80.Sezon: İstibdatın BOP Operası (2). “Alegorik Şehirde Maskeli Balo”

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

“Alegorik Şehirde Maskeli Balo”

Burası bir ülke değil artık.
Burası bir plato.
Sınırları setler belirler, içindeki figürler ise rollerine göre maaş alır. Herkes bir şeyin temsilidir ama kimse olduğu şey değildir.

Başrolde: Saraylı Tilki

Başrolde, yıllardır aynı maskeyle gezen bir saraylı tilki var.
Ne zaman kaybedecek gibi olsa, hileyle zar atar, sonra zarları yiyip masayı inkâr eder.
Gözleri yorgun değil, kurnazlıktan kısılmış.
Dili uzun değil, yalanla kıvrak.
Arkasında bir ordu var ama kılıç değil, ekran taşıyorlar.
Propaganda ejderhaları nefeslerini her akşam haber bültenlerinde salıyor.
“Reis” diyorlar ona. Ama aslında “Rejisör”. Oyunu değil, izleyenleri yönetiyor.

Yan Rol: Yağlı Domuzlar Konseyi

Bir meclis var, adına “milletin” deniyor ama içeride halk yok.
İçeri girmesi yasak çünkü orası Yağlı Domuzlar Konseyine ait.
Boyunlarında yaldızlı kartlar, midelerinde doymayan çukurlar…
Ne zaman “millet” deseler, kasalarına bir torba daha düşer.
Yasalar orada yazılmaz, sadece orada okunur.
Meclis, artık “evet” demek için eğitilmiş foklardan oluşan bir sirk gibi.

Yardımcı Oyuncular: Maskeli Cellatlar

Hukuk?
Onun adı artık Maskeli Cellatlar Dairesi.
Adalet terazisinin kefesi yok, zinciriyle boğulmuş.
Savcılar süslü zırhlarda, yargıçlar saray bahçesinde mevsimlik görevli.
Delil yoksa “niyet” yargılanır.
Tanık yoksa “algı” yeter.
Halktan yana biri çıkacak olsa, sabaha karşı evinden alınır.
Suçu belli değildir; “rejime yeterince eğilmemek” genellikle yeterlidir.

Medya: Ayna Yiyen Bukalemunlar

Basın?
O da artık bir tür ayna yiyen bukalemunlar kolonisi.
Kimin gözünün içine baksa onun rengini alıyor.
Gerçekleri değil, emirleri manşet yapıyorlar.
Muhabirler artık muharip.
Gazetecilik, “muktedire methiye” yarışmasına dönmüş durumda.
Sahte belgelerle gerçek insanlar yakılıyor ama kimse “gaz” çıkmasın diye dumanı sorgulamıyor.

Muhalifler: Ses Kapanı Fedailer

Arada çıkan bazı kahramanlar var, evet.
Biz onlara Ses Kapanı Fedailer diyoruz.
Sokakta, kürsüde, belediyede halkın hakkını savunuyorlar.
Ama üzerlerine hemen “terör tozu” serpiliyor.
Sistemin en sevdiği numara bu:
Kim ki ses çıkarır, ona ya “dış mihrak”, ya “vatan haini”, ya da “sabotajcı” yaftası vuruluyor.
Ve halk?
Halk sadece izliyor, çünkü artık korku değil, alışkanlık hâkim.

Halk: Uykuda Olan Dev

Millet mi?
O bir zamanlar devdi.
Ama şimdi reklam arasında unutulmuş bir karakter gibi.
Karnı doyarsa susuyor, televizyonu açınca unutuveriyor.
Özgürlük, ekmek kadar önemli değilmiş gibi yapıyor.
Çünkü ona yıllardır anlatılan masal şu:
“Çorbanı içiyorsan özgürsündür.”
Ama kimse çorbanın aslında zincirle servis edildiğini fark etmiyor.

Saray: Tapınak mı, Set mi?

Saray artık bir devlet binası değil.
Bir gerçeklik stüdyosu.
İçeride ne söylense, dışarısı ona göre formatlanıyor.
Bir gün “barış” diyorlar, ertesi gün tank çıkıyor.
Bir gün “halk” diyorlar, ertesi gün halk susturuluyor.
Halk alkışlıyor çünkü reji kesmiyor sesi.
Halk ağlıyor ama kurgu masasında gözyaşı sansürleniyor.

Son Söz: Sezon Finali İçin Bedel Gerek

Bu karanlık operanın 81. sezonu yolda.
Senaryo hazır, baskı listeleri basıldı.
Ama final için tek bir eksik var: bedel ödemeye hazır millet.

Ey halk!
Eğer gerçekten millet olmak istiyorsan, artık seyirci değil, senarist olmalısın.
Korkunun ekranına değil, umudun meydanına çıkmalısın.
Ya bu dizinin bir final sahnesi olacak…
Ya da hepimiz perde arkasında silik gölgeler olarak kalacağız.

Çünkü unutma:
Diziler sonsuza dek sürmez.
Ama suskunluk sürerse, finali başkaları yazar.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar