Halkın Meşru Direnişi ve İktidarın Titremesi

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Türkiye tarihinin en büyük toplumsal hareketlerinden biri yaşanıyor. Sokaklar, adalet ve demokrasi talebiyle dolup taşıyor. İktidarı değiştirmek isteyen geniş halk kesimleri, yoksulluğa, hukuksuzluğa ve baskıya karşı ortak bir ses yükseltiyor. Olayları doğru okumak lazım.Konu “Ekrem İmamoğlu’na yönelik siyasi müdahale” gibi görüntüde bu öfkenin fitilini ateşleyen unsurlardan biri olsa da, sokaklara dökülen kitlelerin temel derdi ve gerçek talebi çok daha büyük: bu dert esas olarak iktidar tarafından Türkiye’de demokratik değerlerin gasp edilmesi, ekonomik çöküş ve iktidarın halkı hiçe sayan yönetim anlayışıdır. .

Bugün Türkiye’nin dört bir yanında bir araya gelen milyonlar, bu düzenin değişmesini istiyor. Gezi Direnişi’nde örgütsüz bir halk hareketi vardı; ancak bugün muhalefet daha organize ve ortak bir hedef etrafında birleşmiş durumda. Bu kez değişim umudu çok daha güçlü. Sokaklar, halkın en meşru direniş alanı haline gelmiş durumda. Seçim süreçlerinin hukuk dışı müdahalelerle iktidarın lehine işletildiği bir ortamda, sokak halkın en büyük meşru gücü olarak öne çıkıyor.

Sokaklar Vatandır, Halkın Gücü Değişimi Sağlayacaktır

Türkiye’de hukukun işlememesi ve tüm demokratik mekanizmaların iktidarın kontrolüne girmesi, halkı doğrudan harekete geçmeye mecbur bırakmıştır. “Sine-i millete dönmek” olarak tanımlanan süreç, halkın doğrudan iradesini ortaya koymasıdır. Sokakların gücü, yalnızca bir protesto değil, iktidarın meşruiyetini sarsan bir halk hareketine dönüşmüştür.

Bu mücadelede en önemli unsurlardan biri de devletin içinde yer alan milli güçlerin halkın yanında yer almasıdır. Devlet, halkın haklı ve demokratik taleplerini bastırmak yerine, iktidarın provokasyonlarına karşı durmalı ve halka karşı olası saldırıları önlemelidir. Devlet görevlileri, halkın meşru taleplerine karşı güç kullanan yetkililere karşı hukuki adımlar atmalıdır.

İktidarın Kaçışı ve Hesap Vermesi Kaçınılmazdır

Eğer iktidar, halkın meşru taleplerine karşı hukuksuz yöntemlere başvurursa, bu süreç yalnızca bir protesto dalgası olmaktan çıkar ve gerçek bir halk hareketine dönüşebilir .

Olası bir baskıya karşı halk, iktidarın tüm sembollerini ve yapılarını demokratik bir şekilde kuşatmalı, işgal etmeli ve halkın iradesini yok sayan bu sistemden hesap sormalıdır.

Bu süreç, Türkiye’de yeni bir dönemin başlangıcıdır. Halkın direnişi meşrudur, çünkü mevcut iktidar uzun süredir hukuk dışı yöntemlerle ayakta kalmaktadır. Bu direnişin büyümesi, Türkiye’nin demokratik geleceğini yeniden inşa etmesi açısından kritik bir fırsattır.

Halkın meşru gücü karşısında titreyen iktidar, ya bu taleplere boyun eğmek zorunda kalacak ya da tarih sahnesinden silinecektir. Bugün sokaklar, halkın iradesinin gerçek bir temsili olarak tarihe geçmektedir.

Vakit tamamdır!
Sokaklar vatandır. Çözümü sokaklar bulacaktır.
Halkın kendisi bulacaktır. Ve bu süreç
başlamıştır.!



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Erdoğan Özgenç avatarı
    Erdoğan Özgenç

    ADAM OLANLARA…
    Çakma
    Satılık
    Kemiksiz olmayanlara…
    ***
    Ülkede ikinci sivil darbe yapılmaktadır.
    Birincisinde…
    Parlamenter sistemi…
    Orduyu…
    Polisi…
    Çağdaşlığı, ilmi bilimi kaybettik, insanca insan gibi yaşama hakkı elimizden alındı…
    Korku imparatorluğu ve aile saltanatı kuruldu…
    ***
    İkincisinin sonu seçim ve sandıksız bir yönetim biçimi…
    Cumhuriyetin yok edilişi Şeriatçı Devlet kurumudur…
    ***
    Direnmezsek…
    ***
    “Direnme hakkı” yasalarla verilmez…
    Yasalar, direnme hakkını sadece tanır…
    Ya da tanımaz…
    ***
    Ama direnme hakkı vardır ve direnme hakkı ta doğadan gelir…
    Canlı-cansız, yeryüzünde gördüğümüz her şey direnebilenlerdir, direnemeyenler çoktan gittiler…
    ***
    Masa kenarındaki kedi yavrusunu ittir, henüz hiç düşmediği ve düşmenin ne olduğunu bilmediği halde direnir…
    Oltaya gelen balığın çırpınışı, direnmesindendir…
    Ağaçların her rüzgar eğdiğinde doğrulmaları, yaradılışlarına konulmuş direnme hakkıdır…
    “Odun” de istersen…
    Taş direnir…
    Taş…
    Toz-toprak; direnemeyen taşın un-ufak halidir…
    ***
    Kendi bedenine bak:
    Ateşte çekilen el…
    Işıkta kısılan göz…
    İğneyle irkilen beden…
    İstersen nefesini tut; oksijen isteyen beyninin direnme hakkını göreceksin…
    ***
    Demek istediğim; direnme hakkı demokrasinin, yasaların, devletlerin, parlamentoların, sosyal düzenlerin verdiği ya da aldığı bir hak değildir…
    Direnme hakkı “var olma” hakkıdır…
    Kedi yavrusundan ağaca kadar vardır…
    ***
    Direneceksin…
    Yuvanı yıktıklarında…
    Çocuklarını elinden aldıklarında…
    Ekmeğini çaldıklarında…
    Sesini kıstıklarında…
    Yeryüzünün; özgür, başı dik, çağdaş, gelişmiş, uygar, mutlu ve güvende bir bireyi olmana izin vermediklerinde…
    Direneceksin…
    ***
    Adaletsizliklere direneceksin…
    Tuzaklara direneceksin…
    Yalanlara direneceksin…
    Sahtekarlıklara direneceksin…
    Elinden değerlerini aldıklarında direneceksin…
    Zulme direneceksin…
    ***
    Yarasa gibi aydınlığa direnmek yerine… Hiç olmasa; bir ağaç, bir taş, bir kedi yavrusu kadar, var olmak için direneceksin…

    Başka Türkiye yok..

    Bu vatan bir kişinin bir ayrıcalıklı zümrenin değil
    Hepimizin vatanıdır…

    Uyuma…
    ***
    Korkma…
    ***
    Vazgeçme…

  2. Osman Yücel Erdem avatarı
    Osman Yücel Erdem

    1972 den beri, Necmettin Erbakan, Tayyip Erdoğan, Gülen bu mikrop sürüsünden ülkemiz birtürlü kurtulamadı.. Bunlar din ticaretcileri, ne Cumhuriyette nede demokrasiye nede Türk halkına saygı gösterdiler. Amerika, Avrupa, Arabistanın yalakçıları. Vatan hainleri.!!
    Din denilen veba mikrobuna en çok cahil , geri kalmış ülkeler tutulur.
    Recep Tayyip Erdoğanın normal mi, 23 sene içinde bu kadar malk , mülk sahibi olması?
    Vatanımızı, parça, parça yabancı ülkelere sattı. Biz Türk halkınıda enayi yerine koydu. Evine 500 gram zeytin alamayanlar insanlarımız var.
    Türkiyenin başına geçen en büyük diplomasız hırsız. Kendi cebine çalıştı.
    Allah belasını versin, Yunan soyu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar