İhsan DÖRTKARDEŞ/ (DHA)
*Almanya’da hazırlanan göçmen raporunda, Rus göçmenlerin Türkler’den daha fazla olduğunu ortaya çıkardı.*
ALMANYA’daki Heildberg’deki Sinus Sociovision Enstitüsü’nün yaptığı analiz ve araştırma raporunda, ülkenin toplam nüfusun yüzde 18.6’sını oluşturan göçmenlerle ilgili inanılanların aksine dikkat çekici veriler ortaya çıktı. Araştırmaya göre, Almanya’da her 3 çocuktan 1’i göçmen kökenli. Göçmenlerin ağırlıkla kentlerde yaşadığını, büyük çoğunluğunu yüzde 21 ile Rusya’dan gelenler oluşturduğu, bunları yüzde 19 oranı ile Türkler’in izlediği belirlendi.
Araştırma’ya göre, Almanya’daki Türkler’i yüzde 11 oranı ile Polonyalı göçmenler izlerken, Güney Avrupa ülkelerinden gelenlerin oranı yüzde 12 çıktı. Ortaya çıkan sonuç göçmenlerin çoğunluğunun Müslüman olmadığını da gösterdi. Bu rapor ile kültürler çatışma iddiasının ‘abartıdan ibaret’ olduğu görüldü. Göçmen kesimin 3’e 1’i Katolik çıkarken, Müslümanlar’ın oranı 5’te 1 düzeyinde kaldı.
Kökten dinciliğin de yaygın kanının aksine Almanya’da göçmenlerin karakteristik özellikleri arasında olmadığı görülürken araştırmaya katılanların yüzde 84’ü dini şahsın özel konusu olarak kabul ettiğini
bildirirken yasaları dini emirlerin üzerinde tutanların sayısı bundan daha fazla çıktı. Uzmanlar bu sonuçların şimdiye kadar göçmenlerle ilgili çizilen genel karamsar tablonun tam aksini gösterdiğini gözler önüne serdi.
Araştırma, göçmen gruplar içinde iyi bir eğitime sahip olanlar ile iyi kazananlar oranının, genel ortalamanın üzerinde olduğunu gösterdi. Göçmenlerin yüzde 80’ini bu ülkede yaşamaktan ya çok memnun ya da memnun
olduğunu söylerken, kökenine ait ülkeyi memleketi olarak görenlerin sayısının da çok az olduğu bildirildi. Radyo Multikulti’nin haberine göre, yeni araştırma göçmenlerin Almanya’nın içinde bulunduğu demografik yapıda ihtiyaç duyduğu genç, dinamik ve yaratıcı potansiyeli de sunduğu ve sunacağı gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Toplum analizcileri 21’inci yüzyılda elit tabakayı entellektüel- kosmopolit ve çok kültürlü uzman kesim olarak nitelendirirken bu grup göçmenlerin 4’te 1’ini oluşturdu. Çok kültürlü ve farklı felsefelerden etkilenen yaratıcı kimlikleri ile gurur duyduklarını belirten kendinden emin bu elit kesim kendini bir öncü olma görevi üstlendiği vurgulandı.
Araştırmanın sonucunda göçmenlerin yüzde 70’inin istendiği taktirde yükselmenin mümkün olduğuna inandığını ortaya koydu. Göçmenler ararsında yükselmeyi başaranlar ile geride kalanlar arasında mesafenin açıldığı görüldü. Eğitim ve geliri iyi olanların göçmen oranı az olan bölgelerde oturmayı tercih ettiği belirlendi.
Analizciler göçmenler ararsında 4’te 1’lik bölümün hala geride kaldığını ve kendilerinden olduğu halde yükselmeyi başaranlar olduğunu görmelerinin onlara daha çok acı verdiğini bildirdi. Bu araştırma kalan bu grubu köklerinden kopmuş alt tabaka olarak nitelerken bu tabakada olanların Almanya’da yaşayan göçmenlerin ikinci sınıf vatandaş olarak muamele gördüğüne inandığını vurguladı. Bu gruba daha çok eski Sovyetler Birliği ve Yugoslavya ile 90’lı yıllarda Almanya’ya gelen Türk erkeklerin girdiği, bunların genellikle Almancayı konuşamadığı, kendi aralarında kaldığı ve dış dünya ile iletişime giremediği ifade edildi. Araştırmaya göre bu grup Almanya’yı sedece para kazanılacak bir yer olarak görürken çoğunluk toplumla
barışık yaşamıyor.




Bir yanıt yazın