66.yıldönmünde bir soru : – 27 Mayıs 1960 darbe mi, devrim miydi?

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

1946’NIN ÇOK PARTİLİ İLK GENEL SEÇİMDEN 27 MAYIS 1960’A VARAN SÜREÇİN MİLATLARI:

•21 Temmuz 1946 yapılan çok partili genel seçimlere katılan 6 partiden biri de Demokrat Parti’dir.

•14 Mayıs 1950 genel seçimlerinde iktidar olan DP(Demokrat Parti)  1954 ve 1957 seçimlerinde de iktidarını korur.

• DP,18 Nisan 1960 tarihinde muhalefeti, basını yıldırıp susturmak için 15 üyeli TBMM’inde Tahkikat Komisyonu kurar.

• DP,18 Nisan 1960 tarihinde muhalefeti, basını yıldırıp susturmak için 15 üyeli TBMM’inde “Tahkikat Komisyonu” kurar. Savcı ve hakimlerin yetkileriyle donatılmış komisyonun üstünde bir merci olmadığından verdiği kararlar kesindir. Parlamenter sistem filen ortadan kaldırılmış olur.

Baskıcı DP idaresine karşı halkta ve tek vücut olan Atatürk gençliği arasında hoşnutsuzluklar yükselir.

Sonuç :  Emir- komuta zinciri dışında Ordunun Atatürkçü genç subayları ve Türk gençliği tarafından 27 Mayıs 1960 devrimi gerçekleştirilir.

DÖNEMİN CANLI TANIKLARI YAZARLAR BU KONUYA İLİŞKİN OLARAK YAZDIKLARI:

• Haldun Taner,

29 Mayıs 1960’taki yazısında, ” Bu milli birlik her şeyden önce hürriyetle beraber insan olma onuruna kavuşma sevincinden geliyor ve ifadesini orduya şükranda buluyo . Aydını hor görüp başından beri onu kendine düşman sayan gafiller bozuk para gibiharcamak istedikleri Atatürkçülüğün nasıl kaya gibi durup kafalarına indiğini hayli geç anlamış oldular.”

• Akbaba’da yazan Yusuf Ziya Ortaç, Demokrat Parti’yi şöyle özetliyor:

” İktidarın tabancaları, işte bu gençlere ateş açtı ve DP’nin on yıl önce yeter diye kalkan eli bu kanlarla kızardı. Bu kanlarda Atatürk’ün kanı vardır. (…) Yıkıldılar… Yıkılacaklardı elbet: Atatürk’ün ‘Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.’ dediği üniversiteye kara cübbeliler diye yumruk salladılar. (…) Şanlı ordumuzun önünde gönlümüz şen, saygıyla eğiliyoruz.”

• Yakup Kadri Karaosmanoğlu

3 Haziran 1960 tarihli yazısında biraz iyimser: ” Bundan böyle idare başına geçenler artık vazife ve mesuliyet hudutlarının dışına çıkamayacaklar…Devlet ve millet malını har vurup harman savuramayacaklar ve her türlü keyfi davranışlardan örtbas edilen hükümet suçlarını veya bir istifa ile cezasını bulmuş sayılan suiistimalleri kanun ve adaletin pençesinden kaçırmak mümkün olmayacaktır.

• Çetin Altan

27 Mayıs sabahı şöyle yazar: ” Çürümüş, süfli politika tertiplerinin şahsi ihtiraslarla Türkiye’yi en tehlikeli badirelere, kardeş kavgalarına sürüklemek üzere olduğu bir sırada…’TSK medeni bir şekilde devlet idaresine el koymuştur. (…) Her türlü yalan, baskı ve küçük oyunlardan uzak olarak kurucu meclisin koyacağı demokratik prensipler çerçevesinde yakında serbest seçimlere gidilecektir.

• Oktay Akbal

28 Mayıs’ta yazdığı yazısında ordu müdahalesi öncesini şöyle özetliyor: “Türkiye’de üniversite talebeleri ayaklanmışlardı. Polis ateş açmış, içlerinden birkaçını öldürmüştü…Akla, hayale sığmaz bir şeydi bu gençlik, hürriyet diye bağırmak zorunda kalsın ve polis de gençlere ateş etisin. (…) Beyazıt Meydanı’nda bir polis kurşunuyla yere serilmiş üniversiteli gencin resmine baktıkça bütün diktatörlüklere lanet okuyordum.”

• Falih Rıfkı Atay,

31 Mayıs 1960 tarihli yazısında Ankara’da ” işlerin nasıl döndüğünü” şöyle anlatır: “ Herkes biliyor ki pek çoğu havaya harcanan milyarların bir hayli kısmı paylaşmaca çalınmıştır. Ankara’da rüşvetsiz ve haraçsız iş görülmek mümkün değildi. Öyle partizan nüfuz tüccarları vardı ki son zamanlarda: ‘Milyondan aşağı iş kabul etmem’ diyorlardı. Son günlerde bile yeni kotaların altına konan 3 milyon dolar partizanlara dağıtılmıştır.

• Nadir Nadi,

30 Mayıs 1960’taki yazısında DP’nin ünlü “Soruşturma Komisyonu”ndan şöyle söz eder: ” Meclis görüşmelerinin millete duyurulmasını yasak eden milleti Meclisten tecrit eden…Bu Komisyon, tarihimizde benzeri görülmemiş, utandırıcı bir görev yükleniyordu. Eski iktidar en sonunda fiilen Türkiye Büyük Millet Meclisini feshetmiş, kendi meşruluğunu kendi eliyle kökünden söküp almıştı. Bu bardağı taşıran son damla oldu.’

• 66.yıldönümünde bir soru : – 27 Mayıs 1960 darbe mi, devrim miydi?

• “Darbedir” diyenler de olacak “Devrim “diyenler de …

• “Darbedir” diyenler de olacaktır “Devrim “diyenler de. 

• Prof. Dr. Afşar TİMUÇİN İnsan: Geleceği Olan Tek Varlık makalesinde :

  – Sağlıklı bilinç geçmişe takılıp kalmaz: o her zaman her yerde gereklinin izini sürer, özel olarak geleceğe bağlanır, olması gerekeni kollar. Sağlıklı bilincin geçmişe yönelişi daha çok güçlü bir geleceğe adanmışlık adınadır. Geçmiş bir çöplük değildir. Yaşanmış deney önemlidir. Geçmişte geleceği kurmaya yarayacak veriler vardır. Amaç geçmişte yitip gitmek değil geçmişin deneyimlerini yeni bir bakışla gelecek için işe yaratmaktır: Tarih bu işe yarar. “ diye yazmış!

.

27 Mayıs’a varan süreçte öğrencilerin İstanbul’da düzenlediği gösterilerde yakalarına taktıkları rozet.“Tam takır kuru bakır” yapılmış devlet hazinesine 27 Mayıs Devrimi sonrasında destek amacıyla toplanan evlilik/nişan yüzüğü karşılığında halka verilen anmalık Devrim Yüzüğü. 

( BU YAZI DERLEMEDİR)



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Atalay Konuralp avatarı
    Atalay Konuralp

    27 mayıs tarihimizde kara bir lekedir. yargılama ve idamlar rezalet ve ihanettir..bebek köpek davasıyla idama götürülen menderes iyi bir devlet adamıydı vatansever milliyetçi saygın asil şahsiyetti.idam ettirenler hep lanetle anılacaktı

  2. MEHMET BOZ avatarı
    MEHMET BOZ

    Sn. Konuralp’ın “…menderes iyi bir devlet adamıydı vatansever milliyetçi saygın asil şahsiyetti….” çıkarımını destekleyecek belge, bilgi var mı?
    Yoksa kıymeti olmayan bir savdan(iddia) öte bit değeri olmayacaktır.
    Çünkü: Dönemin canlı tanıkları saygın köşe yazarlarının 27 Mayıs 960 ihtilalinin hemen sonraki günlerde yazdıklarıyla taban tabana zıt savı var!
    Ek anımsatma:
    1-Başbakan A.Menderes, C.başkanı Bayar’a danışarak kendisini (sözde) korumak için 6 Haziran 1950 tarihinde o tarihe değin görülmemiş oylumda yüksek kademe olmak üzere Türk ordusunda büyük tesviye yaptığı tarih babanın defterinde yazılıdır.
    2-18 Nisan 1960 tarihinde muhalefeti, basını yıldırıp susturmak için 15 üyeli TBMM’inde yargının üstünde bir güç olan Tahkikat Komisyonunu kuran o DP mebuslarına Meclis grubunda yaptığı bir konuşmada “Siz isterseniz hilafeti bile geri getirebilirsiniz.” diyen A. Menderes’tir.
    Tarih çöplük değildir. Orada uygar geleceği kurmada değerli tecrübeler, bilgiler bulunmaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar