Osmanlı Türk İmparatorluğunda dönme ve devşirmelerin tercih edilmesi nedeniyle tart edilen Türk evlatları, Ekonomik ve Sosyal hayatta’da dışlanınca malesef ortaya korkunç bir manzara ortaya çıkmış, Osmanların, Fatihlerin, Yavuzların, Kanunilerin gayret ve alınterleriyle kurulan, yükselen Dünya Cihan İmparatorluğunda Türkler dışlanınca ortaya Osmanlının enkazı kalmıştı.
Türk’ün esamesinin bile okunmadığı bu üzücü tabloyu Ahmet İhsan’ın “matbuat hatıralarım, 1930.s.111,112,113 adlı hatıralarından örnekler yazarak ortaya koyalım. Adı geçen eserden:
” İstanbul Başdeftardarlığı’nda bulunmuş olan büyükbabam Muhtar Efendi’fen kalma Vaniköyün’deki yalımızda ben dünyayı ilk görüp anlamaya başladığım vakit aile doktorumuzun adı Andonaki, eczacımızın ismi Petraki, babamın sarrafı Artin, bakkalımız Bodosaki, terzimiz Karnik, berberimiz Yani idi. Yalımızın önünden geçen tefeci Mişon, gevrekçi Yanko, yemişci Vasil bize her gün mal satardı. Yalıda sandalcımız Dimitri idi. Eve gelen bohcacı kadın Mannik Dudu idi. Biz bu bir sürü yabancıların alışverişini çok tabii buluyorduk.
Paralarımızı onlara düşünmeden veriyorduk. Ticaret, esnaflık ve sanayi ile uğraşan bu gayrimüslimlere hakaretle bakardık. Bu işleri İstanbullu beyler kendilerine layık görmezdi. İstanbul Türkleri hep hazır yiyici idi. Anadoludan ve Rumeliden İstanbula gelen Türkler ise hamal, küfeci ve rençberlikten ileri geçemezlerdi. Bu zavallılara “Kaba Türk” “Leblebici Türk ” der aşagılanırlardı. Boğaziçi den İstanbula bizi indiren vapurların kaptanlarının hiç biri Türk değildi. Bankalarda ve diğer idarelerde Türk görmek mümkün değildi. Gazetecilik, matbaacılık hep gayrimüslimlerin elindeydi. Günlük gazetelerin sahipleri Çirçil, Filip Mihran, Nikolaidi idi. İşte gördüğünüz gibi Türklük çökünce Devlette çökmüştü. Türk ipekçiliğinin dünyaca ünlü merkezi olan Bursa’da ham ipek imal eden 41 fabrikadan sadece 4 ünün sahibi Türklerdi.
Dünyada hiç bir İmparatorlukta görülmeyen bu aymazlığın sebebi Devletin gerçek sahibi Türkler değildi. Bu rezaletin sorumluluğu, dönme ve devşirmeleri Osmanlı yönetimine taşıyanlardır. Öyleki, Vezirazamlık, Vezirlik, Valilik, Kaymakamlık, Ordu Komutanlıkları, Saray, Köşk, Yalı, Konak sanki bu ecnebi mahlukatların tapulu malları idi. Türk evladı ise sadece SAVAŞ DİYİNCE akla gelmiştir. Gayrimüslimler az bir bedelle askerlik yapmaktan kurtulmuş, Araplar vergi ödemeden devletten het türlü tavizi koparmışlar, güneydoğu sadece vergi karşılığında dağlarda yapmadığını bırakmamıştır. Ama cephelerden cephelere koşan, şehit düşen, gazi olan ama barış zamanındada horlanan aşağılanan malesef hep Türkler olmuştur. Geçmişten ders çıkararak bir daha o günleri yaşamamak için Türkiye Cumhuriyeti Devletimize , kuruluş felsefe ve değerlerine sahip çıkalım.
Tarih ders almak içindir. Osmanlının son yıllarınndan örnekler verdik. Koca bir İmparatorluğu biz içeriden, onlar dışarıdan ikiyüz sene uğraşarak batırdık. İBRET ALINA. (saygılarımla).
Enver Kabul
Kaynakça: İstiklal Harbinde Etnik İhanet
Necdet Sevinç




Bir yanıt yazın