ORMANLARIMIZ İÇİN ARDIÇ KUŞU VE ALAKARGA!!!

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Bir şahsın yaşadıkça memnun ve mutlu olması için lazım gelen şey,
kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmasıdır.
Mustafa Kemal ATATÜRK

Değerli arkadaşlar,

21 Mart Dünya Ormancılık günüdür. Ve bu hafta da ülkemizde Ormancılık haftası olarak kutlanır. Güzel ülkemizin doğal zenginlikleri içinde ormanlarımız çok önemlidir. Ne yazık ki yıllardır kişisel çıkarlarımız uğruna ormanlarımızı yok etmek için her olanağı kullandık. Her yıl çıkan yangınlar ile yaklaşık 11 milyon hektarlık orman alanımızı kaybediyoruz. Buna karşın çevreye duyarlı kuruluş ve vatandaşlarımız sayesinde, ormanlarımızın korunması ve geliştirilmesi için birçok proje üretilmektedir.

İşte bu projelere benim de katkım olsun istedim. Yapılacak bir proje ile Ardıç ağacının ekimi için çalışan Ardıç kuşu ile Meşe ağacının yetişmesi için çalışan Alakargaların, kurulacak kuş evlerinde üretilmesine ve doğaya salınmasına katkıda bulunalım. Çünkü;

  • Ardıç kuşu, ülkemizdeki ormanların %8 ni oluşturan, erozyonu önlemede çok önemli olan, günlük su ihtiyacı çok az olan ve kıraç alanlarımız için ideal sayılan, yangına karşı da en dirençli ağaç türü olan ARDIÇ AĞAÇLARININ her gün ekilmesinde çalışan bir doğal işçidir. Bu kuşlar, Ardıç ağaçlarından yere düşen tohumları yediğinde, tohum kabuğunu mide ve barsaklarında eritip, dışkısı ile ardıç tohumunu toprağa bırakır. Böylece Ardıç tohumu, hazır gübreli olarak toprağa ekilmiş olur.
  • Alakarga da, yemek için topladığı meşe palamutlarını birer birer toprağa gömer. Önce bir delik kazar, palamudu içine koyar ve daha sonra diğer hayvanların bunu fark etmemesi için itinayla deliğin üstünü kapatır. Bu yerleri daha sonra tekrar bulabilmek için dikkatlice işaret koyar. Belli ağaçlar, düşmüş kütükler, kaya parçaları gibi nesneleri işaret olarak kullanır. Hatta bazen buralara küçük taş parçaları taşıyarak yanlarına işaret koyar. Bazı türlerin günde binden fazla meşe tohumu depoladığı kaydedilmiştir. Bir mevsimde toplam 100.000 gibi yüksek miktarda tohum depolarlar. İyi hafızasına rağmen bu kuşların gömdüğü meşe palamutlarını unuttukları yerler de vardır. Bu da meşe filizlerinin tekrar yeşillenerek topraktan çıkmasını sağlar.

Değerli arkadaşlar,

Ormanlarımızda ARDIÇ KUŞU ile ALAKARGA sayısını ne kadar artıracak olursak, ağaç ekimine o kadar katkıda bulunabiliriz. Ancak bu kuşların çoğaltılması yanında, avcılarımız tarafından da vurulmasını önleyelim. 2005 yılından beri avlanması yasak olan Ardıç kuşu, ne yazık ki lezzetli eti için kaçak avlanmaya devam ediliyor.

Burada, çevre ve ormanlarımızı korumayı üstlenen, tüm kurum ve kuruluşlar ile yerel yöneticilerimizi, avcılık kulüplerimiz uyaralım. Gereken işbirliği ile doğal yaşamımızda ağır işçi sayılan bu kuşlarımızın, avcılık dönemlerinde hayatta kalmasının önemini halkımıza anlatalım.

Kazanan güzel ülkemiz ve değerli halkımız olacaktır.

Sevgi ve saygılarımla (26.03.2025).



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. EMİN Emin EĞRİ avatarı
    EMİN Emin EĞRİ

    Çok güzel bilgi bilmeyenler için. Gerçekten Ardıç tohumundan ağaç elde etmenin çok zor olduğunu okumuştum. Ciddi miktarda Ardıç ağacının da azaldığı açıklanmaktadır. Bir de Ardıç Kuşlarının kolay yiyecek bulması da zahmetli ardıç tohumundan uzaklaştığı açıklanmaktadır. Karganın diğer mahareti de aynen meşe palamudu sakladığı gibi ceviz taşıması sırasında düşürmesi de geleceğin ağacı olabilmektedir.

  2. Mehmet Boz avatarı
    Mehmet Boz

    Sn.Körpınar’ın DÜNYA ORMANCILIK GÜNÜ kapsamında atırlatmalarına teşekkür ederim.
    Aslında bir çoğu beşeriyetin ihlallerinden kaynaklanan doğal afetlerde müdahale etmesinde Mehmetçiğin geri plana atılması siyasal bir seçim olmalı!!
    Saygılarımla…

  3. Canan Can Y. avatarı
    Canan Can Y.

    Ormanda her kuş çeşidimiz olsun. Her 4 ayaklı hayvanlarımızda olsun. Sincap’ ta olsun..

    Geçen yıl sonbaharda köyümüzü ziyaret ettikten sonra, Kalecik, Çankırı , Çubuk üzerinden Ankaraya geldik.

    Abiyim, ben ve yiğenim.
    Çankırıya yaklaşırken, yola uzak dağlık yerde iki kişi küçük bir ağaç, çalıdan birşeyler topluyorlardı. Gözünüzün baktığı yerlerde ağaç yok, her yer bozkır.

    Benim dikkatli, dikkatli çevreye bakmam abiyimin dikkatini çekti.

    Timur 1402 de Yıldırım Beyezid ‘ ile buralarda karşılaştı dedi.
    Bütün iç Anadolu Alıç ağacı ile doluymuş .
    Timur, 1398 de Hindistan seferinde edindiği savaş Fillerini bu Ankara Muharebesin de kullanıyor.

    O kadar sık orman ve Ardıç ağacı varmış ki, bu kocaman Filleri, buraya saklamışlar. O kadar yeşillikten yere iğne atsan düşmeyecek halde.

    Şimdi oralardan geçerken, her yer bomboş, devletin ilgisizliğinden, halk bu ormanları yok etmişler. Eskinden kışlar o civarda çok çetin geçermiş. İç Anadolunun bütün ağaçlarını kesmişler, hayvanlarının etini yemişler. Bu kesilen ağaçların yerine yenisi dikilmemiş.

    Bu görevi yapan kuşların etinide yemişler.
    Bugün oraları görseniz çöl olmuş.
    Bir zamanlar Timur’ un fillerini sakladığı ormanlar.

    Halkımızı, Politikacıları bilinçlendirmemiz lağzım.

    Ümmetçilikle, hiç biryere varılmaz. Günde 5 vakit yeri, halıyı öpenler onun yerine günde 5 fidan dikseler daha hayırlı olur. Hem insanlığa hem doğaya.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar