İRAN TÜRKLERİ – 53

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

Netice itibariyle, bahsedilen tasnifler İran Türkçesi üzerine yapılacak bilimsel bir çalışmada kullanılabilecek netlikte ve kolaylık sağlayıcı nitelikte olmadığından uzun süreli çalışmalarımız ışığında bilimsel incelemelerde esas alınması daha uygun olacak yeni bir tasnif yaptık. Bu tasnifte zaman esas alınmış olup, dilin halk, edebî
şahsiyet ve devlet nezdindeki kullanımı ise dönemlerin içeriğini oluşturmuştur.

İran Türkçesinin Gelişim Süreci
1. Başlangıç Dönemi: İran Coğrafyasında Türkçenin Yayılması
2. Gelişme Dönemi
2.1. Safevî Dönemi: Türkçenin Devlet Dili Olması
2.2. Hanlıklar Dönemi
3. Duraklama Dönemi
3.1. Kuzey Azerbaycan Türkçesinin Seyri: 1828’den Günümüze
3.2. Kaçarlar Dönemi
3.3. Pehlevîler Dönemi
3.4. Devrim Sonrası

2.1.1. İran Türkçesinin Tarihî Arka Plânı

Tarihî kaynaklar, kadim adı Türkistan olan Orta Asya’dan doğu ve batı yönüne iki büyük Türk göçünün olduğunu, doğuya gidenlerin Bering’den geçerek Alaska’ya ulaştıkları; batıya gidenlerin ise Derbend’den geçerek Kafkasya, Azerbaycan, İran ve Irak coğrafyasına yayılıp buraları vatan yaptıklarını bildirmektedir.

Böylece milattan 4-5 bin yıl önceden İran’ın bütün batı, merkez ve Hazar’ın güney eyalet ve vilayetlerinde daima Türkçe konuşan halklar, kabileler, topluluklar yaşamıştır.

Son yıllarda bazı Türk ve yabancı bilim adamları, Türkçenin dünyanın en kadim ve en zengin dili olduğu yönünde çok önemli görüş ve bilgiler ortaya koymuşlardır.

Macar asıllı Amerikalı bilim adamı Gyula Décsy bunu “Ön-Türkçe (Proto- Türkçe)’de bulduğumuz 3400 kelimelik ana söz dağarcığı, dünyadaki belli başlı dil ailelerinin proto-dillerinden daha çok ve zengindir (…the inherited Old-Turkic/Proto- Turkic vocabulary comprises close to 3,400 indigenous words–the largest of the
lexicon of any well-established proto-language…, s. 10)” (Kocaoğlu 2001: 619 vd.) şeklinde ifade etmiştir.

Decsy, Ön-Türkçe (Proto-Turkic) ile başka dil ailelerini, kelime zenginliğine göre şöyle karşılaştırmaktadır:

Proto-Ural söz dağarcığı (M.O. 4000) = 500 kelime
Proto-Fin-Uygur söz dağarcığı (M.O. 3000) = 1200 kelime
Proto-Germen söz dağarcığı (M.S. 500) = 1800 kelime
Proto-Slav söz dağarcığı (M.S. 800) = 2.000 kelime
Proto Hint-Avrupa söz dağarcığı (M.O. 4000-3000) = 2400 kelime
Proto-Türk söz dağarcığı (M.O. 4000-3000) = 3400 kelime (Kocaoğlu 2001:620).

Avrupalı ve Amerikalı tarihçilerin delillerle bildirdiklerine göre Hint-Avrupa dilli halklar bu cümleden Parslar, ancak milattan önce 900 yıllarında İran’a gelmiştir. M.Ö. 5500 yıllarına kadar yani 3600 yıl onlardan önce bu coğrafyada yaşayan ve İran’da hâkimiyeti ellerinde bulunduran Türkler, resmî dil olarak Türk İlam dilini, alfabe olarak da çivi yazısını kullanmışlar. Bugün de bahsi geçen
bölgelerde Türkler yaşamakta ve Türkçe konuşulmaktadır (Diker 2000: 515 vd.;Zehtabî 2000: I/1).

M.Ö. 331 yılında Azerbaycan’da Atropatkan/Azerbaycan devletinin
kurulmasıyla Türk dili ve edebiyatı ciddî gelişme gösterir. 477 yıl İran’a hükümran olan Part / Eşkanîler döneminde ise devlet dili Türkçe olmaz ama ülke genelinde halk Türkçe konuşur. Eşkaniler devrinde İran Türklerinin dil, folklor ve edebiyatları çok gelişir. Eşkani hakanları edebî eserlere çok önem verirler. Fakat Sasaniler
iktidara geldiğinde Türkçe eserler Farsça’ya adapte edilip, sonra ortadan kaldırılır.

Sasaniler, aydınları Farsça yazmaya zorlar. Sasanilerden sonra hanlıklar döneminde de bu durum devam eder. Nizamî, “Leyla ve Mecnun” eserini Türkçe yazmak istediğini ancak mecburen Farsça yazdığını eserin ön sözünde ifade etmektedir (Araslı Nuşabe 1985:202; Zehtabî 1380/2001: 22).

İran Türklerinin ekseriyeti, Azerbaycan kültür sahası dâhilindedir. Çünkü Azerbaycan’ın kültür sahası İran, Kafkasya, Doğu Anadolu ve Irak Türklerinin yaşadığı yerleri kapsamaktadır. Köprülü’nün ifade ettiği gibi (1979: 119) İran, Kafkasya, Doğu Anadolu ve Irak Türklerinin yaşadığı bölgeye Azerbaycan Kültür bölgesi ve bu bölgede binlerce yıl zarfında zengin bir edebiyat vücuda getiren “edebî lehçeye” de Azerî Lehçesi demek doğru olur. Bağdat’ta Fuzûlî, Sivas’ta Kadı Burhanettin, Erzurum’da Kadı Darir, Kars’ta Şenlik, Tiflis’te Mirza Şafi Vazeh, Karabağ’da Mir Hamza Nigârî, Kazak-Borçalı’da Vakıf ve Vidadî, Gence’de Kurbanî, Şamahı’da Sabir, Gökçe’de Aliasker, Erivan’da Mirza Muhammed Hüccet,
Dikmetaş’ta Hasta Kasım, Tebriz’de Mirza Muhammed Razi, Save’de Tilim Han, Kaşkay ilinde Mezun Kaşkayî, Urmiye’de Dollu Mustafa ve Balovlu Miskinler Azerbaycan kültür coğrafyasının sınır taşlarıdır.

İran ve Kafkasya’da Türk dilinin yayılmasını ve yerleşmesini temin eden Türk göçleri ve iskânları, uzun asırlar esnasında tedricî bir şekilde ve tabaka tabaka gerçekleştiği için muhtelif Türk şubelerine mensup boyların bazen birbirleri ile bazen muhtelif yerli unsurlarla karışması neticesinde, muhitin özelliklerinin de tesiri ile birbirinden az çok farklı şive ve ağızlar oluşmuştur. Bugün Şeki ile Bakû, Kazak ile Gence, Karabağ ile Tebriz, Erdebil ile Urmiye şiveleri birbirinden az çok farklılık arz etmektedir (Köprülü 1979: II/121). Bu farklılık Kaşkay ve Şahseven Türklerinde bir az daha fazladır. Hâl böyle olmasına rağmen, İran coğrafyası dâhilinde bulunan
Türkmen, Kazak ve Halaç gibi Türk unsurların farklılık arz eden Türkçeleri dışında, İran Türklerinin Türkçesi Azerbaycan Türkçesi adı altında değerlendirilebilir.

Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar