1.3.18. Şahsevenler
“Şahseven” adı bir Türk boyunun adı olmaktan ziyade I. Şah Abbas (1587-1628)’ın Şeyh Safîyüddin’in tarikatına bağlı olan ve iktidarı destekleyen pek çok Türk boyunu ve ailesini “Şahseven” adı altında toplayarak meydana getirdiği siyasî oluşumun adıdır.
Rivayetlere göre Şahsevenlerin esas yekûnu Şah Abbas’ın kabulü
üzerine Yunsur Paşa’nın başkanlığında 3300 aile/ocak şeklinde, her ocak 8-10 kişi kabul edilecek olsa yaklaşık 30 bin kişi olarak Türkiye’den gelmişlerdir. Bunlar zamanla Erdebil, Horasan ve Save bölgelerinde kümeleşmişlerdir. 1828 ve sonrasında Rusların Muğan’ı işgal edip aşağıya inmeleri ile Şahsevenlerin bir kısmı
Urmiye tarafına göçmüş daha sonra da eski yerlerine gitmişlerdir.
Bağdadî ve İnallu boylarından oluşan Save Şahsevenleri, Kum ile Save arasında sakin bulunmakta ve bir İlhan ile dört il beği tarafından idare edilirler. Bağdadî boyu Şah Abbas zamanında Şiraz’dan buraya gelmiş ve 800 aileden ibarettir. Bu boy 14
ocaktan meydana gelmektedir. Kelavend, Köseler, Kara Koyunlu, Mu{tabandlu, Yarcanlı, Ahmedlu, Ali-Kurtlu, Satılu, Kutlu, Kasımlu, Sulduz, Hüseynhanlu, Döger, Nilkaz, Mehdilu.
İnallu boyu ise 1000 aileden ibaret olup, Kürtlerin baskısından bölgeyi korumak için Nadir Şah tarafından Muğan’dan getirilip Hamse’ye yerleştirilmiştir. Ancak Nadir Şah, Şahsevenlerin bir kısmını ülkenin çeşitli yerlerine dağıttığından ülkenin muhtelif yerlerinde dağınık vaziyette de hayli Şahseven vardır.
Şahsevenlerin kullandıkları Türkçe Azerbaycan Türkçesine çok yakın bir Türkçedir (Minorsky 1979: 288 vd.).
Kum-Save bölgesinde alan araştırması yaparken on bir Şahseven boyunun tespiti yapabildik. Adları şöyledir: Keleven, Lekler, Zeğel, Calallı, Sulduz, Memmedli, Yarcanlı, Musulu, Zerger, Deler, Köseler (Kafkasyalı 2009: 209).
1.3.19. Şahayağı (Şayağı/Şayagı) Türkleri
Anlatılanlara göre Şahsevenlerin aksine “Şaha Yağı” yani Şaha düşman olan siyasî bir grup I. Şah Abbas veya selefleri tarafından merkezden uzaklaştırılıp Urmiye gölünün güneyinde Soğukbulak (Mehabad) ile Nağadey arasındaki bölgeye Arap-Kürt sınırına sürgün edilmişlerdir. Bunlar gittikçe azalmış ve şimdi Nağadey’den Mehabat’a giderken güneybatıda “saral” bölgesinde dağ yamaçlarında yer alan birkaç küçük yerleşim yerinde yaşamaktadırlar. Sayıları çok azdır.
Sonuç olarak denilebilir ki, İran coğrafyası da Anadolu gibi Türk Dünyasının bir kesiti gibidir. Her Türk boyundan insanın bulunduğu ve bütün Türk kültür unsurlarının yaşadığı kadim bir Türk yurdudur. Ortak özellikleri, Türk oluşları ve Türkçe konuşmalarıdır. İran Türklerinin toplam nüfusu, 2008 yılı itibarıyla 35 milyon civarındadır. Bu da ülke nüfusunun yarısına tekabül etmektedir. Ülkedeki, Arap, Lor ve diğer halklar da hesaba katıldığında ülke yönetimini ve kültürel hâkimiyeti elinde bulunduran Farsların azınlıkta olduğu görülür.
İran Türkleri, Güney Azerbaycan, Horasan/Türkmensahra ve Güney ve Merkez Türk Yurtları diye adlandırılan üç büyük bölgede yaşamaktadırlar.
İran Türkleri, emperyalist güçler ve onların yerli işbirlikçileri tarafından “Azerî”, “Kaşkay”, “Şahseven”, “Şayağı (Şaha yağı)”, “Karapapak” gibi yaşadıkları coğrafya, mensup oldukları hanedan, geçmişte yüklendikleri sosyal statü veya giyim kuşamlarından yola çıkılarak değişik adlarla anılmakta, farklı halklar, milletler gibi
gösterilmeye çalışılmakta, bununla da 35 milyonluk bu büyük Türk gücü parçalanmak istenmektedir.
İran Türklerinin tamamı Müslüman’dır. % 90-95’ten fazlası İslâmın On İki İmamlı Şiâ mezhebine mensuptur. % 10’dan az kısmı ise İslam’ın Sünnî (Şafî, Hanefî) mezhebine mensuptur. İran Türkleri arasında mezhep taassubu yoktur.
Radyo ve televizyonda yapılan dinî yayınlar tamamen Şiî mezhebi üzerine yapılmasına rağmen, Türkiye’de İstanbul ve Kars’ta; Azerbaycan’da Bakû ve Kazak’ta olduğu gibi Urmiye ve Bendere Türkmen gibi İran’ın pek çok yerinde de Sünnîlerle Şiâlar aynı camide ibadet edebilmektedir. İran Cumhurbaşkanı Ahmedî
Nejad’ın İstanbul’da 15 Ağustos 2008 Cuma günü Sultanahmet Camiî’nde namaz kılması da iyi bir örnektir.
Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.






Bir yanıt yazın