Din ve ahlak, Köy Enstitülerine karşı olanların en güçlü argümanlarından biridir

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

Sn. Demirkol’un çok sayıda savı(iddia) var!

Ancak savlarının dayanağı olan bir belgeye gönderme(atıf) yapmamış.

Din ve ahlak meselesi Köy Enstitülerine karşı olan feodal ve tarikatçıların en güçlü argümanlarından biridir.

Köy Enstitüleri, cumhuriyetin ilanı ile birlikte ülke kırsalındaki eğitim sorununu çözmek ve kalkınmayı sağlamak amacıyla akılcı ve laik bir eğitim modeliydi.

Enstitülerde yalnızca teorik dersler alan öğretmenler yerine köylünün gerek duyabileceği her alanda donanımlı( tarım, hayvancılık, arıcılık, madencilik, sebze ve meyve yetiştiriciliği, dikiş nakış, sağlık, ebelik, ayakkabıcılık gibi) pek çok konuda bilgili öğretmenler yetiştirilmek amaçlanmıştır.

1946 seçimleriyle çok partili (sözde) demokrasiye geçilince iktidarını koruyan CHP döneminde başlayan Köy Enstitülerine yönelik olumsuz tutum 1950’de DP iktidarında da artarak sürmüş ve kapatmasıyla sonuçlanmıştır. CHP ve DP’lilerin çoğunluğu , enstitülerdeki bütün uygulamaları dinî ve millî değerlere aykırı görülmüş ve ağır ithamlarda bulunmuşlardır.

Ancak ciddi kaynaklara göre Köy Enstitülerinde ibadet ve oruç uygulamalarında, doğrudan resmi bir yasaklama olmadığı gibi öğrencilerin bireysel ibadet özgürlüklerine ve oruç tutma gibi dini vecibelerini yapabilecekleri ortam oluşturulmuştur.

“Bir kişinin atacağı dev adımları değil, bin kişinin atacağı insan adımlarını özlüyorum.” diyen bilge adam Mili Eğitim Bakanı H.Ali Yücel, Köy Enstitüleri kuruluş gerekçesini şöyle açıklar:

“ Biz Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, sosyal hayatımızda yaptığımız büyük devrimleri köylere götürecek adam(insan) yetiştirmek istedik.

Çünkü: Ümmet devrinin böyle bir adamı vardı. Bu imamdır. İmam, insan doğduğu vakit kulağına ezan okuyarak, vefat ettiği vakit mezarının başında telkin vererek, doğumundan ölümüne kadar manen köylünün hâkimidir.

Bu manevi hâkimiyet, maddi tarafa da intikal eder. Çünkü: Köylü hasta olduğu vakit de sual mercii imam olur. Biz imamın yerine, devrimci düşüncenin adamını göndermek istedik. İşte Köy Enstitüleri fikri böyle doğdu.” (İmece, Ocak 2011)

Ve Köy Enstitüleri Yasasının (17.4.1940- sayı: 3803 ) mimarı İ. Hakkı Tonguç ise demokrasi hakkında

  • 1947 yılında toplumsal yaşama ait şunları yazmış
    -Köy güzelleştirilmedikçe bütün memleket güzelleştirilemeyecek; köy canlanmadıkça umumi hayat canlanamayacak; köylü gülmedikçe şehirli de gülemeyecektir.( Canlandırılacak Köy kitabından/ İlk baskı:1947)
  • 1954 yılında şunları yazmış.
    – Demokrasinin iki çeşidi vardır.
    – Biri zor ve gerçek olanı, öbürü de kolayı, oyun olanı…
    -Topraksızı topraklandırmadan, işçinin durumunu sağlama bağlamadan, halkı esaslı bir eğitimden geçirmeden olmaz birincisi, köklü değişiklikler ister.
    – Bu zor demokrasidir ama gerçek demokrasidir.
    -İkincisi kâğıt ve sandık demokrasisidir.
    -Okuma yazma bilsin bilmesin; toprağı, işi olsun olmasın, demagojiyle serseme çevrilen halk, bir sandığa elindeki kâğıdı atar. Böylece kendi kendini yönetmiş sayılır. Bu oyundur, kolaydır.
    -Amerika bu demokrasiyi yayıyor işte.
    -Biz demokrasinin kolayını seçtik, çok şeyler göreceğiz daha…

Yorum hanesinde yazılanları okuyunca tartışma kültürüne ilişkin temel prensiplerin sarfı nazar eylendiğini gördüm. Herkesin aynı düşüncede olmasını beklemek eşyanın tabiatına aykırı bir haldir.Ancak değerli çok sayıda üyesi olan Türkiye Biz’e saygı gereği uygun bir biçemle( üslup ) yazmak üyelerin sorumluluğu olmalıdır.

Geçmişte olup bitenleri doğru anlama konusunda Değerli felsefeci ve şair Afşar Timuçin aşağıdaki düşüncesini değerli bulmaktayım.

TARİH NEDİR SORUSUNA İLİŞKİN:

· Bilinç yetkinliği ölçüsünde geçmişi kavrama ve geleceği kurma gücü taşır.
· Geçmişi anlamak da geleceği tasarlamak da usun ayrıştırıcı ve bileştirici gücünü gerektirir.
· İnsan daha çok geçmişe eğilimlidir. Bu eğilim yetersiz bilinçte artar ve duygusallıkla sarılır.
· Sağlıklı bilinç geçmişe takılıp kalmaz: o her zaman her yerde gereklinin izini sürer, özel olarak geleceğe bağlanır, olması gerekeni kollar.
· Sağlıklı bilincin geçmişe yönelişi daha çok güçlü bir geleceğe adanmışlık adınadır.
· Geçmişte geleceği kurmaya yarayacak veriler vardır. Amaç geçmişte yitip gitmek değil geçmişin deneyimlerini yeni bir bakışla gelecek için işe yaratmaktır.
· Bilinçli kişinin işi dünden çok yarın ile ilgilidir.
· Bilinçli insanın işi olabilecek olanın gerçekleşebilir olanın peşindedir.
· Bir çağı bir dönemi bir olayı temel özellikleriyle kavramaya çalışmak, bunun için belgeler ve daha başka dayanaklar aramak ileriye dönük bilinçlerin işidir.
· Demokrat insan ahlakı öncelikle başkalarına saygıyı temel alan, geçmişi ve geleceği bir bütün olarak gören, insanlığın geleceğini dert edinen ve kendini insanlığın geleceğine adamış insanın ahlakıdır.
· Hepimiz geleceğe dünden ve bugünden değerler taşımak zorundayız dediğine göre yıldönümleri yalnızca sulu sepken anılıp geçiştirilecek günler hiç değildir.” demekte.

Sonuç olarak:
Köylerin boşaltılıp kentlere boca edildiği,
Devletin ve halkın borçlarının ödenemez mertebeler çıktığı,
Diplomalı işsizliğin ve ev gençlerinin sayısının ürkütücü saylara ulaştığı,
Emeklilerin günlük yaşam gereksinmelerini karşılamaktan ırak aylık gelire mahkum edilmesi Köy Enstitülerinin kapatılmış olmasının acı sonuçların faturası olduğunu düşündürmekte.
( BU YAZI DERLEMEDİR)



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar