Erdoğan’ın Suriye’deki Direnişçilere ve Alevi Sivillere Yönelik Söylemleri: Gericiliğin Artığı ve Soykırıma Savunma

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye’deki direnişçilere ve soykırıma uğrayan Alevi sivillere yönelik kullandığı dil, siyasi ve etik açıdan ciddi soruları gündeme getirmektedir. Erdoğan’ın “eski rejim artıkları” gibi ifadelerle Suriye’deki halk direnişine karşı yürüttüğü dil, bu çatışmada adalet arayan kesimlere yönelik ağır suçlamalar içermekte ve bu kesimleri kriminalize etmektedir. Erdoğan’ın kullandığı bu söylem, yalnızca Suriye’deki mevcut iktidarın ve terör örgütlerinin yanında yer almakla kalmayıp, bu grupların soykırım yaptıkları eylemlerini de meşrulaştırma amacı taşımaktadır. Ayrıca, Erdoğan’ın söylemlerinin tarihsel olarak benzer ideolojiler ve politikalarla ilişkilendirilen Ortaçağ gericiliğiyle paralellik gösterdiği, bir başka eleştiri konusudur.

Erdoğan, Suriye’deki Alevi sivillere yönelik soykırımla ilgili durumu savunarak, gerçekte bu tür bir katliamı görmezden gelmektedir. Soykırım, bir ulusal, etnik ya da dini grubun kitlesel olarak yok edilmesine yönelik bir eylemdir ve bu tür katliamlar hiçbir ideolojik ve siyasi çıkarla meşrulaştırılamaz. Erdoğan’ın bu konudaki söylemleri, soykırımı savunmak anlamına gelmektedir ve bu, uluslararası hukuk açısından ciddi bir suçtur. Bu tür söylemler, insanlık suçlarına göz yummak ve hatta onları desteklemek anlamına gelir.

Erdoğan’ın Suriye’deki HTŞ baskısına ve zulümle karşı çıkan direnişçilere yönelik “eski rejimin artıkları” gibi hakaretler içeren söylemleri, Suriye halkının bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi veren kesimlerine yönelik kullanılan bir argümandır. HTŞ (Heyet Tahrir el-Şam) gibi bir terörist grubu, meşru bir hükümet gibi sunmak ve bu grupları desteklemek, aslında bu örgütlerin işlediği suçları göz ardı etmek anlamına gelir. Ayrıca, bu söylemler, muhalefeti ve direnişi “eski rejim artığı” olarak etiketleyerek, Suriye halkının kendini savunma hakkını inkâr etmek anlamına gelmektedir. Bu tür söylemler, yalnızca devletlerin egemenlik haklarını ihlal etmekle kalmaz, aynı zamanda sivillerin ve direnişçilerin meşru mücadelelerini de görmezden gelir.

Burada önemli bir sorunun cevabı da Erdoğan’ın söylemleriyle doğrudan ilişkilidir: Eğer Erdoğan, HTŞ gibi terörist bir grubun yanında yer alıyorsa ve bu grubun eylemlerini meşrulaştırıyorsa, o zaman Erdoğan kendisi de, bu örgütlerin bir bakıma “artığı” ya da “hamisi” olarak kabul edilemez mi? Eğer HTŞ, El Kaide’nin ve IŞİD gibi terör örgütlerinin bir ardılıysa ve Erdoğan bu örgütlerin destekçisi ve hamisi haline gelmişse, o zaman Erdoğan da terörizmle ilişkilendirilen bu yapıların bir parçası olarak görülmemeli midir? Bu sorular, Erdoğan’ın Suriye’deki politikalarını sorgulamak için kritik öneme sahiptir.

Erdoğan’ın bu tür söylemleri, Ortaçağ’ın gerici zihniyetiyle paralellikler taşımaktadır. Ortaçağda, egemenler kendi çıkarlarını savunurken halkları baskı altına almış ve onları “artık” olarak tanımlamışlardır. Bugün de, Suriye’deki direnişçiler ve siviller benzer şekilde “eski rejim artığı” olarak tanımlanmakta ve kimlikleri, siyasi hareketleri ve hakları hiçe sayılmaktadır. Erdoğan’ın kullandığı dil, yalnızca tarihsel bağlamda değil, aynı zamanda günümüz insan hakları normları açısından da ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.

Sonuç olarak, Erdoğan’ın Suriye’yle ilgili söylemleri, halkların bağımsızlık mücadelesini ve etnik ve dini gruplara yönelik soykırımı görmezden gelerek savunmakta ve bu süreçte ciddi bir suç işlemektedir. Bir liderin, terör örgütlerinin yanında yer alarak halkların özgürlüğüne karşı bu tür söylemleri kullanması, sadece uluslararası camiada değil, tarihsel ve insani açıdan da kınanması gereken bir eylemdir. Erdoğan’ın, HTŞ gibi terör örgütlerinin hamisi haline gelmesi, hem Türkiye’nin demokratik değerlerini hem de bölgedeki adalet arayışını tehdit etmektedir. Bu söylemler, Suriye halkının özgürlüğü ve güvenliği için ciddi bir tehlike oluşturmaktadır ve Erdoğan’ın bu durumu meşrulaştıran söylemleri, tarihteki benzer totaliter, oligarşik terör rejimlerinin izlediği yolları andırmaktadır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. G-Antepli avatarı
    G-Antepli

    Değerli Sayın Sefa Yürükel bey, önce bu konu hakkında oldukça ilğinç ve öğretici yazılarınız için çok sağ olun.

    Oğuz Kağanın, Bozoklar ordakiler Türkmenler. Biz Antepli olduğumuz için, eskiden dedelerimiz Halep’ te yaşayan Türklerle ticaret yapardı. Ordakilerin Türkçeleri bizim konuştuğumuz türkçeden çok daha iyidir.

    Oğuz Kağanın Bozok kökü.Ağırlıklı Avşar, Beğ Dili, Kızık, Karkın boyları.
    Bu kökler Orta Asya’ da iken Dede Korkut destanlarında Oğuz eli diye geçen Sır- Derya bölgesinde yaşamışlar.
    Büyük göç ile birlikte Huzistan yoluyla bir grup da Irak, Suriye, Ermenistan, yoluyla Anadolu’ ya gelmişler, bu arada İran, lrak, Suriye , Kuzey Afganistan ve Azerbeycan’a da yayılmışlardır.

    Aslında Türkler Anadoluya gelmek için bukadar çabalamışlar.
    Osmanlı, Arap halifeliğine ,Türklükten daha fazla değer verdiği için, bu boyları Anadoluya sokmuyor. Hatay veya Kerkük tarafına sınır koruyucusu olarak yerleştiriyor.
    Osmanlı ‘ nın bu öz mü öz Türklere ağır vergi yükü yüklemesi’ de o zamanın bir problemiy’di.

    Bu ağır vergi yüzünden , bir çok Türk boyları Suriyenin çöllerine yerleşti.

    Yani bu Türk boyları mecburiyetten kendi Türk Vatanına gelip yerleşemediler.
    Osmanlı bölgesinde( Anadolu içinde)yaşayan Ermeni, ingiliz, Yahudi ve Araptan vergi alınmıyordu… !

    Burdan’ da Osmanlının Türk düşmanı olduğu tekrar ortaya çıkıyor.

    Şimdi bu Türklerimiz, Suriye’ de Arap celattlarının eline düştü. Osmanlı torunu Yahudi kökenli ,RT Erdoğanın yardımı ile.

    Filistinliler için Türk sokaklarında hergün gösteri yapanlar, Suriyedeki öz Türkler için neden parmaklarını kıpırtdatmıyorlar.!

    Arap dini; Türklük’ ten daha’ mı önemli?

    Ne Mutlu Türküm diyene ve Türklüğe soyuna, sopuna sahip çıkana.

    Ayrıca Türkiyede yaşayan Türklerin Aleviler hakkında bilgisi. %5 altında.
    Aleviler hakiki Türk soyundan gelmiştir, inanmaya araştırsın okusun. Türkiye’ de yaşayan Alevilerin %95 üniversite mezunudur.
    Türklük demek, ilim ve bilim ile başlar, her şey ilimden geçer. İnsan ayrımı yoktur.

    Onun için, Aleviler hoş görülü, aydın,çalışkan, yardım sever, misafirperver tam bir Türkü sergilerler.

    RT Erdoğan önce diplomasını gözler önüne sersin, Aleviler hakkında saçma ,sapan konuşacağı yere.

    Hiçdeğilse Aleviler kul hakkı yemez. Bizim politikacılar %1 Aleviler’ den birşeyler öğrenseler o bile yeter.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar