KIBRIS VE GİRİT

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

KIBRIS VE GİRİT

HÜSEYİN MÜMTAZ

“Devlet Kuran Son Türk” Rauf Denktaş’ın, “KIBRIS GİRİT OLMASIN” kitabını görüp okuyunca GİRİT’i merak etmiş ve “Neden Girit?” demiştim.

Vikipedi’ye baktım;

 “Girit Türkleri (Yunanca: Τουρκοκρητικοί veya Τουρκοκρήτες, Tourkokritikí veya Tourkokrítes, Türkçe: Giritli, Girit Türkleri veya Giritli Türkler, Arapça: أتراك كريت‎), Girit adasının Müslüman sakinleriydi. Osmanlı öncesi [kaynak belirtilmeli] ada halkından İslamiyet’e geçenlerin bir kısmı 19. yüzyıl başında Yunan milliyetçiliği akımlarının etkisinde kalarak Hristiyanlığa geri dönmüş (irtidad), Girit Türkleri toplumunun dışına çıkmışlar, Müslüman kalanlar ise Türk kimliğini benimseyerek kendilerine Türk demişlerdir.

Giritli Türkleri, 17. yüzyılda Osmanlıların Girit’i fethinden sonra İslam’a geçen etnik Yunanlıların torunlarıydı. Avrupalı gezginlerin hesapları, Girit’teki ‘Türklerin’ çoğunlukla Türk kökenli olmadığını, ancak Ortodoksluktan dönen Giritliler olduğunu belirtiyor. Bu toplumun 19. yüzyıl sonlarında başlayan ve Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi ile tamamlanan Anadolu’ya (veya komşu coğrafyalara) göç hareketinin günümüze uzanan bireyleri Girit Türkleridir. Girit Türklerinin Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi ile Türkiye’ye gelenleri ağırlıklı olarak Çukurova, Ayvalık, İzmir, Bodrum, Side, Mudanya, Adana ve Mersin’e yerleşmişlerdir. Ayvalık ve Alibey/Cunda adasında hâlen nüfus çoğunluğunu teşkil eden Giritliler arasında Yunancanın Girit lehçesi de günümüze dek kullanılmaktadır”.

                Vikipedi, Girit ve Girit Türkleri hakkında bunları yazıyor.

                “Giritli Türkler, 17. yüzyılda Osmanlıların Girit’i fethinden sonra İslam’a geçen etnik Yunanlıların torunlarıydı” diyor…

                “Osmanlı öncesi [kaynak belirtilmeli] ada halkından İslamiyet’e geçenlerin bir kısmı 19. yüzyıl başında Yunan milliyetçiliği akımlarının etkisinde kalarak Hristiyanlığa geri dönmüş (irtidad), Girit Türkleri toplumunun dışına çıkmışlar, Müslüman kalanlar ise Türk kimliğini benimseyerek kendilerine Türk demişlerdir” diye devam ediyor…

                Girit’i öğrendiysek, KIBRIS’a dönelim mi?

                …

“İkinci”, “Sarhoş” veya “Sarı” Selim…

Annesi “Hürrem Sultan”dır.

Toroslardaki Yörük ve Türkmenleri hiç “sevmediği”, bir türlü “sevemediği” için hepsini yeni fethedilen KIBRIS adasına “sürmüştür”.

Yâni Kıbrıs Türklerinin tümü; Yörüktür, Türkmendir.

Kendi bildikleri gibi yaşarlar, “töre”yi yaşatırlar, kimseye minnet etmezler.

“Durum”u konunun uzmanı Nazım Beratlı’dan dinleyelim mi?

“İşin aslı şuydu: Elbette ki bu çatışmanın ana nedeni, bu adada son beş yüz yıla yakın zamanı birlikte yaşayan iki ayrı kimlikten kaynaklanıyordu. İki bin yıldır burada yaşayan yerleşik bir kültür geliştirmiş, Elence konuşan ve Ortodoks Hristiyan ve iyi eğitimli olan, dindar bir kimlik ile; son beşyüz yılı bu adada geçiren, çoğunluğu henüz göçebe, Türkçe konuşan, kendine göre biraz da Şamanizm kalıntısı ögeler taşıyan bir islamiyete inanan, kötü eğitimli ve dine mesafeli bir diğer kimlik, son derecede objektif koşullar ve nedenlerle, burada bir gün bile ‘gardaş’ olmamışlardı; olabilecek miydiler?”

                Denktaş Bey ne demiş?

                “Kıbrıs Girit olmasın…”

                Olmayacağını, bir türlü olamayacağını Beratlı’nın yazdıklarından gördük Rauf Bey.

                Rahat uyusun.

                Siz de rahat uyuyun. Merak etmeyin.

                Kıbrıs, Kıbrıs’tır.

                74 sonu oradayken, Larnaka ve Limasol’a kadar gitmeye niyetlenmiştim.

Olmadı, olamadı.

                Ama belki ileride “tamamı”ndan bile bahsedebiliriz.

                Hiç merak etmeyin…

                Asla Girit olamaz.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar