Bazı dönemler vardır, mihenk taşı gibidir…
Ölçüdür…
Tartıdır…
Örneğin Yedi Düvelin vatanımızı işgal ettiği yıllar gibi…
Kurtuluş Savaşı yılları gibi…
O yıllarda da basın ikiye bölünmüştü… Bir yanda emperyalizmin, saltanat hükümetinin yalakalığını yapan “Mütareke Basını”, öte yanda “Ulusalcı basın…”
Bir yanda İngilizlerin ve Amerikalıların yönetimine girmek isteyen İngiliz ve Amerikan mandacıları… Öte yanda milliyetçiler, yurtseverler, tam bağımsızlıkçılar…
Günümüzde olduğu gibi O zamanlar da Kürt bölücüleri emperyalizmin ve yerli ortaklarının emrinde Kurtuluş Savaşçılarına karşı savaşıyorlardı…
Seyit Abdülkadir denilen bir hain, emperyalizme direnen Kuvayı Milliyeyi milletin gözünde küçük düşürmek, Kurtuluş Savaşına sekte vurmak için elinden geleni ardına koymuyor, şunları söylüyordu:
“Kuvayı Milliye’ye aldanmayınız. O, Bolşeviklerin kafasını taşıyan yurtsuz serserilerdir (Onun “Yurtsuz serseriler” dediği, Yedi Düvele karşı vatanlarını koruyan kahramanlardı A.E.). Hilafet ve Saltanattan ayrılmayınız.” (31 Mart 1920, Peyam-ı Sabah Gazetesi)
Yine o yıllarda, ABD yerine İngiliz mandacılığını seçen Ref’i Cevat Ulunay da şunları yazıyordu:
“İngilizleri istiyoruz. Türkler kendi güçleri ile adam olamıyorlar. İngilizler elimizden tutacak, bizi kurtaracak.”
Yine aynı yazar, 4 Şubat 1919’da Atatürk‘le yaptığı bir söyleşinin ardından arkadaşlarına izlenimlerini şöyle anlatıyordu:
“Şu sıralarda, Anadolu’ya geçilir, orada teşkilat kurulur, milli mukavemet harekete geçirilirse, Fransız’ı da, İngiliz’i de, İtalyan’ı da memleketten kovar, vatan istiklâline kavuşur, millet de esaretten kurtulurmuş, anladınız mı arkadaşlar? Bu, deli değil, zır deliymiş…”
“Bu, deli değil, zır deliymiş…” dediği kişi ise canını ortaya koyarak işgalcilere karşı vatanını savunan Mustafa Kemal Atatürk’tü…
Yıllar sonra, bu mandacı tutumundan dolayı “pişman olup olmadığını” soran bir gazeteciye o, şöyle yanıt vermişti:
“Hayır, ben haklıydım. Herkes benim gibi düşünüyordu. O günlerde böyle düşünen tek adam oydu.”
Gerçekten de “o günlerde böyle düşünen”, yani tam bağımsız bir Türkiye için savaşım veren “tek adam” oydu. Mustafa Kemal Atatürk’tü…
Atatürk’e “Bu, deli değil, zır deliymiş” diyen Ref’i Cevat Ulunay’ın bugün adını bilen bile yok…
Yine ihanetin, hainliğin iç içe girdiği, harman olduğu bir dönemden geçiyoruz. Atatürk’ün mekânına, Çankaya’ya, onun yıllarca mücadele ettiği bir düşüncenin adamını, Siyasal İslamcı bir kişiyi oturtmaya çalışıyorlar.
Analı yavrulu, muhalefet partileri el ele verdiler, hem parti yönetimlerine, hem parti milletvekillerine hem de halka sormadan bir aday belirlediler: Ekmeleddin İhsanoğlu.
Öteki aday da Recep Tayyip. Al birini vur ötekine. Yolları aynı, ideolojileri aynı, hedefleri aynı.
Ne var ki muhalefet partilerinin seçtikleri bu aday; yolsuzluklar, hırsızlıklar, gezi direnişleri ile seçilme şansını yitiren Başbakana, yeni bir ümit ışığı oldu, onun yolunu açtı… SONAR anket şirketinin yaptığı araştırmaya göre, Erdoğan’ın yüzde 30’lara kadar düşen oy oranı, şimdi 50’lerin üzerine çıkmıştır.
İçlerinde Kamer Genç, Mustafa Balbay, Tuncay Özkan gibi ulusalcı bilinen kişilerin ve milletvekillerinin de Ekmel Bey’e destek vermeleri yurtseverler arasında ayrıca şaşkınlık yaratmıştır. Bunların ve Genel Başkanlarının gerekçesi ”Biz, şimdiki oy oranı ile yeni bir Cumhurbaşkanı seçecek durumda değiliz…
“Peki, o zaman adama sormazlar mı? Bu zamana dek siz ne yaptınız? Neden oy oranınızı yükseltmeye çalışmadınız da, bazı dış ve iç çevrelerin elinize sıkıştırdığı “PUSULA İLE CUMHURBAŞKANI” seçme yolunu tercih ettiniz?”
SİYASAL İSLAMCI, CUMHURİYET VE LAİKLİK KARŞITI BİR KİŞİ ÇANKAYA’YA OTURSA NE YAZAR, OTURMASA NE YAZAR???
Türkiye Liseliler Birliği Başkanı Bora Çelik’in milletvekillerine söylediği gibi, “Tarih cesaretlilerden yanadır…”
Tarih kahramanlardan yanadır.
Korkaklar ve hainler her zaman ve her dönemde aşağılanmaya, unutulmaya mahkûmdurlar.
Şimdi Türk Milleti, hem de büyük bir çoğunluk, bu siyasal İslamcı adayın karşısına cumhuriyetçi, Atatürkçü, çağdaş düşünceli bir rakip aramaktadır…
Bu görev ise ancak yurtsever 20 milletvekilinin girişimiyle gerçekleşebilir.
Böyle bir girişimin amacı, Recep Tayyip’in ilk turda seçilmesini önlemektir. İkinci turda yurtsever halkımız Yalova örneğinde olduğu gibi nasıl olsa gereğini yapıp, Cumhuriyetçi, Atatürkçü başkanını Çankaya’ya gönderecektir …
BU, İKİNCİ BİR KURTULUŞ savaşıdır.
İkinci Kurtuluş Savaşımız, kahramanlarını beklemektedir…
İkinci Kurtuluş Savaşımız 20 cesur milletvekilini beklemektedir…
İkinci Kurtuluş Savaşımız yeni Atatürkleri beklemektedir…
Tarihi yaratanlar cesurlar ve kahramanlardır…
İleride tarih, 21. yüzyılın Vahdettinlerini, Damat Feritlerini, Ali Kemallerini tarihin çöp kutusuna atacak olan 20 cesur milletvekilini övgüyle, onurla anacaktır…
Vakit daralmaktadır.
HAYDİ, YURTSEVER MİLLETVEKİLLERİ GÖREV BAŞINA…




Bir yanıt yazın