Sefa Yürükel
Türkiye’nin İç ve Dış Politikadaki Pragmatik ve Megaloman Yaklaşımının Eleştirisi
Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarında Türkiye, hem iç hem de dış politikada büyük dönüşümler geçirmiştir. Erdoğan yönetimi, iç politikada güçlü bir merkeziyetçilik ve popülist söylem üzerinden otoriterleşirken, dış politikada ise pragmatik ve fırsatçı manevralarla uluslararası arenada yönünü sürekli değiştiren bir strateji izlemiştir.
Türkiye’de Erdoğan’ın siyasal liderliği, 2002’den itibaren bir dönüşüm sürecini beraberinde getirmiştir. Başlangıçta demokratikleşme ve AB üyelik süreci gibi Batı yanlısı politikalar izleyen AKP, özellikle 2010’lu yıllardan sonra otoriterleşen bir yönetim anlayışına evrilmiştir. Benzer şekilde, dış politikada “komşularla sıfır sorun” doktrini terk edilmiş, anlık çıkarlarla şekillenen pragmatik ve kişiselleşmiş bir diplomasi benimsenmiştir.
Bu bağlamda, iki temel başlık altında Erdoğan’ın yönetim anlayışını inceleyebiliriz :
1. İç Politikada Pragmatizm ve Megalomani
2. Dış Politikada Pragmatizm ve Megalomani
1. İç Politikada Pragmatizm ve Megalomani
1.1. Erdoğan’ın Popülist Pragmatizmi
Erdoğan’ın iç politikadaki pragmatizmi, onun siyasi ittifakları, anayasa değişiklikleri ve kriz yönetimi bağlamında şekillenmiştir:
• Siyasal İttifakların Değişkenliği: Erdoğan, 2002-2015 yılları arasında liberal entelektüeller, Gülen hareketi ve muhafazakâr kesimlerle iş birliği yaparak gücünü artırmıştır. Ancak 2016 sonrası süreçte Gülen hareketi ile yollarını ayırmış, 2018’de Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile kurduğu Cumhur İttifakı sayesinde iktidarını sürdürmüştür.
• Anayasal Değişiklikler ve Güç Konsolidasyonu: 2017’de gerçekleştirilen referandum ile parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçilmiş, yürütme yetkileri tek bir kişide toplanmıştır. Bu durum, karar alma süreçlerinde Erdoğan’ın kişisel iradesini merkeze koyan bir yapı oluşturmuştur (Özbudun, 2018).
1.2. Megalomani: “Tek Adam” Yönetimi ve Lider Kültü
Erdoğan’ın iç politikada giderek artan otoriter eğilimleri, güçlü bir lider kültü inşa etmesiyle belirginleşmiştir:
• Bağımsız Kurumların Zayıflaması: Yargı, medya ve akademi üzerindeki baskılar, Erdoğan’ın mutlak otoritesini pekiştiren unsurlar olmuştur (Gürsoy, 2020).
• Dini ve Tarihi Referanslarla Güç Tahkimi: Erdoğan, Osmanlı mirasını ve İslamcı söylemi kullanarak kendisini “Yeni Türkiye” vizyonunun mimarı olarak konumlandırmıştır (Yavuz, 2021).
2. Dış Politikada Pragmatizm ve Megalomani
2.1. Pragmatizm: Dış Politikadaki Çizgisizlik ve Çıkar Odaklılık
Erdoğan yönetiminde Türkiye’nin dış politikası sık sık yön değiştirmiştir. Başlangıçta “Stratejik Derinlik” doktriniyle şekillenen dış politika, ilerleyen süreçte tamamen pragmatik ve günübirlik hamlelere dönüşmüştür.
• ABD ve NATO ile Gelgitli İlişkiler: 2009-2015 döneminde ABD ile stratejik ortaklık vurgusu yapılırken, 2016 sonrası süreçte Rusya ile yakınlaşma politikası benimsenmiştir. Ancak, ABD yaptırımları ve F-35 krizleri sonrası, Türkiye Batı ile ilişkilerini yeniden güçlendirme arayışına girmiştir (Öniş, 2022).
• Rusya ile Çıkar Odaklı İş Birliği: Türkiye, 2015’te Rus uçağını düşürdüğünde Moskova ile ilişkiler kopma noktasına gelmiş, ancak 2016 sonrası süreçte S-400 alımı gibi hamlelerle Rusya ile yakınlaşma sağlanmıştır. Bu çelişkili politika, Türkiye’nin güvenilirliğini sorgulatmıştır.
• Ortadoğu Politikası: Düşmanlık ve U Dönüşleri: Türkiye’nin Mısır, Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkileri büyük dalgalanmalar göstermiştir. Arap Baharı sırasında Müslüman Kardeşler’e destek veren Türkiye, 2021 sonrası süreçte Mısır ve Körfez ülkeleriyle normalleşme arayışına girmiştir (Altunışık, 2023).
2.2. Megalomani: Erdoğan’ın Bölgesel Güç Olma İddiası
Erdoğan’ın dış politikadaki söylemleri, Türkiye’yi bölgesel bir hegemonya adayı olarak sunma eğilimi göstermektedir:
• Neo-Osmanlıcı Retorik: Erdoğan, Osmanlı İmparatorluğu’nun mirasını sıkça referans alarak Türkiye’nin küresel bir güç olması gerektiğini vurgulamaktadır (Bacık, 2020).
• Batı Karşıtı Söylem ve İç Politika Kullanımı: Erdoğan, Batı’yı sıkça sömürgeci ve emperyalist olarak tanımlarken, aynı zamanda AB ve ABD ile ekonomik ilişkilerini sürdürmektedir.
Sonuç ve Değerlendirme
Erdoğan’ın iç ve dış politikadaki pragmatik ve megaloman yaklaşımı, Türkiye’nin demokratik ve kurumsal yapısını zayıflatmış, uluslararası alandaki güvenilirliğini sorgulatmıştır. İç politikada lider kültü ve otoriterleşme eğilimleri artarken, dış politikada günübirlik çıkarlar doğrultusunda değişen ittifaklar Türkiye’yi uluslararası sistemde öngörülemez bir aktör haline getirmiştir.
Kaynakça
• Altunışık, M. (2023). Turkey and the Middle East: Shifting Alliances and New Strategies. Oxford University Press.
• Bacık, G. (2020). Hybrid Sovereignty in the Arab Middle East: The Cases of Syria, Iraq, and Yemen. Springer.
• Gürsoy, Y. (2020). “Turkey’s Judiciary Under Authoritarian Transformation.” Democratization, 27(6), 1015-1034.
• Öniş, Z. (2022). The Political Economy of Erdogan’s Turkey: Institutional Change and Foreign Policy. Cambridge University Press.
• Özbudun, E. (2018). Turkey’s Judiciary and the Crisis of Rule of Law. Routledge.
• Yavuz, H. (2021). Erdoğan’s New Turkey: Islam, Democracy, and the AKP. University of Utah Press.



Bir yanıt yazın