İRAN TÜRKLERİ – 25

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Şah Tahmasb’ın yerine 19 yıldan beridir Kahkaha kalesinde hapiste bulunan İsmail Mirza, “İsmail II” (1576) unvanıyla tahta çıkarılır. İlk işi, şehzadelerin çoğunu ortadan kaldırmak ve müfrit Şiî âlimlerini saraydan uzaklaştırmak olur. Bununla Şiî-Sünnî yakınlaşmasını sağlamaya çalışır. Bunda, İsmail’in şah olmasında Sünnî Türkmenler’den Afşar aşiretinin büyük katkısı olmasının etkisi vardır (Uzunçarşılı 1973: III/56). İki yıl gibi kısa süre iktidarda kalan İsmail II, 13 Ramazan 985/1577 günü zehirletilerek öldürülür. Bir Safevî hükümdarı olarak onunla ilgili değerlendirilmesi gereken husus, Şiî’liği daha mutedil bir hâle getirmek ve Sünnîliği müsamaha ile karşılamak görüşünde olması; her iki mezhep mensuplarının bir arada yaşamasını ve Hz. Ayşe ile üç halifenin lânetlenmemesini istemesidir (Yazıcı 1966: X/55; Sümer 1992: 117).
İsmail II’nin ani ölümü üzerine oymak liderleri bir araya gelirler ve birbirleriyle olan kan davalarını ve oymak taassubunu bir yana bırakarak Şah Tahmasb’ın elil ve âmâ olan büyük oğlu Muhammed Hudabende’yi 24 Aralık 1578’de tahta çıkarırlar.

11 yaşındaki oğlu Hamza Mirza’yı da veliaht tayin ederler. Muhammed’in her bakımdan zavallı bir şahsiyet olması, oğullarının da çocuk yaşta bulunmaları karısı Melike Ulya Begüm’ü devlet işlerinde söz sahibi yapar. Oymaklar ve emirler arasındaki kıskançlık ve husumet hızlanır ve ülkede iktidar kavgası başlar.

Bu durumu değerlendiren Osmanlı güçleri Kırım hanlarından da yardım alarak Kafkasları Tebriz’e kadar alır. Melike Begüm’ün beyleri tahakküm altına almaya çalışması ve bu arada sarayda esir tutulan Kırım hanlarından Adil Giray’ın öldürülmesi emirleri çileden çıkarır ve Melike’yi öldürürler. İktidar mücadelesi ve oymaklar arasındaki çatışmalar devam eder. Babası Muhammed Hudabende ve Ali Kulu Han’ın desteği ile veliaht Hamza Mirza 1580’de tahta çıkar (Uzunçarşılı 1973: III/57). Hamza Mirza, Tebriz dâhil bölgeyi fetheden Osmanlı Devleti ile barış yapmak için hazırlık yaparken oda arkadaşı tarafından Aralık 1586 tarihinde öldürülür (Sümer 1992: 141; Yazıcı 1966: X/56).

Horasan beyleri arasında uzun görüşme ve tartışmalardan sonra Sultan Muhammed Hudabende’nin oğullarından Abbas
Mirza (Şah Abbas) tahta geçer (1587). Safevî Devleti çok kötü durumdadır. Nihavent eyaletine kadar Osmanlı Devleti’nin eline geçmiştir. Doğu’dan Özbekler Herat ve Meşhed’i almışlardır. Şah Abbas, Osmanlı Devleti ile 21 Mart 1590 tarihinde barış antlaşması imzalar. Bu antlaşmaya göre Tebriz, Ermeniye, Batı Azerbaycan, Kars, Gence, Şeki, Şirvan, Gürcistan, Karabağ ve Luristan Osmanlı Devleti’ne bırakılır. Şah Abbas bununla birlikte İran ulemasının Şiî-Sünnî gerginliğine meydan vermekten kaçınacağını taahhüt eder ve kardeşinin oğlu Haydar Mirza’yı İstanbul’a rehine olarak gönderir (Uzunçarşılı 1973: III/63). Şah Abbas, İran içindeki başkaldırıları hallettikten ve Özbekleri Horasan’dan çıkardıktan sonra Osmanlı baskısını göz önüne alarak başkenti Kazvin’den İsfahan’a nakleder (Yazıcı 1966: X/56).

Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar