Dün Dünya Kadınlar Gününü kutlarken,kadınların Belediye Başkanı,Muhtar olduklarını ve çok başarılı olduklarını gördükçe çok mutlu hissettim kendimi. Gurur duydum kadın olarak.
Tam üç gündür başka yerlerde ve başka gruplarla kutluyoruz. Konuşmacılar birbirinden farklı açılardan yorumladı bu günü.
Bu konuşmalardan birinde konuşmacı kendi hayatından örnek verdi.Ben kendimi buldum bu olayda,inanıyorum ki çoğunuz kendini bulacak.
“Biz üç kızdık.bizim köyde kız çocukları birazcık büyüyünce hemen başı kapatılıp,hemen evlendirilmeyi düşünülür.Diğer kardeşlerim güzeldi.Bir gün annemle babam fısıldayarak konuşuyordu.”Bunu ne yapacağız,hem hastalıklı cılız,hem çok çirkin,korkarım başımıza kalacak-dedi babam.-Bey zaten okuyacağım deyip duruyor, onuda Kız Enstitüsü’ne göndeririz, yemek dikiş öğrenir,belki koca bulur-diye cevap verdi annem. Köyde herkes bana haticenin kayıp kızı diyordu.
Gidip boynuna sarıldım,”hiç üzülme ben de Şerife’nin kayıp kızıyım”ülkemde öyle çok kayıp kızlar var ki…
Ben okuyacağım diyordum ama kimseye anlatamıyorum. Uzatmayayım,çirkin olmam beni kurtardı ve mühendis oldum-Diyen hiç de çirkin olmayan pırıl pırıl bir genç kadın duruyordu.
Hiç düşündümüz mü,neden kadınlar günü var da erkekler günü yok!Neden hep hakki yenen kadınlar,korunmasi gereken kadınlar, itilip kakılan, kocalarından dayak yiyen,üç kuruş başlık parasına istemediği adamla zorla evlendirilen kadınlar…
Biz kadınlar,bize dayatılan hayatları yaşıyoruz…Neden…
Boşanma hakkı kanunen kadının da var,sadece görünüşte.Niye mi! Kız çocukları okutulmadığı için,kadınların çocuklarının bakımını sağlayacağı bir işi yok,varsa da ancak kendi geçimini sağlayacağı kadar.
Hele bir boşanmaya kalksın!Erkek hemen tehdit eder”Beş kuruş nafaka vermem,alırım çocuklarını da elinden yüzlerini göremezsin! ”Zavallı kadınlarımız…
Çaresiz erkeğin istediği gibi yaşamını sürdürür,yaşamak denirse Okumuştur,elinde bir mesleği vardır;Eğer bir devlet kapısında iş bulabilmesi şans sayılır ,eğer bulamamışsa özel sektörde iş arar.
İş başvurusunda ilk önce yetenekleri ve başarıları sorgulanmaz. Önce tepeden tırnağa süzülür.Bu nasıl aşağılayıcı bir duygudur bilemezsiniz!
Seçim zamanı yaklaşınca;Kapı kapı kadınlar gezer,oyları kadınlar toplar. Kim için! Bir erkek için!Bakın meclise kaç tane kadın milletvekili var!Kaç tane kadın belediye başkanı var!
Erkeklerin işlerine geldiği zaman;
“cennet analarin ayağı altındadır”
”kadınlarımız baş tacımızdır”
”Eli öpülesi kadınlarımız”…
Seçilenler hep erkek olduğu için,kanunları kendi çıkarlarına uygun yaparlar. İş kadın haklarına gelince,sadece laf üretirler…
Yalnız bu konuda,biz kadınlar hep erkekleri suçlarız da ,şöyle bir dönüp kendimize bakmayız!
O erkeği doğuran kim;Kadın…
Büyüten kim;Kadın…
Her türlü kahrını çeken kim;Kadın…
İş hamurunu yoğurup yön vermeye gelince baba görünür ortada;
”Benim oğlum erkek gibi yetişecek,kadın kadınlığını,erkek erkekliğini bilecek!”Bu da ne demekse…
Kadın olarak dik durup,oğullarımızı önce insan olarak yetiştirmeyi başardığımız gün bu sorunların üstesinden geleceğiz ancak.
Bizim en büyük sorunumuz; sen-ben,kadın-erkek, güzel -çirkin, zengin-fakir,şu partiden,bu partiden… Gibi gereksiz kavramlar üzerinde durmak.
Bunların hepsini sıfırlayacak iki sihirli sözcük;BİZ İNSANIZ…
Tüm ayrımlardan vazgeçerek biz diyebildiğimiz zaman,önce insan olduğumuzun farkına varacağız…
8 Mart 1857 de ABD ‘nin New York şehrinde 40.000 dokuma işçisi insanca yaşamak isteyerek greve başladi.Polisler işçileri fabrikaya kilitledi ve fabrikanın önüne barikatlar kurdu.Bu arada çıkan bir yangından kaçamayan işçilerden çoğu kadın olmak üzere 129 kişi can verdi. Cenazelerine 10.000 den fazla insan katıldı.
26-27 Ağustos 1910 da Danimarka’nın Kopenhag şehrinde Uluslar arası Sosyalist Kadınlar konferansında Alman Demokrat Partisi ’nden Clara Zetkin, yangında ölen kadınların anısına 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılması önerisini getirdi ve Kabul edildi.
1921 de Moskova’da gerçekleştirilen 3.Uluslararası Kadınlar Konferans’ında 8 Mart olarak Kabul edildi. Dünya Kadınlar Günü Birinci ve ikinci Dünya savaşı yıllarında pek çok ülkede anılması yasaklandı. Amerika Birleşik Devletleri’nde, 1960 lı yılların sonunda anılmaya başlandı.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1977 de 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını Kabul etti ama asla New York’da ölen işçilerden bahsetmedi.
Türkiye”de ise 8 mart Dünya Kadınlar Günü ilk defa 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü “ olarak kutlanmaya başlandı. 1975 Yılında “Türkiye 1975 Kadın Yılı” Kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 darbesine kadar devam etti. 4 Yıl aradan sonra 1984 ten itibaren her yıl “Dünya Kadınlar Günü” kutlanmaya devam ediliyor.
Bir dönüp bakın ülkemize,mecliste kaç kadın milletvekili var.
Ya da gazetelere ,TV haberlerine bakın,hergün kaç kadın öldürülüyor? Öldüren erkekler neden hemen salıveriliyor.
Bu Kadınlar Günü toplantıları beni çok umutlandırdı. Kültürlü, bilinçli kadınlar çığ gibi büyüyor.Çocuklarını barışçıl,eşitlik duygusuna sahip, paylaşan,yardımlaşan erkek çocuklar yetiştirecekler…
Emin olun bu dünyayı kadınlar kurtaracak.
Dünya Kadınlar Gününüz kutlu olsun...






Bir yanıt yazın