Meşrutiyetçilerin baskısına dayanamayan Muzaffereddin Şah 7 Eylül 1907 günü meşrutiyeti ilân eder ve kısa süre sonra da ölür. Yerine Tebriz Bölge Valisi olan oğlu Muhammed Ali Kaçar (1907-1909) geçer.
Muhammed Ali Şah, tahta oturduğu ilk günlerde (31
ağustos 1907) imzalanan Rus-İngiliz antlaşması gereğince
İran’ın kuzeyi Rusya’nın, güneyi ise İngilizlerin nüfuz
alanına girer.
İran, Rusların ve İngilizlerin işgali altındadır (Lewis 1996: 263). Bu durumu öğrenen hürriyetçiler ve encümen üyeleri meclise yürürler ve şahın azlini isterler.
Tahran’da kanlı çatışmalar başlar. Tebriz meşrutiyetçileri
de ayaklanır. Başlarında Settar Han ve Bağır Han adlı iki Azerbaycanlı Türk vardır (Sumbatzâde ve dğr. 1985: 150).
Settar Han ve Bağır Han liderliğinde silahlı birlikler kurulur ve
İran Azerbaycanının tamamının yönetimi ele alınır.
Ali Mösyö’nün fikir babalığını yaptığı bu hareket bağımsızlık
hareketine dönüşür. Settar Han ile İstanbul yönetiminin
bilhassa Jön Türklerin irtibatlı oldukları hissedilmektedir. İlk
defa İran Türkleri ile Anadolu Türkleri fikir ve işbirliği yapma
gayreti içinde görülürler (Swietochowski 1988: 101).
Temmuz 1909’da Muhammed Ali Şah tahttan indirilir. Yerine yedi
yaşındaki oğlu Ahmet getirilir (Üstün 2000: 402; Attar 2006: 80).
İran’da meşrutî hareketin fikrî yönden beslendiği merkez
Tebriz’di ve bu dönemde İran siyasetine yön veren düşünürler
ile eylem adamları, çoğunlukla Seyid Hasan Takizâde (1878-
1970) gibi Azerbaycan Türkleriydi (Landen 1970: 127-130).
Meşrutiyet hareketinin cereyan ettiği yıllarda basında çıkan posterlerden birinde “İnsanlık Yolunun Mücahitleri, Hürriyet Yolunun Şehidleri, Milleti Uyandıran İlk Siyasî Kişiler” adı altında, bu hareketin içinde yer alan fikir ve siyaset adamlarının
portreleri ve adları şu şekilde sıralanmıştır: (1) Ağa Seyid Cemaleddin Esedeabadî (Afganî), (2) Ağa Seyid Cemaleddin-i Vaizi, (3) Hacı Mirza İbrahim Ağa Vekili Tebrizî, (4) Melükü’l Mütekellimin, (5) Ağa Seyid Hasan Şefizâde, (6) Mirza Rıza
Kirmanî, (7) Mirza Cihangir Han, (8) Abbas Ağa (Serdariniya 1381/2002: 53). Rusya ve Osmanlı ülkesinde ortaya çıkan fikir akımlarını düzenli takip edebilen, bir başka deyişle Rusya ve İstanbul sayesinde İran entelektüel ortamını besleyen Azerîler aynı zamanda iktisadî ve kültürel bakımdan İran’ın en gelişmiş halklarından biriydi. Daha 19. yüzyılın ortasında belirgin bir modernleşme güçlü Azerî burjuvazisinin desteğiyle başlatılmıştır. Ama Şiîlik sebebiyle Azerî etkisi, “İranlılık” düşüncesinden öte yeni bir Türk kimliği inşasına yeteri kadar yönelememiştir (Aydın, S. 1993: 118).
İran’dan sonra benzer olaylar birkaç ay gecikmeyle Osmanlı Devleti’nde de meydana gelir (Swietochowski 1988: 97). Selanik’te kurulan İttihat ve Terakkî Cemiyeti kısa sürede güçlenir, onun baskısı sonucu II. Abdülhamid 23 Temmuz 1908’de meşrutiyeti ilan eder. Devletin siyasî ve sosyal gelişmesi için gerçekleştirilen meşrutiyet hareketi Avrupa ülkelerinin de “gayreti” ile çığırından
çıkarılır, Rumların, Bulgarların, Ermenilerin, Arapların bağımsızlık hareketine dönüşür. 31 Mart ayaklanmasını (13 Nisan 1909) fırsat bilen İttihat ve Terakkîciler II. Abdülhamid’i tahtan indirip yerine yeğeni V. Mehmed Reşad’ı tahta çıkarırlar.
Osmanlı Devleti çözülmeye başlar. Arnavutlar bağımsızlığını ilân eder, İtalyanlar Kuzey Afrika’yı işgal eder. Yunanistan, Bulgaristan ve Sırbistan ittifak oluşturarak Osmanlı Devleti’ne saldırırlar. Osmanlı Devleti, Rumeli’deki topraklarının büyük bir kısmını kaybeder (Karpat 1988: XII-II/369 vd.).
Güney Azerbaycan Türkleri, Tebriz’deki Rahim Han yönetimindeki Şah ve Rus birliklerine saldırırlar. 15 bin kişilik bir orduyla 40 bin kişilik Rus ve Şah birlikleri dağıtılır. Dört ay süren büyük bir mücadeleden sonra Tebriz, Rus ve Şah askerlerinden temizlenir. Osmanlı Devleti’nin başında İttihat ve Terakkiciler bulunmaktadır. İbrahim Cihangiroğlu ve Halil Bey komutasında 1000 kişilik bir
milis kuvveti yardıma gider. Tebriz Encümeni’nin adı değiştirilerek “Millî Encümen” yapılır. Millî Encümen aynı zamanda “Millî Şûra Meclisi” görevini yüklenir. Settar Han ve Bağır Han 300 kişilik bir süvari ile Tahran üzerine yürür.
Meşrutiyeti kurmak için şahın azledilmesi gerektiğine inanmaktadırlar. Tebriz başsız kalır. Bekledikleri fırsatı yakalayan Ruslar, Tebriz’i işgal eder. Tahran’a giren Settar Han, yeniden meşrutiyeti ilân ettirmeyi başarırsa da bu durum Rus ve İngilizlerin
çıkarlarına uygun düşmediği için Rus Kazakları ve Şah birlikleri 300 kişilik Settar Han birliğinin etrafını sarar. Settar Han ve Bağır Han teslim olmaz. Güçleri bitinceye kadar savaşırlar. Bağır Han yakalanıp sürgüne gönderilir ve sürgünde boğdurulur. Sürekli gözaltında tutulan Settar Han ise 16 Kasım 1914 günü öldürülür.
İnkılâpçıların ekserisi, Kafkasya, Türkiye ve Avrupa ülkelerine kaçmaya mecbur kalır (Sumbatzâde ve dğr. 1985: 150).
Azerbaycan ve diğer eyaletlerdeki bu olaylar şahı da tahtından eder.
Muhammed Ali Şah 1909’da tahtı bırakarak Rusya’ya iltica eder. Yerine yedi yaşındaki oğlu Ahmet (1909-1925) tahta geçirilir. Ahmet Şah’ın döneminde İran, yarı müstemleke hâline düşer.
Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır




Bir yanıt yazın