İRAN TÜRKLERİ – 57

Okuma Süresi:

3–5 dakika
❤️

Nadir Şah döneminde de Türkçe’nin gelişmesine önem verilmiştir. Nadir Şah, Türkçeyi yazı dili hâline getirmiştir. Deregez şehrinin Kelat kalesinin girişinde bulunan Türkçe kitabe buna işaret sayılabilir (Yaşayış 1388/2009). Ayrıca Nadir Şah’ın kâtibi ve vakanüvisi olan Esterebadlı Mirza Muhammed Mehdi Han’ın
“Senglah” adlı büyük Türkçe-Farsça sözlüğünü yazması da bunun önemli göstergesidir (Esterebadî 1374/1995: 7). Köprülü’nün (1979: 139) verdiği bilgiye göre bu kitabın Mabânî’l-luğat adlı birinci bölümünde Çağatay, Âzerî ve Osmanlı lehçeleri hakkında karşılaştırmalı bilgi verilmektedir.

15-17. yüzyıllarda sözlü edebî dil de çok büyük atılım yapar. Âşıklar çok duru Türkçe ile âşık şiirinin hemen her türünde mükemmel eserler verir. Köroğlu, Kerem ile Aslı, Garip ile Şahsenem, Şah İsmail hikâye ve destanları bu yüzyıllarda tasnif edilir. Kurbanîler, Hasta Kasımlar, Tufarganlı Abbaslar bu yüzyıllarda Türkçeye çağ
atlatırlar.

2.1.1.2.2. Hanlıklar Dönemi

Son Türk cihangiri Nadir Şah’ın ölümünden sonra (1747), kurduğu büyük Türk devleti parçalanarak hanlıklara bölününce dil, edebiyat ve kültür çalışmaları da hanlık düzeyine iner. Her Türk hanlığı kendi gücü nispetinde kültürel faaliyetlerini devam ettirir. Başında İbrahim Han’ın bulunduğu Karabağ Hanlığı Türk diline hizmet yönünden iyi bir mesafe kat eder. Hüseyin Baykara’nın büyük dil bilgini Ali Şir Nevaî’yi himayesine aldığı gibi İbrahim Han da iyi bir eğitimci, bilim adamı ve şair olan Molla Penah Vakıf’ı (1717-1797) yanına alır, hatta onu vezirlik makamına getirir. Vakıf, bir taraftan Kazak’ta, Şuşa’da okullar açıp eğitim faaliyetlerini yürütürken bir taraftan da Yunus gibi dupduru Türkçe şiirler yazar (Kafkasyalı 2002:II/585) Heyet’in ifadesi ile (1366/1987: 63-2/24) Vakıf, bu asrın en büyük şairidir. O şiir şekillerinde yenilik ve muhtevada realizmi getirmekle klasik edebiyatta yeni bir dönem başlatmıştır.

Vakıf, Azerbaycan edebî dilinin gelişmesinde büyük rol oynamıştır. O, halk dilinin zenginliklerinden büyük ustalıkla istifade ederek, hece vezniyle özellikle koşmalar yazarak Türkçeye büyük işlerlik kazandırmış, onu edebî-bediî dil seviyesine çıkarmış ve halk dili ile edebî dil arasında sağlam bir köprü oluşturmuştur (ACE 1978: II/384). Azerbaycan Türkçesinde bu durum hâlâ varlığını devam
ettirmektedir.

Molla Penah Vakıf devrinde edebî nesir, ilmî üslûp çok gelişir, pek çok ilmî ve edebî eser yazılır. Azerbaycan edebî Türkçesi millî hüviyet ve yaygınlık kazanır.

Mahallî lehçeler arasında irtibat gelişip, farklılıklar azalır. Fonetik unsurlar ve gramer sabitleşir. Eski sözlerin yerini yeni sözler alır ve edebî dil yeni boyut kazanır.

Bu akım 19. yüzyılda da devam eder.

17-18. yüzyıllarda bu coğrafyada Türkçe yazan şair ve yazarlardan bazılarının isimleri şöyledir: Mesihî, Safi Kulu Bey, Saib Tebrizî, Sanî mahlaslı Şah Abbas II, Urmiyeli Afşar Tarzî, Derunî, Mirza Muhsin Tasir, Rıza Kulu Han, Mirza Celil Şehristanî, Şeyhülislam Mirza Salih Tebrizî, Melik Bey Avcı, Govsî Tebrizî, Mevhub, Nazim, Baba Figanî, Nabi, Sihhat, Mevcî, Leşkerî, Mir Ali Tebrizî, Neşet, Meczub, Visalî, Zayirî, Safi Kulu Bey, Kavsî, Şeyhülislam Mevcî Tebrizî, Miri Bey,
Avare Bey, Mirza Muhammed Munşî, Murtaza Kulu Han Namî, Neşet Şirvanî…

Ayrıca Hindistan Türk saraylarında bulunan ve şiirlerini Türkçe yazan bu devir Azerbaycanlı şairlerden bazıları da şunlardır: Baharlu Kalbi Ali Bey, Şirazlı Anka, Şirazlı Itrî, Gilanlı Hilmî, İsfahanlı Yakina ve Taib. Son altı Azerbaycanlı şair hakkında Osmanlı kaynaklarında pekçok bilgi bulunmaktadır (Köprülü 1979:
II/138).

Evliya Çelebi, bu yüzyılda Tebriz’i ziyaret ettiğinde yetmiş sekiz divan sahibi sade dilli, açık ifadeli şair ile görüştüğünü, pek çok aydın ilim adamının olduğunu yazar. Edhemî, Çâkirî, Câbî, Râzî, Seydî, Vahidî, Yezdan Ağa, Merdan Ağa Han, Kurban Kulî, Hoca Takdî, Pir Baş Ağa, Mirza Bay, Hüsam Ağa, Elvend Ağa, Rıza
Bey, Kelb Kulî ve Dede Şermî’nin meşhur şairler ve Yaverî, Şâbî, Sâib’in ise ünlü bilginler olduğunu bildirir (Evliya Çelebi: II/127).
Molla Penah Vakıf’ın çağdaşları ve devamcıları olan Molla Veli Vidadî, Salik, Abbas Kulu Ağa Kudsî, Kerbelayı Abdullah, Valeh, Kasım Bey Zakir, Seyid Azim Şirvanî, Mirza Nasreddin Bahar, Mirza Şafi Vazeh de önemli Türkçe eserler vücûda getirmişlerdir. Mirza Şafi Vazeh’in (1794-1852) Tiflis Gimnaziyası Şark Dilleri Bölümünde ders verirken yazdığı “Kitab-ı Türkî” adlı Türkçe ders kitabı uzun süre Kafkas ülkelerinde ders kitabı olarak okutulmuştur (ACE 1978: II/388).

Şu da bir gerçek ki, Safevî Devleti’nin ardından Nadir Afşar’ın devletinin yıkılmasından sonra da -hatta Türk olmayan Zendler döneminde de- Türkçe saray ve ordu lisanı olmakta devam etmiştir. Bu devirde Türkçe yazan ünlü şairler de şunlardır: Tebriz yakınlarındaki Tufargan’da Nizameddin Muhammed Tufarganî,
Şeyhülislam Seyid Fettah Marağayî, Hoylu Hacı Hudaverdi, Topçu, Zülalî, Ağa Mesih Şirvanî, Muhammed Hüseyin Han Muştak, Mirza Abdurrezzak Naş’a Tebrizî, Lutfeli Beg Azer, Hatif İsfahanî.
İran’daki en köklü Türk hanedanından biri olan Kaçar sülalesi devrinde Türkçe, sarayda ve orduda birinci dil olma özelliğini korumuştur. Kaçarlar devrinde pek çok şair Türkçe eser vücuda getirmiştir. Bunun yanında birçok şair de iki dilde, yani Türkçe ve Farsça eserler vermişlerdir. Asar ve Abdülrezzak Dünbülî bu devrin ünlü edipleridir.

Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar