Önce kendi babamdan başlayayım.İlkokul üçüncü sınıftan mezun ama bir kütüphane genişliğinde okuma odamız vardı.Anadili gibi almanca konuşur,bir hoca kadar din bilgisine,bir fizikçi kadar fizik bilgisine sahipti,Evimize üç gazete beş-altı tane bilimsel dergi girerdi.Bazılarınız hatırlar,bütün dünya, varlık ve daha şimdi ismini hatırlayamadığım dergiler.Bu kadar kültürlü bir adam,dayakla terbiye ederdi.Bir türlü aklım almazdı bunu, yaşlandığında sormuştum.”kızım köyden gelmiştik,bu koca şehirde sizi kaybetmekten o kadar çok korkuyorum ki,o yüzden di katı kurallarım ve çiğneyeni cezalandırmam.”
Onu affetmiştim,çünkü aile büyüklerinin baskısına rağmen bizi okutmuştu,bugün ben çocuklarıma çok iyi bir eğitim aldırıp, dünyanın öbür ucunda mutlu olmalarını sağlayabildimse bu annem ve babam sayesinde.
Sonra çocuklarımın babası,çok acılar çektirdi,çok mutsuz etti ama sonuçta bu dünya tatlısı çocuklarımı o verdi bana…
Baba olmak sorumluluk ister.Babadır evin direği…Bize böyle öğretmediler mi! Gelin görün ki hiç de öyle değil.Fizyolojik babalık değildir baba olmak…
Ne babalar tanıyorum ben,çocugu olmadığı için evlatlık alıp üstüne titreyen ,elini hiç onların üstünden çekmeyen!Geceleri üstü açıldığında derin uykularından uyanıp çocuklarının üstünü örten!Eli öpülesi,kutlanası babalar…
Ne babalar tanıyorum”ben kahvede ısınıyorum ,bana ne sizin odun kömürünüzden deyip,küçücük çocuklarını terkettikten sonra,bir kalem isterler diye ortadan kaybolup,tam 30 yıl arayıp sormayan!Sonra da çocuklarının okuyup adam olduğunu öğrenince peşlerine düşen…
Ne babalar tanıyorum,kendi tabağında, çocuklarının tabağında kinden daha çok köfte olduğu halde ,yine de çocuklarının birer köftesini alan”köpek herifler,onlar daha genç çok köfteler yerler, benim içkime lazım şimdi bu köfte”deyip!
Ne babalar tanıyorum,çocuklarının karnı doysun diye benzin istasyonunda çalışıp geceleri,tuvalete karton koyup onun üstünde uyuyan!
Ne babalar tanıyorum,üç kuruş başlık parası için,çocuk yaştaki kızını,dedesi yaşındaki adama satan!
Ne babalar tanıyorum,gittiği yerde kızının yüzü yere eğilmesin diye evini rehin verip kızına çeyiz alan…
Ne babalar tanıyorum,”bu kıza çok para harcadım okutmak için,önce bana borcunu ödesin,sonra kocaya gitsin”diyen…
Ne babalar tanıyorum karısı öldüğü için ,çocuklarına üvey anne bakışı tattırmayacağım deyip, çocuklarının yemeğini yapan, bulaşığını yıkayan,çorabını yamayan…
Ne babalar tanıyorum,”oğlum aslanlar gibi askerliğini yapsın gelsin deyip, eline kınasını yakıp, askere yollarken ”Oğlum, vatanına,bayrağına sahip çıkmazsan hakkımı helal etmem, ölürsen şehit olursun,alnının akıyla askerliğini bitirip dönersen de şerefli ve kahraman bir evlat olursun “diyen…
Ne babalar tanıyorum güle oynaya askere yolladığı oğlunun terör kurşunuyla şehit olup,cenazesi kapıya geldiğinde,acısını içine akıtıp”vatan sağolsun” diyen…
Ne babalar tanıyorum,fakirin fukaranın çocuğu askerlik yaparken sapasağlam oğluna rapor alıp askere göndermemeyi marifet sanan babalar…
Ne babalar tanıyorum çocuğuna tecavüz edildiği halde”ettilerse ettiler,benim çocuğum kime ne” diyen korkak,yalaka,satılmış babalar…
Ne babalar tanıyorum,namus belası diye sevdiğine kaçan kızını oğluna öldürtüp,birini mezara ,birini hapse gönderen cahil babalar…
Ne babalar tanıyorum kaçırılıp tecavüz edilen kızın,namusunu temizlediğini sanıp gözünü kırpmadan öldüren…
Ne babalar tanıyorum çocuğunun hayatı kurtulsun diye öküzünü – ineğini satıp onu okutmaya çalışan…
Ne babalar tanıyorum akşam olunca çocuklarına bir ekmek alamadım deyip hüngür hüngür ağlayan…
Ne babalar tanıyorum tüyü bitmedik yetimlerin parasıyla çocuklarına gemiler, uçaklar, hanlar, hamamlar alan…
Ne babalar tanıyorum,ülkesini bölük pörçük edip”babalar gibi satarım”diyen ve ülkesini ,insanını bütün dünyaya peşkeş çekip rezil eden…
Tren kazasında,maden ocağında,otel yangınında,savaşta evlatlarını kaybedip,onun acısına dayanabilen babalar tanıyorum ben.
Kendisi baba değilmiş gibi,bir babanın çocuğuna tecavüz eden, öldüren,onlara gereken cezanın verilmesini engelleyen, boykota katıldılar,gezi parkı’ndaki olaylara katıldı diye gencecik çocukları tutuklatan,hapse attıran babalar da tanıyorum…
Bir büyük baba tanıyorum ki…babaların babası…Ülkemin babası… Atam… Atatürk’üm… Görmedi dünya senin gibi ülkesine ve insanına sahip çıkan babayı bir daha…
Yüreği insan-ülke-evlat sevgisiyle çarpan,hem ana-hem baba olan gerçek anlamdaki babaların babalar günü kutlu olsun…


Bir yanıt yazın