Asrın delisi Donald Trump’ın talimatı ile başlayıp, Katar’da ki Amerikan askeri üssüne yapılan saldırıyla alevlenmesi beklenen İran İsrail savaşında Mollaların talebi ile ateşkes ilan edildi.
Katar’da ki Amerikan Askeri üssüne atılan bomba İran tarafından değil bizatihi Pentagon tarafından atıldığı aşikardır.
Eğer İran ateşkes talebinde bulunmamış olsaydı, bugün ABD İsrail’in yanında legal olarak resmen savaşa dahil olacak ve İran rejiminin sonu Saddam Hüseyin’den farklı olmayacaktı.
Molla rejiminin 46 yıllık yönetiminde ki tek doğru kararı, ateşkes talebinde bulunarak Donald Trump’ın İran’ı Irak’a çevirme planına engel olması ve Şer ittifakının savaş bahanesiyle Türk halkını katakulliye getirmesine darbe vurması oldu.
**
Peki biz bu savaştan bir ders çıkarıyor muyuz?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak acaba ne kadar hazır durumdayız?
✓ Hava, Kara ve Deniz Kuvvetlerimiz ne durumda?
✓ S-400 savunma sistemine ne oldu?
✓ Yunanistan F-35 savaş uçaklarına nasıl sahip oldu?
✓ F-35 savaş uçağı projesinden atılmamız beceriksizlik mi, yoksa ihanet mi?
✓ Savaşta en önemli unsurlarından biri olan yazılı ve görsel medyamız bize gerçekleri gösterecek mi?
✓ Olası bir hava saldırısında sivil halkın toplanacağı sığınaklara sahip miyiz?
**
“Etrafına korku salanın kendisi korkakların en büyüğü ve en aciz olanıdır.”
Eğmeden, bükmeden, zalimin zulmünden korkmadan, tam olarak şimdi bu sorulara kısa ve anlaşılır cevaplar vermeye çalışacağım.
**
- Hava, Kara ve Deniz Kuvvetlerimiz ne durumda?
Siyaset, çatışma ve uzlaşma demektir. Birbiriyle çatışan fikirler, farklı istekler, zıt çıkarlar, galip gelmek için kıyasıya birbirleriyle yarışırlar. Bir ordu içine siyaset girmiş ise o ordu dünyanın en ileri teknolojisine sahip olsa dahi en zayıf ülkeler karşısında yenilgi ve hezimet kaçınılmazdır.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin siyasete bulaşmadığına kanaat getiren varsa herhangi bir sorun yok demektir. - S-400 savunma sistemine ne oldu?
24 Kasım 2015’te Türk jetleri, bir Rus savaş uçağını hava sahasını birden çok kez ihlâl ettiği gerekçesiyle düşürdü.
Bunun üzerine Rusya ile Türkiye arasındaki gerilim, hem Suriye sahasına hem ikili ticari ve diplomatik ilişkilere büyük etkisi olacak şekilde tırmandı. Türkiye tarafından hazırlanan resmi özür mektubu Kremlin sarayında Vladimir Putin’in en üst düzeyde ki Türk heyetini kapıda bekleterek aşağılama seansı sonrası kendisine elden teslim edildi.
Dünyanın ikinci baş belası Vladimir Putin için bu bile yeterli olmamıştı. Türkiye Cumhuriyeti Devletinden Rusya’ya rüşvet vermesini istiyordu. O rüşvet Aralık 2017’de biri opsiyonlu 2 sistem, 144 adet S-400 satın alınması konusunda yapılan bir sözleşme ile verilmiş oldu.
Temmuz 2019 Tarihinde teslim edilen ilk sistem ve sonraki füzelerin akıbeti bilinmiyor.
**
- F-35 savaş uçağı projesinden atılmamız beceriksizlik mi, yoksa ihanet mi?
Birleşik Krallık, İtalya, Hollanda, Kanada, Avustralya, Norveç, Danimarka, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri
Türkiye hariç bu 7 ülke, F-22 raptor savaş uçağının hava üstünlüğünü, B-2 bombardıman uçağının radarlar da görünmez özelliğini, F-16 savaş uçağının saldırı kabileyetini, F-15′ savaş uçağının kusursuz tasarımını tek bir uçakta birleştirerek yeni bir savaş uçağı üretmeye karar verdiler. Bu uçak dünyanın en iyi 4 savaş uçağının tüm görevlerini yerine getirmesi amacıyla 5. nesil olarak tasarlandı.
Tüm hava koşullarına uygun, çok görevli bu savaş uçağına F-35 ismini verdiler.
Her bir F-35 uçağının üretim maliyeti ise145 Milyon Dolar ile 180 Milyon Dolar arasında bir tutara denk geliyordu.
Türkiye, Rusya’ya rüşvet verir gibi satın aldığı akıbeti meçhul S-400 füzeleri yüzünden bu projeden kapı dışarı atılmamış olsaydı anlaşma gereği bu uçaklardan 100 adeti Türk Hava Kuvvetlerinin envanterinde olacaktı. Böylelikle Türkiye Asya, Doğru Avrupa, Balkanlar, Afrika ve Ortadoğu’nun en güçlü hava savunmasına sahip tek ülkesi konumuna gelecekti.
Tek kelime ile buna beceriksizlik değil, ihanet denir.
**
- Yunanistan F-35 savaş uçaklarına nasıl sahip oldu?
F-35 projesinden atılmış olmamız sadece savunma gücümüze vurulmuş bir darbe olmakla kalmadı. Ekonomik olarak da bizlere onarılmaz büyüklükte bir zararı da getirdi.
F-35 savaş uçaklarının toplam 935 parçasını üreterek ihraç eden Türkiye’nin maddi kaybı tam olarak 27 Milyar Doların üzerinde oldu.
Daha da acı olanı, bizim olması gereken F-35 savaş uçaklarına Yunanistan talip olarak, proje ortağı ülkelerinden kabul onayını aldı.
**
- Savaşta en önemli unsurlarından biri olan yazılı ve görsel medyamız bize gerçekleri gösterecek veya anlatacak mı?
Zamanında, Hitler’e bağlı Alman medyası öyle yayınlar yapıyordu ki, 30 Nisan 1945’de Rus birlikleri orta Berlin’deki komuta sığınağına yaklaştığında dahi Alman halkı 2. Dünya savaşını kendilerinin kazandığını sanıyordu.
Olası böyle bir süreçte Türk medyasının durumu da 1945 Almanya sından farklı olmayacaktır. Nitekim bunu AKP iktidarının F-35 savaş uçağı ihaneti sonrası yaşamıştık. Başta A Haber olmak üzere iktidar yandaşı görsel ve yazılı basını F-35 savaş uçaklarını karalama yayınlarına başlamış, yeterli olmayınca bu defa halka İHA ve SİHA propagandası yaparak, bu insansız hava araçlarının F-35 savaş uçaklarından daha iyi olduğuna ikna etmeye çalışmışlardı.
Bir medya düşünün ki, henüz tasarım ve geliştirme aşamasında olan ve en iyi ihtimalle de minimum 10 yıl sonra seri üretime geçilecek olan KAAN savaş uçaklarını şimdiden Suudi Arabistan ve Endonezya’ya sattı bile.
Bu satılık, yandaş ve aşağılık medya İHA ve SİHA larla olası bir savaşta galip geleceğimiz yalanlarına bugün bile devam ediyor. Maalesef ve maalesef bu yayınlara inanan yüzbinler ve milyonlar var.
İHA ve SİHA lar F-35 Savaş Uçakları ile Kıyaslanabilir mi?
İHA Nedir?
Temelde gelişmiş ülkelerde ebeveyinlerin ilkokul ve ortaokul eğitimi gören çocuklarına oynaması için aldıkları, ancak askeri kaynaklar tarafından terör, casusluk ve özel görevlerde kullanmak üzere bağımsız kumanda ve silah sistemleri eklenerek, operasyonel hale getirilen çok geliştirilmiş dronlar’dır.
Öncelikle belirtmeliyim ki birazcık aklı olan hiç kimse böylesi saçma sapan bir kıyaslama yapmaz. Böyle bir kıyas, sinek ile Kartal’ı, Fare ile Arslan’ı karşılaştırmaya benzer.
Ama yandaş medyanın yalan propagandası ortada dururken ve birde bunlara inanan oldukça fazla bir topluluk gerçeği olunca açıklama yapmak gereği de kaçınılmaz oluyor.
**
- Olası bir hava saldırısında sivil halkın toplanarak hayatlarını koruyacak sığınakları var mı?
Şubat depremini hatırlayalım. 53 bin ölü, binlerce kayıp ve bu depremden bir şekilde zarar gören 12 Milyon insan
Bu insanlar günlerce enkaz altında bekledi ve imdat çığlıkları atarak can verdiler. Toplanma alanları denilen yerlerde Oteller, moteller, alışveriş ve iş merkezleri vardı.
Şimdi soruyorum…
Oturduğunuz site, bina, cadde ve mahallenizde sığınak var mı?
Özetle hepimiz Allah’a emanetiz.
Ama olsun. Yol yaptılar, köprü, alt geçit yaptılar.
Bir gün 1945 Almanyasında bir Alman gibi uyanıp, yıkıntılar arasında pişmanlık gözyaşları dökmemek dileklerimle






Bir yanıt yazın