Türkiye tarihinin en büyük toplumsal hareketlerinden biri yaşanıyor. Sokaklar, adalet ve demokrasi talebiyle dolup taşıyor. İktidarı değiştirmek isteyen geniş halk kesimleri, yoksulluğa, hukuksuzluğa ve baskıya karşı ortak bir ses yükseltiyor. Olayları doğru okumak lazım.Konu “Ekrem İmamoğlu’na yönelik siyasi müdahale” gibi görüntüde bu öfkenin fitilini ateşleyen unsurlardan biri olsa da, sokaklara dökülen kitlelerin temel derdi ve gerçek talebi çok daha büyük: bu dert esas olarak iktidar tarafından Türkiye’de demokratik değerlerin gasp edilmesi, ekonomik çöküş ve iktidarın halkı hiçe sayan yönetim anlayışıdır. .
Bugün Türkiye’nin dört bir yanında bir araya gelen milyonlar, bu düzenin değişmesini istiyor. Gezi Direnişi’nde örgütsüz bir halk hareketi vardı; ancak bugün muhalefet daha organize ve ortak bir hedef etrafında birleşmiş durumda. Bu kez değişim umudu çok daha güçlü. Sokaklar, halkın en meşru direniş alanı haline gelmiş durumda. Seçim süreçlerinin hukuk dışı müdahalelerle iktidarın lehine işletildiği bir ortamda, sokak halkın en büyük meşru gücü olarak öne çıkıyor.
Sokaklar Vatandır, Halkın Gücü Değişimi Sağlayacaktır
Türkiye’de hukukun işlememesi ve tüm demokratik mekanizmaların iktidarın kontrolüne girmesi, halkı doğrudan harekete geçmeye mecbur bırakmıştır. “Sine-i millete dönmek” olarak tanımlanan süreç, halkın doğrudan iradesini ortaya koymasıdır. Sokakların gücü, yalnızca bir protesto değil, iktidarın meşruiyetini sarsan bir halk hareketine dönüşmüştür.
Bu mücadelede en önemli unsurlardan biri de devletin içinde yer alan milli güçlerin halkın yanında yer almasıdır. Devlet, halkın haklı ve demokratik taleplerini bastırmak yerine, iktidarın provokasyonlarına karşı durmalı ve halka karşı olası saldırıları önlemelidir. Devlet görevlileri, halkın meşru taleplerine karşı güç kullanan yetkililere karşı hukuki adımlar atmalıdır.
İktidarın Kaçışı ve Hesap Vermesi Kaçınılmazdır
Eğer iktidar, halkın meşru taleplerine karşı hukuksuz yöntemlere başvurursa, bu süreç yalnızca bir protesto dalgası olmaktan çıkar ve gerçek bir halk hareketine dönüşebilir .
Olası bir baskıya karşı halk, iktidarın tüm sembollerini ve yapılarını demokratik bir şekilde kuşatmalı, işgal etmeli ve halkın iradesini yok sayan bu sistemden hesap sormalıdır.
Bu süreç, Türkiye’de yeni bir dönemin başlangıcıdır. Halkın direnişi meşrudur, çünkü mevcut iktidar uzun süredir hukuk dışı yöntemlerle ayakta kalmaktadır. Bu direnişin büyümesi, Türkiye’nin demokratik geleceğini yeniden inşa etmesi açısından kritik bir fırsattır.
Halkın meşru gücü karşısında titreyen iktidar, ya bu taleplere boyun eğmek zorunda kalacak ya da tarih sahnesinden silinecektir. Bugün sokaklar, halkın iradesinin gerçek bir temsili olarak tarihe geçmektedir.
Vakit tamamdır!
Sokaklar vatandır. Çözümü sokaklar bulacaktır.
Halkın kendisi bulacaktır. Ve bu süreç
başlamıştır.!




Bir yanıt yazın