğu elbette ki, halkımızın ekseriyeti için özellikle uydurma tarih kitaplarını okumamış, daha doğrusu okuyamayan halk kitlesi için bellidir. Halkımız asırlardır ki, kendisini Türk, dilini de Türkçe (Türkî) adlandırmaktadır ve her zaman ve her yerde onu cesaretle ve gururla dile getirmektedir. Ancak teessüfler olsun ki, bugün ana dilimiz Türkçe, ister Kuzey
Azerbaycan’da, isterse de İran’da muhtelif adlarla ifade olunur ve her bir kimse kendi seviyesine göre ona ad veriyor. Bu uydurma cereyan 1936 yılında Stalin’in emri ile başlamıştır. Stalin Müslüman Türk halklarını birbirinden ayırmak ve onların geçmişleri ile olan bağlarını koparmak niyeti ile Sovyetler Birliği’nde Türk adının
silinmesini emretti ve daima Türkî (Türkçe) adlandırılan dilimiz, o günden beri “Azerbaycan Dili” olarak kayıt altına alındı. Tabiîdir ki Stalin’in yarattığı o dehşetli vaziyette buna açıkça itiraz etmek imkânsızdı. Onun için halk yavaş yavaş bu uydurmalara inandı ve Türk sözü sadece Türkiyeliler için kullanılır oldu. Zaman zaman halk kendi Türklüğünü aslında kimliğini unuttu. Türklüğe karşı yapılan bu propaganda o kadar güçlü tesir oluşturdu ki Kuzey Azerbaycan bağımsızlığına kavuştuktan sonra bile bu mesele çözülmemiş bir problem olarak devam etmektedir.
Bu cereyan kısa süre içinde İran’da da tesirini gösterdi. Komünizme uyanlar ve Stalin’in ağzından çıkanı hakikat gibi kabul edenler “Azerbaycanca” sözünü “Türkçe”ye tercih ettiler ve yazılarında Türk sözünü işletmekten çekindiler.” Ancak bütün bunlara rağmen “Türk” ve “Türkî” sözü halkın konuşma dilinde hayatına devam etti.
Rıza Heyet yazısının bir sonraki paragrafında, bir İran Türk aydını olarak bu konudaki rahatsızlığını ve çözüm yolunu da şöyle ifade etmiştir:
“Şüphesiz dilimizin ‘Azerbaycanca’, ‘Azeri’, ‘Azerbaycan Dili’ gibi muhtelif adlarla adlandırılması dilimizi sevenleri rahatsız etmektedir ve bu meselenin bir an evvel halledilmesi en önemli meseledir.” (Heyet, M.R. 1376/1997: 54).
Ebülfez Elçibey’in liderliğinde başlayan Azerbaycan Türkleri bağımsızlık hareketi, 29 Aralık 1991 günü Azerbaycan Cumhuriyetini doğurmuş ve Elçibey’in 7 Haziran 1992 günü cumhurbaşkanı seçilmesiyle de taçlanmıştır. Elçibey ilk iş olarak
millî bayrak, millî marş ve millî dil meselesini halletmiştir.
Azerbaycan’ın resmî dili Türkçe olmuştur. Türkçenin Azerbaycan’da resmî dil olması İran Türkleri arasında da mutluluk yaratmıştır. İran Türklerinin sevinci Varlık dergisinde yankısını bulmuştur. Varlık dergisi bu haberi “Azerbaycan Cumhurisi Resmî Dilinin Adı
Türkçe (Türkî) Oldu” başlığı ile duyurmuş ve şunları yazmıştır:
Bakû radyosunun verdiği habere göre Azerbaycan Millî Meclisi’nin tasvip ettiği kanun mucibince Azerbaycan’ın resmî dilinin adı “Azerbaycanca”dan Türkce (Türkî)ye çevrildi.
Bildiğiniz gibi 1936 yılında Stalin’in çıkardığı emir ile Sovyetlerdeki
Müslüman Türk Cumhuriyetlerinin ve dillerinin adlarından Türk sözü çıkarılmış ve Azerbaycan Türkçesinin yerine Azerbaycanca sözü işlenmiştir. Biz geçmişte bu sözün yanlış ve galat olduğunu kitap ve makalelerimizde defalarca yazdık. Çok şükür bilahare hakikat ortaya çıktı ve dilimiz o tarafta (Azerbaycan’da) öz hakiki ve
tarihî adına kavuştu. Araplarda bir atasözü var: Her şey aslına döner! (Varlık 86-3:8).
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin, resmî dilinin Türkçe olması ile birlikte birden fazla ülkenin kullandığı dili liselerde seçmeli ders olarak okutan Fransa liselerinde okutulan seçmeli dersler arasına Türkçeyi de aldı. Ne yazık ki Elçibey’in iktidardan uzaklaştırılmasından sonra yönetime gelenler tekrar eski yanlışa döndüler! Batılılar da onları müteakip eski uygulamalarına döndüler (Le Monde: 1995: 12).
Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır






Bir yanıt yazın